Herkesin zaman zaman ailevi sorunları olur.Everyone has domestic troubles from time to time.
Tom'un ailevi problemleri var.Tom has family problems.
Sami'nin ailevi aciliyeti vardı.Sami had a family emergency.
Ailevi bir takım sıkıntıları varmış.Apparently, there is a range of family problems.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Lucius, who awoke at dawn, has family duties to perform today. (Cheering)
İlişkiler arkadaşlık, romantik ya da ailevi olabilir.The relationships can be friendships, romantic, or familial.
Ailevi hizmetDomestic service
Liebig ile olan ilişkisi profesyonel olduğu kadar ailevi ilişkiye de sahiptiler.His association with Liebig eventually became personal as well as professional.
Ailevi problemler yüzünden üniversiteye gidemedi.Aus familiären Gründen besuchte er keine Schulen.
Ailevi sorunlarına çözüm bekleyen kadınlar sık sık kapısını çalmaktadır.Frauenrechtlerinnen und Kastengegnern sind seine Vorschriften oft ein Dorn im Auge.
Fakat ailevi ve özel sebeplerden dolayı rolü reddettiler.Er zog sich aus persönlichen und gesundheitlichen Gründen vom Vorsitz zurück.
Çölyak hastalığı genetik bir hastalıktır, yani ailevi kalıtım söz konusudur.La FSH est une maladie génétique, donc à transmission familiale.
Ancak birkaç hafta sonra özel ve ailevi nedenler dolayısıyla ayrılmaya karar verdi.Elle se retire cependant un mois plus tard en invoquant des raisons personnelles et familiales.
İlişkiler arkadaşlık, romantik ya da ailevi olabilir.Potevano diventare amici, rivali o in relazione romantica.
Korkuların ve yaşananların ciddiye alınmaması ise ailevi ilişkilerin zedelenmesine dahi yol açabilmektedir.Il senso di vergogna e colpa può anche impedire alla donna di raccontare ad altri l'accaduto.
Fakat ailevi ve özel sebeplerden dolayı rolü reddettiler.Я приняла это решение по личным и семейным причинам.
Ailevi Akdeniz ateşi tedavi edilebilir bir hastalıktır.Любовь к оружию, видимо, болезнь семейная.
Hastalığın ailevi olup olmadığını saptamak için detaylı bir aile tarihine bakılır.يتم اخذ تاريخ عائلي شامل لتحديد ما اذا كان المرض متوارث عائلياَ.
Fakat ailevi ve özel sebeplerden dolayı rolü reddettiler.Porém, esta deixou o posto por razões privadas e profissionais.
Ailevi akdeniz ateşi kalıtsal bir hastalıktır.Febre familiar do Mediterrâneo é uma doença inflamatória hereditária.
İlişkiler arkadaşlık, romantik ya da ailevi olabilir.Czy w wyborze kierować się ambicjami, zainteresowaniami czy może przyjaźnią?
Ailevi problemler yüzünden üniversiteye gidemedi.Z rodinných důvodů studium nedokončil.
İlişkiler arkadaşlık, romantik ya da ailevi olabilir.Rande může vyústit v přátelství, milenecký poměr nebo vážný vztah.
4 Mart 2011'de sağlık problemlerini ve ailevi durumları öne süren Collins kariyerine ara verdiğini açıkladı.14. února 2011 ohlásili, že k řešení problému přivedli kočku jménem Larry.
2012'de ailevi nedenlerden dolayı yeni yönetimde görev almak istemedi.Până în 2012 inclusiv, avea nevoie de tratament medical după fiecare competiția.
İlişkiler arkadaşlık, romantik ya da ailevi olabilir.Nagyon valószínűsíthető, hogy családi, rokoni vagy baráti viszony is állhat.
Bununla birlikte, kesin bir genetik ve ailevi risk henüz saptanmamıştır.Todellinen EU:n yhteinen turvapaikka- ja maahanmuuttopolitiikka ei silti ole toteutunut.
Stan van Gundy ailevi sebeplerle görevden ayrıldı.McNulty mengundurkan diri dengan alasan keluarga.
Hastalığın ailevi olup olmadığını saptamak için detaylı bir aile tarihine bakılır.על מנת להעריך את החולה יש לבחון את ההיסטוריה המשפחתית, כדי לבדוק האם המחלה היא מחלה משפחתית.
Dizi boyunca işlenen başlıca unsur, Frasier, Niles ve Martin arasındaki sınıfsal ve ailevi çatışmalardır.Hlavnou témou sú triedne a rodinné konflikty medzi Frasierom, Nilesom a Martinom.
Ürkmez, maçtan sonra Real Madrid ile anlaşsa da ailevi problemleri nedeniyle bu transfer gerçekleşemedi.Po zápase sa vyjadril, že nie je spokojný v Reale Madrid, kvôli dôvodom ktoré neupresnil.
Stan van Gundy ailevi sebeplerle görevden ayrıldı.Piotras Svidleris dėl šeimyninių priežasčių pasitraukė.
İlişkiler arkadaşlık, romantik ya da ailevi olabilir.Üheks oluliseks teguriks radikaliseerumisel võib olla romantiline, perekondlik või sõbrasuhe.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Lucio, che si è svegliato all'alba, oggi ha dei doveri da compiere per la famiglia.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Lúcio, que acordou de madrugada, tem deveres familiares a cumprir hoje.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Lucio, que se despertó al amanecer, tiene obligaciones familiares que atender.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Lucius, care s-a trezit in zori, are obligaţii familiale de îndeplinit azi.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Lucius, die bij zonsopgang is opgestaan, doet vandaag taken voor de familie.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Lucius od świtu wypełnia swoje obowiązki.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Lucius, qui s'est réveillé à l'aube, a des devoirs familiaux à remplir.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Lucius, thức dậy vào buổi sáng, để chuẩn bị cho những công việc gia đình trong ngày.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Lucius, yang terbangun di subuh hari, harus melakukan tugas keluarga hari ini. (Bersorak)
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var."Lucius" الذي استيقظ منذ الفجر، وهو لديه مهام عائلية لتأديتها اليوم. (أصوات تهنئة)
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Ο Λούσιος που ξύπνησε την αυγή, έχει οικογενειακές υποχρεώσεις σήμερα.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Луций проснулся на рассвете: сегодня его ждут семейные обязанности.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.לוציוס, שהתעורר עם שחר, צריך למלא היום כמה משימות עבור משפחתו.
İşte kim olduklarını görüyorsunuz, ailevi bilgileri var, bu da ABD'ye ilk gelişleri.이런 학생이며 가족관계는 이렇고 미국에는 처음 머무는 중이며
İşte kim olduklarını görüyorsunuz, ailevi bilgileri var, bu da ABD'ye ilk gelişleri.ها هم هنا، وهنا عائلاتهم، وهذه هي زيارتهم الأولى لأمريكا.
İşte kim olduklarını görüyorsunuz, ailevi bilgileri var, bu da ABD'ye ilk gelişleri.留学生に対する経済的なサービスの提供だったので
Örneğin ad, soyadı, doğum tarihi, uyruk, ailevi durum ve adres gibi bilgiler tescil edilir.Rekisteröitäviä tietoja ovat muun muassa nimi, syntymäaika, kansalaisuus, perhesuhdetiedot ja osoite.
Örneğin ad, soyadı, doğum tarihi, uyruk, ailevi durum ve adres gibi bilgiler tescil edilir.Uppgifter som registreras är bland annat namn, födelsedatum, medborgarskap, familjeförhållanden och adress.
Örneğin ad, soyadı, doğum tarihi, uyruk, ailevi durum ve adres gibi bilgiler tescil edilir.В частности, регистрируются следующие данные: имя, дата рождения, гражданство, семейное положение и адрес.
Örneğin ad, soyadı, doğum tarihi, uyruk, ailevi durum ve adres gibi bilgiler tescil edilir.芬兰国家人口信息系统对在芬居留人士的基本信息进行登记,其中包括姓名、生日、国籍,家庭关系情况及地址。法律规定,在芬居住一年以上的外籍人士,和芬兰籍公民一样,必须登记个人基本信息。