Akıl hastalığı herkesi etkileyebilir.Mental illness can affect anyone.
Akıl hastalığı bir hastalıktır.Mental illness is a disease.
Sami ciddi akıl hastalığı belirtileri göstermiyordu.Sami wasn't showing the signs and symptoms of serious mental illness.
Sami'nin tanısal bir akıl hastalığı yoktu.Sami didn't have a diagnosable mental illness.
Sami'ye bir akıl hastalığı teşhisi konuldu.Sami has beed diagnosed with a mental disorder.
Sami'nin akıl hastalığı onun mankenlik kariyerini kısa kesmiştir.Sami's mental illness cut his modeling career short.
1905 yılından itibaren Claudel'de akıl hastalığı baş gösterdi.After 1905 Claudel appeared to be mentally ill.
Bardo ailesinin geçmişinde akıl hastalığı mevcuttu ve kendisine de manik depresyon teşhisi kondu.Bardo's family had a history of mental illness, and he himself was diagnosed with bipolar disorder.
Maria, hayatın sonunu akıl hastalığından muzdarip geçirmiştir.Near the end of the voyage Mary became ill.
Bu kitap, onun akıl hastalığının tescillenmesi olarak kabul edildi.In order to do this, he registered himself as mentally ill.
Eğitim de bir çözüm olabilir, ve akıl hastalığı gibi uç durumlarda ilaçlar da.Again, education, and for extreme cases, for example mental illness, medical aid.
Bu, geçtiğimiz yılda herhangi bir akıl hastalığı bulunanların nüfustaki oranı.This is the percent of the population with any mental illness in the preceding year.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum. Ne hakkında konuşacağım?My mental illness -- well, I'm not even going to talk about my mental illness.
"Liberalizm Bir Akıl Hastalığıdır,""Liberalism Is a Mental Disorder,"
Nathaniel gibi birinin akıl hastalığı yüzündenI found myself growing outraged that someone
Ve ben özel bir hastanın, akıl hastalığından ölmek üzere olan bir kadının, bakımıyla ilgileniyordum.And I had gone to take care of one particular patient, a woman who was dying of dementia.
Ve diğer bir şey de bir bilimin gelişmesidir, bir akıl hastalığı bilimi.And the other thing that happened is that a science developed, a science of mental illness.
Bu bir akıl hastalığı. * Hayır...- No...
Koku eksiklikleri ve akıl hastalığı veya hastalığının tahminiOlfactory deficits and prediction of mental illness or disease
Ayrıca, akıl hastalığı nöbetleri nedeniyle hastanelere de girip çıktı.He had also been in and out of hospitals, suffering from bouts of mental illness.
Bunun örnekleri tedavi edilemez hastalık veya ömür boyu süren akıl hastalığıdır. [1]Examples of this are incurable disease or lifelong mental illness.[2]
Ortomoleküler psikiyatri, akıl hastalığı için ortomoleküler tıbbın kullanılmasıdır.Orthomolecular psychiatry is the use of orthomolecular medicine for mental illness.
İslam'da ruh sağlığı ve akıl hastalığı bütüncül bir yaklaşımla ele alındı.In Islam, mental health and mental illness were viewed with a holistic approach.
Akıl hastalığı, şefkatli bir tedavi gerektiren bir hastalık olarak görülmeye başlandı.It came to be viewed as a disorder that required compassionate treatment.
Maria, hayatın sonunu akıl hastalığından muzdarip geçirmiştir.Dies gibt Maria etwas Trost in ihrer Trauer.
Bunların çoğu eşcinselliği "akıl hastalığı" olarak tanımlıyordu.Muchos de estos automóviles eran pintados "psicodélicamente".
Bu olay onda akıl hastalığına neden olacak sanrıları tetiklemiştir.Allí se interesó por la deficiencia mental.
Bu olay onda akıl hastalığına neden olacak sanrıları tetiklemiştir.Una scelta che sarà fatale alla sua psiche malata.
Kendi akıl hastalığını yine kendi aklı ile dizginleyerek akademik çalışmalarına yeniden hız verir.Одержим своими исследованиями настолько, что сошёл с ума.
Sado muhtemelen akıl hastalığından acı çekiyordu.كان ولي العهد على الأرجح يعاني من مرض عقلي .
III. George saltanatının son yıllarında yeniden nükseden akıl hastalığı nedeniyle çok ızdırap çekti.عانى جورج الثالث في آخر حياته من اضطراب نفسي متكرر، أصبح مزمناً في نهاية المطاف.
ASKB, bir kişilik bozukluğudur; bir akıl hastalığı değildir.Wodobrzusze jest objawem, a nie osobną jednostką chorobową.
Oxford vatana ihanetten yargılandı, fakat akıl hastalığı sebebiyle beraat ettirildi.Oxford anklagades för högförräderi, men friades på grund av sinnessjukdom.
Bunların çoğu eşcinselliği "akıl hastalığı" olarak tanımlıyordu.Detta innebar att homosexuella i hela världen betraktades som sinnessjuka.
Bu olay onda akıl hastalığına neden olacak sanrıları tetiklemiştir.Man menade till och med att han hade läggning åt sinnessjukdom.
Maria, hayatın sonunu akıl hastalığından muzdarip geçirmiştir.Марія сприйняла це як кінець життя.
Sado muhtemelen akıl hastalığından acı çekiyordu.Sado cel mai probabil a suferit de boli mintale.
Maria, hayatın sonunu akıl hastalığından muzdarip geçirmiştir.Mária utolsó hete szorongásban telt el.
Bu olay onda akıl hastalığına neden olacak sanrıları tetiklemiştir.Tapahtumat järkyttivät hänen mielenterveyttään.
ASKB, bir kişilik bozukluğudur; bir akıl hastalığı değildir.En personlighedsforstyrrelse er en psykisk lidelse og ikke en psykisk sygdom.
Sado muhtemelen akıl hastalığından acı çekiyordu.Akibatnya, Lisa menderita sakit jiwa.
Bu kitap, onun akıl hastalığının tescillenmesi olarak kabul edildi.Je edini, ki je prejel to priznanje za odkritje cepiva.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.A mentális betegségem - nos, nem is fogok beszélni a mentális betegségemről.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.A minha doença mental -- bem, nem sequer é dela que vou falar.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Boala mea psihică - nu vă voi vorbi de boala mea psihică.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Chứng bệnh tâm thần của tôi, oh, tôi sẽ không nói về chứng bệnh này của tôi.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.저의 정신질환은...음.... 제 정신질환에 대해 이야기할 생각은 추호도 없어요.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.La mia malattia mentale... beh, non voglio neanche parlarne.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Ma maladie mentale -- je ne vais même pas parler de ma maladie mentale.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Meine psychische Erkrankung - nun, darüber werde ich nicht mal reden.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Mi enfermedad mental, bien, ni siquiera voy a hablarles de ella.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Mijn geestesziekte -- daar ga ik het niet eens over hebben.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Min psykiska sjukdom -, jag kommer inte ens att prata om min psykiska sjukdom.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Moja choroba... Nie będę o niej mówić.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Moja duševna bolezen -- no, ne bom govorila o moji duševni bolezni.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Moja duševná choroba -- teda, nebudem hovoriť o mojej duševnej chorobe.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Penyakit mental saya -- saya bahkan tidak akan berbicara akan hal ini.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Η ψυχική μου ασθένεια -- λοιπόν, ούτε που πρόκειται να μιλήσω για την ψυχική μου ασθένεια.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Мій психічний розлад - ні, я не говоритиму про мою хворобу.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.Моё психическое расстройство... Нет, я не буду говорить о моей болезни.