akrabalarını ile cümle
akrabalarını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
6
HECE
7
ORT. KELİME
Genç adam arkadaşlarını ve akrabalarını uğurladı.The young man bade farewell to his comrades and relatives.
O, ayrılmadan önce akrabalarının kucakladı.He embraced his relatives before he left.
Tom'un tüm akrabalarının bir listesini istiyorum.I want a list of all Tom's relatives.
Akrabalarınız arasından herhangi biri kanser hastası mıydı?Was anybody among your relatives ill with cancer?
Tom ve Mary tüm arkadaş ve akrabalarını düğüne davet ettiler.Tom and Mary invited all their friends and relatives to the wedding.
Tom önümüzdeki üç hafta boyunca, Boston'daki akrabalarının yanında kalıyor.Tom is staying with his relatives in Boston for the next three weeks.
O, yerlileri akrabalarının idam edilmelerine tanık olmaya zorladı.He forced the natives to witness the execution of their relatives.
Akrabalarını kollamakla suçlanıyor.She was accused for nepotism.
Tom akrabalarını öğleden sonra çayı için davet etti.Tom invited his relatives over for afternoon tea.
Avustralya'da akrabalarınız var mı?Do you have relatives in Australia?
Akrabalarınıza benim için selam söyleyin, Tom.Say hello to your relatives for me, Tom.
Sami akrabalarının bakımında birkaç ay geçirdi.Sami spent a few months in the care of relatives.
Tom akrabalarını ziyaret ediyor.Tom is visiting relatives.
Arkadaşlarınızdan veya akrabalarınızdan herhangi biri burada çalışıyor mu?Do any of your friends or relatives work here?
Tom ve Mary akrabalarını ziyaret ediyor.Tom and Mary are visiting relatives.
Burada akrabalarınız var mı?Do you have relatives here?
Ötüşleri güçlü bir spek şeklinde, akrabalarının zayıf ötüşlerine benzemeyen niteliktedir.The call is a strong spek, unlike the weak call of its relative.
Bunun üzerine babası onu anayurdu olan İzlanda'ya akrabalarının yanına göndermiştir.Shi sent his close associates to inquire of this from Yang.
Akrabalarını görmek için gittiği Londra’da damak zevki iyice gelişir.Her palate got better during her visits to her relatives in London.
Dini Bayramlarda gurbette yaşayanlar köyüne gelerek, büyüklerini, akrabalarını ziyaret ederler.On this holiday, people return home to visit and pay respect to the elders.
Seksiyon Cerris, Avrupa ve Asya'daki saçlı meşe ve akrabalarını kapsar.Cerris, the Turkey oak and its relatives of Europe and Asia.
Dikran Tahta çocukluğu boyunca, İstanbul'da kalan akrabalarını sık sık ziyaret eder.In his childhood, he would visit relatives in Istanbul every other year.
Günümüzde, emin olduğunuz akrabalarınızla başlıyorsunuz.You start in the present, with relationships you're certain about.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Joseph sent, and summoned Jacob, his father, and all his relatives, seventy-five souls.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.And Mikloth begat Shimeah. And these also dwelt with their brethren in Jerusalem, over against them.
Önce en yakın akrabalarını uyar!And warn your near relations,
Kendisini yetiştiren tüm akrabalarını,And his family who had stood by him,
Ne yakın akrabalarınız, ne çocuklarınız kıyamet günü size bir yarar sağlayamaz.There will profit you neither your kindred nor your children on the Day of Resurrection.
İslam yasalarına göre, bu para kurbanların akrabalarının hemşireleri affetmesini sağlayacak.Under Islamic law, this would allow the victims' relatives to pardon the nurses.
Cinnet haberi Taloviç'in BH'deki köyünde yaşayan akrabalarını şok etti.News of the shooting spree shocked relatives in Talovic's home village in BiH.
Pek çok vatandaş ise, devletin ya da yurtdışında çalışan akrabalarının yerdımları ile geçiniyor.Many more require the assistance of the government or family members who work abroad.
"Pap Kralı", kendisini eşinin akrabalarının zehirlediğini öne sürdü.The "King of Pap" says he was poisoned by members of his extended family.
Bu kişiler, akrabalarının, komşularının ya da arkadaşlarının verdikleriyle geçiniyor.They live off the generosity of others -- relatives, neighbours, friends.
Ashdown, Karadziç'in Akrabalarının Banka Hesaplarını DondurduAshdown Freezes Bank Accounts of Karadzic Relatives
NATO Askerleri Karadziç'in Akrabalarının Evlerini AradıNATO Troops Search Homes of Karadzic Relatives
Aşağıda Zoltán'ın en yakın akrabalarını sunan bir aile ağacı mevcuttur:[1][1]The following is a family tree presenting Zoltán's closest known relatives:[3][12]
İmparatoriçe'ye Orlov'un 13 yaşındaki akrabalarını baştan çıkardığını bildirdiler.They informed the empress that Orlov had seduced his 13-year-old relative.
Liu barış istedi, ancak Chen'den akrabalarını Kuzey Qi'ye rehine olarak göndermesini istedi.Liu sought peace, but requested Chen to send his relatives as hostages to Northern Qi.
Akrabalarının yanına gönderilmiş bir çocuk olan Ingemar'ın hikayesini anlatır.It tells the story of Ingemar, a young boy sent to live with relatives.
Kral, ülke içi güvenliği akrabalarını sürgün ederek sağladı.The king managed to keep security within Portuguese borders only by outlawing and exiling his kin.
Chriacus, erkn akrabalarının dağılımı içinde bir yerdedir.Chriacus lies somewhere within the range of their early relatives.
Sakinler, Rus birliklerinin akrabalarının cesetleri kaldırmasını da yasakladığını iddia etti.[3]Residents claimed Russian troops also forbade relatives from removing the bodies afterwards.[9]
Uzak akrabalarının bazılarının adalarda büyük gücü ve serveti vardı.Some of his distant family had great power and fortune in the islands.
Birçok yerleşimci de akrabalarını çağırdı.Many settlers also sent for their relatives.
Kocasıyla birlikte, akrabalarının bazılarını okumaları için destekledi.Together with her husband, she supported several relatives of their relatives to study.
Ne kadar sıklıkta akrabalarını ziyaret ediyorsun?Wie häufig besuchst du deine Verwandten?
Tüm akrabalarını yitirdikten sonra annesinin ailesi yanına taşındı.Andernfalls wären sie alle nach dem Tod ihrer Mutter mittellos geworden.
Davet edilen damat tarafı, yakın akrabalarını alarak kız evine giderler.À la demande de l'inconnue, les jeunes filles la ramènent chez elle.
Holmes insanlara onun Kaliforniya'daki akrabalarını ziyarete gittiğini söyler.Me dijo que fuera a verlo a su casa en California.
Ayla, kızıyla beraber akrabalarının yanına gider.Consuela llega a su casa con su familia.
Seksiyon Mesobalanus, Asya ve Avrupa'daki macar meşesi ve akrabalarını kapsar.Sección Mesobalanus, de roble húngaro y sus parientes de Europa y Asia.
1900'lü yıllarda eşiyle sorunlar yaşayıp, zaman zaman ülkesine, akrabalarının yanına gitti.Por esos años continuó efectuando viajes con su esposa, dentro y fuera del país.
"Akrabalarınız nereli?" "İtalyan.""Di che nazionalità sono i vostri parenti?" "Italiana."
"Akrabalarınız nereli?" "Yunan.""Di che nazionalità sono i vostri parenti?" "Greca."
"Akrabalarınız nereli?" "Fransız.""Di che nazionalità sono i vostri parenti?" "Francese."
"Akrabalarınız nereli?" "İngiliz.""Di che nazionalità sono i vostri parenti?" "Inglese."
"Akrabalarınız nereli?" "Alman.""Di che nazionalità sono i vostri parenti?" "Tedesca."
"Akrabalarınız nereli?" "İskoç.""Di che nazionalità sono i vostri parenti?" "Scozzese."
"Akrabalarınız nereli?" "İrlanda.""Di che nazionalità sono i vostri parenti?" "Irlandese."
"Akrabalarınız nereli?" "İzlanda.""Di che nazionalità sono i vostri parenti?" "Islandese."