Cankurtaranlar her yıl ABD'deki kıyı akıntılarından on binlerce insanı kurtarıyor.Lifeguards rescue tens of thousands of people from rip currents in the U.S. every year.
Her yıl kıyı akıntıları ile 100 kişinin öldüğü tahmin ediliyor.It is estimated that 100 people are killed by rip currents annually.
Sami'nin akıl hastalığı onun mankenlik kariyerini kısa kesmiştir.Sami's mental illness cut his modeling career short.
Sami su akışını takip etti.Sami followed the water downstream.
Sami bir akıllı telefon oyunu oynuyordu.Sami played a smartphone game.
Sami akıllı telefonunda bir oyun oynadı.Sami played a game on his smartphone.
Sami, Leyla'nın tavsiyesini dinleyecek kadar akıllıydı.Sami was smart enough to listen to Layla's advice.
Sami hâlâ başka herkesten daha akıllı olduğunu düşünüyor.Sami still thinks he's smarter than anybody else.
Bir yerde Esperanto'yu akıcı bir şekilde konuşan bir casus var.Somewhere there is a spy that speaks Esperanto fluently.
Sen o kadar akıllı değilsin.You aren't so smart.
Tom ve Mary akıllıdır.Tom and Mary are smart.
Keşke Fransızca'yı daha akıcı biçimde konuşabilseydim.I wish I could speak French more fluently.
Onu yapmak muhtemelen akıllıca olacaktır.It would probably be wise to do that.
Bunu akılda tutmalıyız.We must keep this in mind.
Peki, şimdi akıcı bir şekilde Fransızca konuşabiliyor musun?So, can you speak French fluently now?
Tom akıcı bir şekilde Fransızca konuşmuyor.Tom doesn't speak French fluently.
Tom akıllı bir çocuk, değil mi?Tom is a smart boy, isn't he?
Tom akıllı bir adam, değil mi?Tom is a smart guy, isn't he?
Tom, Mary'den daha akıllı, değil mi?Tom is smarter than Mary is, isn't he?
Tom akıllı bir kişi, değil mi?Tom is a smart person, isn't he?
Tom, Fransızca ve İngilizcede akıcı.Tom is fluent in French and English.
Çok akılda kalıcı bir ezgi bu.This is a very catchy tune.
Boston'u kasıp kavuran yeni akım bu.It's the latest craze sweeping Boston.
Mary akıllı bir kadındır.Mary is a smart lady.
Akıllarını kaybettiler.They lost their minds.
Akıntıyla yüzüyorum.I'm swimming with the current.
Bu bana pek akıllıca gelmiyor.That doesn't sound logical to me.
Tom akıllılık edip şemsiyesini yanına aldı.It was wise of Tom to take his umbrella with him.
O çok akıllı ve eğlenceli.He's so smart and funny.
Tom'un bu kadar akıcı biçimde Fransızca konuşabileceğini bilmiyordum.I didn't know Tom could speak French so fluently.
Keşke bütün dillerde akıcı olsaydım.I wish I was fluent in all the languages.
Sıkı çalışma, akıllı çalış.Don't work hard. Work smart.
Yarım akıllının biri.He's a half-wit.
Bir akıllı araba her zaman park edecek bir yer bulabilir.A Smart car can always find a spot to park.
Dilimizi akıcı biçimde konuşuyor.He is a fluent speaker of our language.
Ders çalışmanın dışarıda arkadaşlarıyla takılmaktan daha akıllıca olacağına karar verdi.He decided it would be wiser to study than to go out with friends.
Eskiden kolunda hep saat olurdu ama artık saate akıllı telefonundan bakıyor sadece.He used to always wear a watch, but now he just looks at his smart phone.
Akıllı adamı severim.I love smart guys.
Akıllı bir adam hatalarından faydalanmalıdır.A wise man should profit from his mistakes.
Akıllıca bir seçim yaptı.He made a wise decision.
Tom akıl hastası değil.Tom isn't mentally ill.
Kimse akıcı Latince konuşuyor mu?Is anyone fluent in Latin?
Akıl hocalarımız iyiydi.We had good mentors.
Tom gerçekten onun düşündüğü kadar akıllı mı?Is Tom really as smart as he thinks?
Bu akıllıca bir hareket olmaz.That wouldn't be a smart move.
Tom'un cahilliği paçalarından akıyor.Tom's ignorance is telling.
Kediceyi akıcı olarak bilmiyorum.I'm not fluent in Cat.
Tom kanosuyla akıntıya karşı kürek çekmeye çalıştı.Tom tried paddling his canoe upstream.
Nasıl daha akıllı olabilirim?How can I become smarter?
Anormal akıntılar ne zaman başlamıştı?When did the unusual discharge begin?
Memenizde akıntı oldu mu?Have you had any nipple discharge?
Akıcı olarak konuşabildiğini düşündüğün kaç dil var?How many languages do you consider yourself fluent in?
Bir akıllı telefon kırılırsa tamir edilemez.If a smartphone breaks, it cannot be repaired.
Akıllı telefonlar bozulunca tamir edilemezler.If a smartphone breaks, it cannot be repaired.
Bu yapılacak akıllıca bir şey değil.That's not a smart thing to do.
Bu akıllı değil.That's not smart.
Yeterince akıllı değiliz.We weren't clever enough.
Akıllı telefon zombileri yollarda güvenlik sorunu teşkil etmeye başladı.Smartphone zombies have become a safety issue on the streets.
Hayalim Fransızcayı akıcı bir şekilde konuşmak.My dream is to become fluent in French.
Bu kablodan akım geçiyor.This cable is live.