aha ile cümle

aha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Anche Tiglat-Pilèzer, re d'Assiria, venne contro di lui e lo oppresse anziché aiutarlo
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.A prišiel na neho Tilgat-pilnezer, assýrsky kráľ, a sovrel ho, ale neposilnil ho.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.A tak přitáhl k němu Tiglatfalazar král Assyrský, a více ho ssužoval, nežli mu pomáhal.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.A tak wstawszy rano król Ezechyjasz zgromadził przedniejszych miasta, i szedł do domu Pańskiego.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Eljöve azért õ ellene Tiglát-Piléser, Assiria királya, a ki sanyargatá õt, és nem segítette meg.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.E veio a ele Tilgate-Pilneser, rei da Assíria, e o pôs em aperto, em vez de fortalecê-lo.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.In Tilgat-pilneser, kralj asirski, je prišel k njemu in ga je stiskal, a utrdil ga ni.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.앗수르 왕 디글랏 빌레셀이 이르렀으나 돕지 아니하고 도리어 군박하였더라
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Men Assyrerkongen Tillegat-Pilneser drog imod ham og bragte ham i Nød i Stedet for at hjælpe ham;
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Niin Tillegat-Pilneser, Assurin kuningas, lähti häntä vastaan ja ahdisti häntä eikä tukenut häntä.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Raja Asyur itu datang bukan untuk membantu Ahas, melainkan untuk menyusahkannya
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Så kom kongen i Assyria Tilgat-Pilneser mot ham og fór fiendtlig frem mot ham istedenfor å støtte ham.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Tiếc-lát Phim-nê-se , vua A-si-ri , đến_cùng người , và hà_hiếp người , song chẳng tiếp_cứu chút nào .
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Tiếc-lát Phim-nê-se, vua A-si-ri, đến cùng người, và hà hiếp người, song chẳng tiếp cứu chút nào.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Tiglat-pileser, rey de Asiria, vino a él, pero lo redujo a estrechez en lugar de fortalecerlo
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Tilgath Pilnéser, roi d`Assyrie, vint contre lui, le traita en ennemi, et ne le soutint pas.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Und es kam wider ihn Thilgath-Pilneser, der König von Assyrien; der bedrängte ihn, und stärkte ihn nicht.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.Και ηλθε προς αυτον ο Θελγαθ-φελνασαρ, βασιλευς της Ασσυριας, και κατεθλιψεν αυτον αντι να ενδυναμωση αυτον.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.И асирийският цар Теглатфеласар дойде при него: но той го притесни, и не го подкрепи;
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.И пришел к нему Феглафелласар, царь Ассирийский, но был в тягость ему, вместо того, чтобы помочь ему,
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.ויבא עליו תלגת פלנאסר מלך אשור ויצר לו ולא חזקו׃
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.فجاء عليه تلغث فلناسر ملك اشور وضايقه ولم يشدّده.
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.亞 述 王 提 革 拉 尼 色 上 來 、 卻 沒 有 幫 助 他 、 反 倒 欺 凌 他
Asur Kralı Tiglat-Pileser Ahaza geldi, ama yardım edeceğine onu sıkıntıya düşürdü.亞述 王 提革 拉尼色 上來 、 卻沒 有 幫助 他 、 反倒 欺凌他
Ben de, -Aha, şuna bakın!Ik zei, Ah, kijk eens aan!
Ben de, -Aha, şuna bakın!J'ai dit : "Ah-ah, regarde ça !
Ben de, -Aha, şuna bakın!Мое сознание заполнило комнату, Муджи!" Я сказал - "Ого, ты посмотри!
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:A poslal poslov k Achabovi, izraelskému kráľovi, do mesta
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:A trimes în cetate soli la Ahab, împăratul lui Israel, să -i spună: ,,Aşa vorbeşte Ben-Hadad:
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Después envió mensajeros a la ciudad, a Acab, rey de Israel, diciendo
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:E enviou � cidade mensageiros a Acabe, rei de Israel, a dizer-lhe: Assim diz: Bene-Hadade:
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:És követeket küldött Akhábhoz, az Izráel királyához a városba;
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Han sendte nu Sendebud ind i Byen til Kong Akab af Israel
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Il envoya dans la ville des messagers à Achab, roi d`Israël,
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:In pošlje sporočnikov v mesto k Ahabu, kralju Izraelovemu, da mu reko: Tako pravi Ben-hadad:
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Inviò messaggeri in città ad Acab, re di Israele
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:I poslal posly k Achabovi králi Izraelskému do města,
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:I wyprawił posły do Achaba, króla Izraelskiego, do onego miasta;
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Ja hän lähetti sanansaattajat kaupunkiin Ahabin, Israelin kuninkaan, luo
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:사자들을 성 중 이스라엘 왕 아합에게 보내어 이르기를 벤하닷은 이르노니
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Lalu ia mengutus orang kepada Ahab, raja Israel, di kota itu dengan pesan ini
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Người sai sứ giả đến A-háp, vua Y-sơ-ra-ên, ở trong thành, và nói với người rằng: Bên-Ha-đát nói như vầy:
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Người sai sứ_giả đến A-háp , vua Y-sơ-ra-ên , ở trong thành , và nói với người rằng : Bên-Ha-đát nói như_vầy :
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Och han skickade sändebud in i staden till Ahab, Israels konung,
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Og han sendte bud inn i byen til Akab, Israels konge,
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:und sandte Boten zu Ahab, dem König Israels, in die Stadt
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:И послал послов к Ахаву, царю Израильскому, в город,
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:И прати човеци на Израилевия цар Ахаава, в града, да му кажат: Така казва Венадад:
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:וישלח מלאכים אל אחאב מלך ישראל העירה׃
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:وارسل رسلا الى اخآب ملك اسرائيل الى المدينة وقال له هكذا يقول بنهدد.
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:又 差 遣 使 者 進 城 見 以 色 列 王 亞 哈 、 對 他 說 、 便 哈 達 如 此 說
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:又 差遣 使者 進 城見 以色列 王 亞哈 、 對他說 、 便 哈 達 如此 說
Biz... [Normal sesle] Aham!Auu!
Biz... [Normal sesle] Aham! Saatlerdir yürüyoruz.Ahem, kita sudah jalan sangat lama
Böylece Makedonya ve Ahayadaki bütün imanlılara örnek oldunuz.also daß ihr geworden seid ein Vorbild allen Gläubigen in Mazedonien und Achaja.
Böylece Makedonya ve Ahayadaki bütün imanlılara örnek oldunuz.aşa că aţi ajuns o pildă pentru toţi credincioşii din Macedonia şi din Ahaia.
Böylece Makedonya ve Ahayadaki bütün imanlılara örnek oldunuz.così da diventare modello a tutti i credenti che sono nella Macedonia e nell'Acaia
Böylece Makedonya ve Ahayadaki bütün imanlılara örnek oldunuz.Dengan itu kalian menjadi contoh untuk semua orang Kristen yang di Makedonia dan Akhaya
Böylece Makedonya ve Ahayadaki bütün imanlılara örnek oldunuz.đến nỗi anh em trở nên gương tốt cho hết thảy tín đồ ở xứ Ma-xê-đoan và xứ A-chai.
Böylece Makedonya ve Ahayadaki bütün imanlılara örnek oldunuz.đến_nỗi anh_em trở_nên gương tốt cho hết_thảy tín_đồ ở xứ Ma-xê-đoan và xứ A-chai .

İlgili Sayfalar