akrabalarını ile cümle

akrabalarını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
6
HECE
9
ORT. KELİME
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Entonces Jehovah dijo a Jacob: --Vuelve a la tierra de tus padres, a tu parentela, y yo estaré contigo
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Il Signore disse a Giacobbe: «Torna al paese dei tuoi padri, nella tua patria e io sarò con te»
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››In GOSPOD je velel Jakobu: Vrni se v deželo očetov svojih in k sorodovini svoji, in bodem s teboj.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››I řekl mu Hospodin: Navrať se do země otců svých, a k příbuznosti své, a budu s tebou.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Ja Herra sanoi Jaakobille: "Palaja isiesi maahan ja sukusi tykö. Minä olen sinun kanssasi."
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››"여호와께서 야곱에게 이르시되 네 조상의 땅, 네 족속에게로 돌아가라 내가 너와 함께 있으리라 하신지라"
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Monda pedig az Úr Jákóbnak: Térj meg atyáid földére, a te rokonságod közé, és veled lészek.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Och HERREN sade till Jakob: »Vänd tillbaka till dina fäders land och till din släkt; jag skall vara med dig.»
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Og Herren sa til Jakob: Vend tilbake til dine fedres land og ditt eget folk, og jeg vil være med dig.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Tedy rzekł Pan do Jakóba: Wróć się do ziemi ojców twoich, i do rodziny twojej, a będę z tobą.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Toen sprak de HERE met Jakob en zei: "Ga terug naar uw vaderland en uw familie. Ik zal bij u zijn."
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››А Господ рече на Якова: Върни се в отечеството си и в рода си, и Аз ще бъда с тебе.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››И сказал Господь Иакову: возвратись в землю отцов твоих и на родину твою; и Я буду с тобою.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››ויאמר יהוה אל יעקב שוב אל ארץ אבותיך ולמולדתך ואהיה עמך׃
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››وقال الرب ليعقوب ارجع الى ارض آبائك والى عشيرتك. فاكون معك
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››耶 和 華 對 雅 各 說 、 你 要 回 你 祖 你 父 之 地 、 到 你 親 族 那 裡 去 、 我 必 與 你 同 在
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››耶和華 對雅 各 說 、 你 要 回 你 祖 你 父 之 地 、 到 你 親族 那 裡去 、 我 必與 你 同在
Sizin uzak akrabalarınızdan biri değil mi, efendim?Är han inte din släkting, frun?
Sizin uzak akrabalarınızdan biri değil mi, efendim?Ele não é um parente seu afastado, minha senhora?
Sizin uzak akrabalarınızdan biri değil mi, efendim?Er han er ikke i familie med dig?
Sizin uzak akrabalarınızdan biri değil mi, efendim? Hayır.-Eikö poika ole teille sukua?
Sizin uzak akrabalarınızdan biri değil mi, efendim?Ma non è suo parente alla lontana, signora?
Sizin uzak akrabalarınızdan biri değil mi, efendim?Nie jest pani dalekim krewnym?
Sizin uzak akrabalarınızdan biri değil mi, efendim?No es de un pariente lejano suyo, ¿señora?
Sizin uzak akrabalarınızdan biri değil mi, efendim?Δεν είναι δικός σας συγγενής;
Sizin uzak akrabalarınızdan biri değil mi, efendim?Значит, вам он не родственник, мэм?
Sözcüğün tarihsel katmanları akrabalarını içerir: "only", "once", "eleven" ve hatta "a", "an" ve "any"."one"를 이루는 역사의 막은 자신의 친척들도 포함하는데, "only", "once, "eleven" 심지어 "a", "an", "any"가 그 친척들이죠.
Sözcüğün tarihsel katmanları akrabalarını içerir: "only", "once", "eleven" ve hatta "a", "an" ve "any".השכבות ההסטוריות של "אחד" כוללות את הקרובים שלה "רק," פעם אחת," אחד עשרה," ואפילו "ה," "הזה," ו "כל."
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.Anda perlahan melacak lebih dan lebih jauh ke masa lalu, menambahkan semua hubungan yang lebih jauh.
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.Et vous remontez petit à petit le temps, ajoutant toutes ces relations de plus en plus distantes.
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.Gradualmente rastrean más y más en el pasado, agregando estas relaciones cada vez más distantes.
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.Je volgt het zo steeds verder in het verleden, steeds de steeds verdere verwantschappen toevoegend.
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.여러분은 점점 더 더 과거로 거슬러 추적합니다, 더 떨어진 관계들을 추가하며.
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.Lentamente si risale indietro nel passato, aggiungendo queste relazioni sempre più lontane.
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.Sie verfolgen Ihre Familiengeschichte in die Vergangenheit mit immer entfernteren Verwandten zurück.
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.Stopniowo cofasz się coraz dalej w przeszłość, dodając osoby coraz dalej spokrewnione.
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.Treptat ajungeţi tot mai înapoi în trecut, adăugând aceste relaţii tot mai îndepărtate.
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.Постепенно проследявате назад във времето, добавяйки тези още по-далечни връзки.
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.בהדרגה מגיעים רחוק יותר אל העבר ומוסיפים קשרים יותר רחוקים.
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.وتبدأ هكذا رجوعا في الماضي مضيفا تلك العلاقات البعيدة
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.遠い親戚も付け加えていきます しかしどれほど教会の記録などを 調べ尽くしても
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Ale Michlot spłodził Symejasza; a ci także naprzeciwko braci swych mieszkali w Jeruzalemie z braćmi swymi.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.A Miklót splodil Šimeu. A tí tiež bývali naproti svojim bratom v Jeruzaleme so svojimi bratmi.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.A Miklot zplodil Simea. I ti také naproti bratřím svým bydlili v Jeruzalémě s bratřími svými.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.In Miklot je rodil Simea. Ti so tudi prebivali z brati svojimi v Jeruzalemu, bratom svojim nasproti.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Ja Miklotille syntyi Simea. Hekin asuivat veljinensä Jerusalemissa, rajakkain veljiensä kanssa.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.미글롯은 시므아를 낳았으며 이 무리가 그 형제로 더불어 서로 대하여 예루살렘에 거하였더라
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Men Miklot födde Simea. Också dessa bodde jämte sina bröder i Jerusalem, gent emot sina bröder.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Mích-lô sanh Si-mê - a ; chúng cũng đồng ở cùng anh_em mình tại Giê-ru-sa-lem đối_mặt nhau .
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Mích-lô sanh Si-mê-a; chúng cũng đồng ở cùng anh em mình tại Giê-ru-sa-lem đối mặt nhau.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Miclot a născut pe Şimea. Şi ei locuiau tot la Ierusalim lîngă fraţii lor, împreună cu fraţii lor. -
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Miclote foi pai de Siméia; também estes habitaram em Jerusalém defronte de seus irmãos.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Miklót, [a ki] nemzé Simámot. Ezek is testvéreiknek átellenében, Jeruzsálemben laktak testvéreikkel.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Miklot avlede Sjim'a. Også disse boede over for deres Brødre sammen med deres Brødre i Jerusalem.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Miklòt generò Simeà. Anche costoro abitavano in Gerusalemme accanto ai fratelli
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Mikloth aber zeugte Simea. Und auch sie wohnten ihren Brüdern gegenüber zu Jerusalem mit ihnen.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Mikloth engendra Schimea. Ils habitaient aussi à Jérusalem près de leurs frères, avec leurs frères. -
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Og Miklot fikk sønnen Simea. Også disse bodde midt imot sine brødre i Jerusalem, sammen med sine brødre.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.y Miclot, quien engendró a Simea. Ellos también habitaban en Jerusalén con sus hermanos, frente a ellos
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.и Макелот, който роди Сама§ и те също се заселиха с брата си в Ерусалим, срещу братята си.

İlgili Sayfalar