aha ile cümle

aha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Büyük bir zenginlik ve onura kavuşan Yehoşafat, evlilik bağıyla Ahava akraba oldu.När Josafat nu hade kommit till stor rikedom och ära, befryndade han sig med Ahab.
Büyük bir zenginlik ve onura kavuşan Yehoşafat, evlilik bağıyla Ahava akraba oldu.Niin Joosafatille tuli paljon rikkautta ja kunniaa, ja hän lankoutui Ahabin kanssa.
Büyük bir zenginlik ve onura kavuşan Yehoşafat, evlilik bağıyla Ahava akraba oldu.Tinha, pois, Jeosafá riquezas e glória em abundância, e aparentou-se com Acabe.
Büyük bir zenginlik ve onura kavuşan Yehoşafat, evlilik bağıyla Ahava akraba oldu.Und Josaphat hatte große Reichtümer und Ehre und verschwägerte sich mit Ahab.
Büyük bir zenginlik ve onura kavuşan Yehoşafat, evlilik bağıyla Ahava akraba oldu.Και ειχεν ο Ιωσαφατ πλουτον και δοξαν πολλην και εσυμπενθερευσε μετα του Αχααβ.
Büyük bir zenginlik ve onura kavuşan Yehoşafat, evlilik bağıyla Ahava akraba oldu.А Иосафат имаше богатство и голяма слава; и направи сватовщина с Ахава.
Büyük bir zenginlik ve onura kavuşan Yehoşafat, evlilik bağıyla Ahava akraba oldu.И было у Иосафата много богатства и славы; и породнился он с Ахавом.
Büyük bir zenginlik ve onura kavuşan Yehoşafat, evlilik bağıyla Ahava akraba oldu.ויהי ליהושפט עשר וכבוד לרב ויתחתן לאחאב׃
Büyük bir zenginlik ve onura kavuşan Yehoşafat, evlilik bağıyla Ahava akraba oldu.وكان ليهوشافاط غنى وكرامة بكثرة. وصاهر اخآب.
Büyük bir zenginlik ve onura kavuşan Yehoşafat, evlilik bağıyla Ahava akraba oldu.約 沙 法 大 有 尊 榮 貲 財 、 就 與 亞 哈 結 親
Büyük bir zenginlik ve onura kavuşan Yehoşafat, evlilik bağıyla Ahava akraba oldu.約沙法 大 有 尊榮 貲財 、 就 與亞 哈結親
Demediysen "aha bu bizim adamlardanmış ya bu.يقول " آه ، إنه من رجالنا . هذا الشخص منا ".
Derdi ki: " Aha! Şimdi bana patlıyorsun demek, öyle mi?"Direbbe:"Ah!Ti stai arrabbiando con me adesso?"
Duydunuz mu? Buradan nefret ediyorun. Ahan da şuraya yazıyorum bu bok çukuru hep Alman dolu.Kau mendengarnya?
[Falsetto sesle] Biz... [Normal sesle] Aham!우리..우리 너무 오래 걸었어
[Falsetto sesle] Biz... [Normal sesle] Aham!Stiamo camminando da secoli.
[Falsetto sesle] Biz... [Normal sesle] Aham!Vi har gået --- ahem, vi har gået til aldre.
[Falsetto sesle] Biz... [Normal sesle] Aham!- اننا .. احم ..نسير هنا منذ قرون .
[Falsetto sesle] Biz... [Normal sesle] Aham!方向間違ってないよね?
Fotoğraf: A M Ahad.Imagen de A M Ahad.
Fotoğraf: A M Ahad.Photographie de A M Ahad.
Gallionun Ahaya Valisi olduğu sıralarda, hep birlikte Pavlusa karşı gelen Yahudiler onu mahkemeye çıkardılar.Ale keď bol Gallion prokonzulom Achaje, povstali Židia jednomyseľne proti Pavlovi a zaviedli ho pred súdište
Gallionun Ahaya Valisi olduğu sıralarda, hep birlikte Pavlusa karşı gelen Yahudiler onu mahkemeye çıkardılar.갈리오가 아가야 총독 되었을 때에 유대인이 일제히 일어나 바울을 대적하여 재판 자리로 데리고 와서
Gallionun Ahaya Valisi olduğu sıralarda, hep birlikte Pavlusa karşı gelen Yahudiler onu mahkemeye çıkardılar.Ko pa je bil Galion namestnik v Ahaji, so Judje ene misli napadli Pavla; in pripeljejo ga na sodišče,
Gallionun Ahaya Valisi olduğu sıralarda, hep birlikte Pavlusa karşı gelen Yahudiler onu mahkemeye çıkardılar.Sendo Gálio procônsul da Acaia, levantaram-se os judeus de comum acordo contra Paulo, e o levaram ao tribunal,
Gallionun Ahaya Valisi olduğu sıralarda, hep birlikte Pavlusa karşı gelen Yahudiler onu mahkemeye çıkardılar.Toen Gallio gouverneur van Achaje werd, spanden de Joden samen en brachten Paulus voor het gerecht.
Gallionun Ahaya Valisi olduğu sıralarda, hep birlikte Pavlusa karşı gelen Yahudiler onu mahkemeye çıkardılar.Тоя убеждава човеците да се кланят на Бога несъгласно закона.
Gallionun Ahaya Valisi olduğu sıralarda, hep birlikte Pavlusa karşı gelen Yahudiler onu mahkemeye çıkardılar.Як же старостував Галион в Ахаї, напали однодушне Жиди на Павла, та й повели його перед суд,
Gallionun Ahaya Valisi olduğu sıralarda, hep birlikte Pavlusa karşı gelen Yahudiler onu mahkemeye çıkardılar.ויהי בהיות גליון שר מדינת אכיא ויקומו היהודים כלם וחדו על פולוס ויביאהו אל כסא המשפט׃
Gallionun Ahaya Valisi olduğu sıralarda, hep birlikte Pavlusa karşı gelen Yahudiler onu mahkemeye çıkardılar.ولما كان غاليون يتولى اخائية قام اليهود بنفس واحدة على بولس وأتوا به الى كرسي الولاية
Gallionun Ahaya Valisi olduğu sıralarda, hep birlikte Pavlusa karşı gelen Yahudiler onu mahkemeye çıkardılar.到 迦 流 作 亞 該 亞 方 伯 的 時 候 、 猶 太 人 同 心 起 來 攻 擊 保 羅 、 拉 他 到 公 堂
Gallionun Ahaya Valisi olduğu sıralarda, hep birlikte Pavlusa karşı gelen Yahudiler onu mahkemeye çıkardılar.到 迦流 作亞 該亞 方伯 的 時候 、 猶太人 同心 起 來攻擊 保羅 、 拉 他 到 公堂
- Hamam böceği rivayeti. Aha.Γι’ αυτό κάνω και τον ταχυδρόμο.
Hangi Başkan Han? Gyungsan dan Başkan Han olduğunu söyledi. Aha!Говорит, что потерял лицо из-за тебя, и хочет встретиться с тобой.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Da gav Elias sig på Vej for at træde frem for Akab. Da Hungersnøden blev trykkende i Samaria,
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Då gick Elia åstad för att träda fram för Ahab. Men hungersnöden var då stor i Samaria.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Elia andò a farsi vedere da Acab. In Samaria c'era una grande carestia
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Elia ging de boodschap overbrengen. Ondertussen was de hongersnood in Samaria nijpend geworden.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Elías fue para presentarse ante Acab. Había gran hambre en Samaria
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Então Elias foi apresentar-se a Acabe. E a fome era extrema em Samária.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.És elméne Illés, hogy megmutassa magát Akhábnak. Nagy éhség volt pedig Samariában.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Et Élie alla, pour se présenter devant Achab. La famine était grande à Samarie.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.엘리야가 아합에게 보이려고 가니 그 때에 사마리아에 기근이 심하였더라
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Maka berangkatlah Elia. Pada waktu itu bencana kelaparan sudah sangat parah di Samaria
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Niin Elia meni näyttäytymään Ahabille. Mutta Samariassa oli kova nälänhätä.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Odšel tedy Eliáš, aby se ukázal Achabovi. Byl pak hlad veliký v Samaří.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Og Elias gikk avsted for å trede frem for Akab. Men hungersnøden var stor i Samaria.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Šel je torej Elija, da se pokaže Ahabu. Bila je pa velika lakota v Samariji.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Şi Ilie s'a dus să se înfăţişeze înaintea lui Ahab. Era mare foamete în Samaria.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Szedł tedy Elijasz, aby się ukazał Achabowi; a był głód gwałtowny w Samaryi.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Und Elia ging hin, daß er sich Ahab zeigte. Es war aber eine große Teuerung zu Samaria.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Vậy , Ê - li đi ra_mắt A-háp . Vả , tại Sa-ma-ri có cơn đói_kém quá_đỗi .
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Vậy, Ê-li đi ra mắt A-háp. Vả, tại Sa-ma-ri có cơn đói kém quá đỗi.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Vtedy išiel Eliáš, aby sa ukázal Achabovi. A hlad bol veľký v Samárii.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Και υπηγεν ο Ηλιας να φανερωθη εις τον Αχααβ. Η δε πεινα επεβαρυνεν εις την Σαμαρειαν.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.Илия, прочее, отиде да се яви на Ахава. А гладът бе тежък в Самария.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.И пошел Илия, чтобы показаться Ахаву. Голод же сильный был в Самарии.
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.וילך אליהו להראות אל אחאב והרעב חזק בשמרון׃
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.فذهب ايليا ليتراءى لاخآب. وكان الجوع شديدا في السامرة
İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.以 利 亞 就 去 、 要 使 亞 哈 得 見 他 。 那 時 撒 瑪 利 亞 有 大 饑 荒

İlgili Sayfalar