Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.With us are both the gray-headed and the very aged men, much elder than your father.
Beyaz elbiseli genç bir kız veya ak saçlı bir kadındır.Ры́жая — женщина или девушка с рыжими волосами.
Ak Saçlı'nın naibi olmuştur.Lägg märke till den håriga stjälken.
Yeni ak saçlı ise "Hoca" dır.Hårsækken er således hårstråets 'rod'.
Bu sendroma çözüm bulan kişi ise ak saçlı bir doktordur.Et godt eksempel på slike situasjoner kan være hos frisøren eller legen.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Aan onze kant staan wijze bejaarde mannen, die zelfs ouder zijn dan je vader.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Anche fra di noi c'è il vecchio e c'è il canuto più di tuo padre, carico d'anni
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Conosco estão os encanecidos e idosos, mais idosos do que teu pai.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Det er blandt oss en som er både gammel og gråhåret, rikere på dager enn din far.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Es sind Graue und Alte unter uns, die länger gelebt haben denn dein Vater.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Giữa vòng chúng tôi cũng có người tóc bạc, kẻ già cả, Ðược tuổi cao tác lớn hơn cha của ông.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Giữa vòng chúng_tôi cũng có người tóc bạc , kẻ già_cả , Ðược tuổi cao tác lớn hơn cha của ông .
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Gråhårsman och åldring finnes också bland oss, ja, en som övergår din fader i ålder.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Hikmat ini kami terima dari orang yang beruban; mereka sudah ada sebelum ayahmu dilahirkan
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Il y a parmi nous des cheveux blancs, des vieillards, Plus riches de jours que ton père.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Între noi sînt peri albi, bătrîni, oameni mai înziliţi decît tatăl tău.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.I šedivý i starec je medzi nami, čo do veku, starší ako tvoj otec.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.I šedivýť i stařec mezi námi jest, ano i starší věkem než otec tvůj.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.I sędziwyć i starzec między nami jest starszy w latach niż ojciec twój.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.우리 중에는 머리가 세기도 하고 연로하기도 하여 네 부친보다 나이 많은 자가 있느니라
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Med nami so i osiveli i starčki, številnejših dni nego tvoj oče!
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Også vi har en gammel iblandt os, en Olding, hvis Dage er fler end din Faders!
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Onpa meidänkin joukossamme harmaapää ja vanhus, isääsi iällisempi.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Õsz is, agg is van közöttünk, jóval idõsebb a te atyádnál.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.También entre nosotros hay hombres canosos, hombres muy ancianos, mayores en años que tu padre
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Υπαρχουσι και μεταξυ ημων πολιοι και γεροντες, γεροντοτεροι του πατρος σου.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.Има и между нас и белокоси и престарели, По-напреднали на възраст и от баща ти.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.И седовласый и старец есть между нами, днями превышающий отца твоего.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.גם שב גם ישיש בנו כביר מאביך ימים׃
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.عندنا الشيخ والاشيب اكبر اياما من ابيك.
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.我 們 這 裡 有 白 髮 的 、 和 年 紀 老 邁 的 、 比 你 父 親 還 老
Bizde ak saçlı da yaşlı da var, Babandan bile yaşlı.我 們這裡 有 白髮 的 、 和 年紀老邁 的 、 比 你 父親還老
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›A keď vezmete i tohoto odo mňa, a prihodí sa mu nejaké nešťastie, sprevadíte moje šediny v trápení do hrobu.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›En als jullie zijn broer nu ook nog van mij afnemen en hem iets overkomt, zal ik sterven van verdriet.'
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›너희가 이도 내게서 취하여 가려한즉 만일 재해가 그 몸에 미치면 나의 흰머리로 슬피 음부로 내려가게 하리라 하니
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›Tar I nu også denne fra mig, og det møter ham nogen ulykke, så sender I mine grå hår med sorg ned i dødsriket.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›Vezmete-li i tohoto ode mne, a přišlo by na něj něco zlého, tedy uvedete šediny mé s trápením do hrobu.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›если и сего возьмете от глаз моих, и случится с ним несчастье, то сведете вы седину мою с горестью во гроб.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›и ако ми отнемете и тоя, и му се случи нещастие, ще свалите бялата ми коса със скръб в гроба.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›ולקחתם גם את זה מעם פני וקרהו אסון והורדתם את שיבתי ברעה שאלה׃
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›فاذا اخذتم هذا ايضا من امام وجهي واصابته اذيّة تنزلون شيبتي بشر الى الهاوية.
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›現 在 你 們 又 要 把 這 個 帶 去 離 開 我 、 倘 若 他 遭 害 、 那 便 是 你 們 使 我 白 髮 蒼 蒼 、 悲 悲 慘 慘 的 下 陰 間 去 了 。
Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›現在 你 們 又 要 把 這個帶 去 離開 我 、 倘若 他 遭害 、 那 便 是 你 們使我 白髮蒼蒼 、 悲悲慘慘 的 下 陰間 去 了 。
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.A učiníš podľa svojej múdrosti a nedáš jeho šedinám sostúpiť v pokoji do hrobu.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Con hãy cứ sự khôn ngoan con mà cư xử, chớ để đầu bạc nó xuống âm phủ cách bình yên.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Con hãy cứ sự khôn_ngoan con mà cư_xử , chớ để đầu bạc nó xuống âm_phủ cách bình_yên .
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Cselekedjél a te bölcseséged szerint, és ne engedd, hogy megõszülvén, békességgel menjen a koporsóba.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Fă după înţelepciunea ta, şi să nu laşi ca perii lui cei albi să se pogoare în pace în locuinţa morţilor.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Faze, pois, segundo a tua sabedoria, e não permitas que suas cãs desçam � sepultura em paz.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Gjør derfor som din visdom lærer dig, og la ikke hans grå hår fare med fred ned i dødsriket.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.gør derfor, som din Klogskab tilsiger dig, og lad ikke hans grå Hår stige ned i Dødsriget med Fred.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Je bent een wijs man en weet wat je te doen staat; laat hem niet in vrede sterven.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.네 지혜대로 행하여 그 백발로 평안히 음부에 내려가지 못하게 하라
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Niin tee nyt viisautesi mukaan äläkä anna hänen harmaiden hapsiensa rauhassa mennä alas tuonelaan.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Protož zachováš se podlé moudrosti své, a nedáš sstoupiti šedinám jeho v pokoji do hrobu.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Så gör nu efter din vishet, och låt icke hans grå hår få med frid fara ned i dödsriket.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Stóri torej ž njim po modrosti svoji in ne pústi sivi glavi njegovi, da gre v grob [Hebr. šeol.] v miru.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Tu agirai con saggezza, ma non permetterai che la sua vecchiaia scenda in pace agli inferi
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Tue nach deiner Weisheit, daß du seine grauen Haare nicht mit Frieden hinunter in die Grube bringst.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Tú harás conforme a tu sabiduría; no dejarás que sus canas desciendan en paz al Seol