ah ile cümle

ah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ahır karın ağırlığı altında çöktü.The barn collapsed under the weight of the snow.
Ahlaki evrenin yayı uzun, ancak adalete doğru eğilir.The arc of the moral universe is long, but it bends toward justice.
Odanız bir domuz ahırına benziyor.Your room looks like a pigsty.
Odanız bir domuz ahırı.Your room is a pigsty.
Basit ahşap haç Tom'un mezarını işaret ediyor.A simple wooden cross marks Tom's grave.
Bir ahmak gibi davranma.Don't act like a jerk.
Sen sorumsuz bir ahmaksın.You're an irresponsible idiot.
Ahlaki bir zaferdi.It was a moral victory.
Ahşap teknelerimiz vardı.We had wooden boats.
Ah, büyükanne, seni nasıl da seviyorum! Çok hoşsun!Oh, grandma, how I love you! You're so nice!
Tom'un ahırı geçen sene iki kez yıldırım tarafından çarpıldı.Tom's barn was struck by lightning twice last year.
Nadir ekim güneşi ışığında ahşap çitte bir çiftlik kedisi yatıyordu.A farm cat slept on the wooden fence in the rare October sunlight.
Tom'un ahırı boyamamıza yardım etmeye nasıl ikna ettin?How did you convince Tom to help us paint the barn?
Ah anlıyorum.Oh, I see.
Ah, sırtım.Oh, my back.
Ah, o gitti.Oh, he left.
Ben ahmağım.I'm stupid.
Anne pişman bir şekilde "Ah, çok üzgünüm" dedi."Oh, I'm so sorry," said Anne penitently.
Ahırlar kırmızı boyalıdır, çünkü kırmızı boya ucuzdur.Barns are painted red because red paint is cheap.
Ahırlar neden kırmızı?Why are barns red?
Bana yardım ettiğin için teşekkürler, ahbap.Thank you for helping me, pal.
Neden! neden! Matthew, o benim için mi? Ah, Matthew!Why—why—Matthew, is that for me? Oh, Matthew!
"Ah" dedi Anne "Diana, bu çok fazla. Rüya görüyor olmalıyım.""Oh," said Anne, "Diana, this is too much. I must be dreaming."
Sana inanacak kadar ahmak değilim.I'm not stupid enough to believe you.
Bütün öğleden sonra ahşap doğruyor olacağım.I'll be chopping wood all afternoon.
Fadıl ahçıbaşıydı.Fadil was the head chef.
Ahtapotlar, portatif sığınakları olarak hindistan cevizi kabuklarını kullanır.Octopuses use coconut shells as portable shelters.
Ahlak kuralları önemliydi.The honor code was important.
Evlilik, bir bağ ve ahlaki bir zorunluluktur.A marriage is a bond and a moral obligation.
Bank ahşaptır.The bench is wooden.
Sonunda ahırı boyamayı bitirdim.I've finally finished painting the barn.
Zengin olmak ahlaka aykırıdır.It is immoral to be rich.
Zengin olmak ahlaka aykırı değildir.It is not immoral to be rich.
Varlıklı olmak ahlaka aykırı değildir.It is not immoral to be wealthy.
Zengin olmak ahlak dışıdır.It is immoral to be wealthy.
Bu ahşaptan yapılmış.This is made of wood.
"Ciddi olamazsın." "Ah, ama ciddiyim.""You can't be serious." "Oh, but I am."
Onların ahırın arkasında öpüştüğünü gördüm.I saw them kissing behind the barn.
Tom ve Mary'nin ahırın arkasında öpüştüklerini gördüm.I saw Tom and Mary kissing behind the barn.
Ben ahırda uyudum.I slept in the barn.
At ahırdan çıktı.The horse is out of the barn.
Tom atları ahırdan çıkarmak için acele etti.Tom hurried to get the horses out of the barn.
Ahır yanıyor!The barn is on fire!
Dev pasifik ahtapotları vahşi doğada beş yıla kadar yaşayabilir.Giant pacific octopuses can live for up to five years in the wild.
Ahtapotların sekiz kolu vardır.Octopuses have eight arms.
Erkek ahtapotlar çiftleşmeden birkaç ay sonra ölürler.Male octopuses die a few months after mating.
Ahtapotların üç tane kalbi vardır.Octopuses have three hearts.
Yunanlılar dev ahşap bir at inşa ettiler.The Greeks built a giant wooden horse.
Onun kalesi ahşaptan yapılmıştı.His castle was made of wood.
Tom ahmakça bir şey yapmış.Tom has done something foolish.
Davy, ahırın arkasında çamurdan turtalar yapıyordu.Davy was making mud pies behind the barn.
Ahşaptan yapılmış bir haç görüyorum.I see a cross made of wood.
Bir ahtapot favorilerinizden biri mi?Is the octopus one of your favourites?
Leyla ahırdaki atlarını vurdu.Layla shot her horses in the stable.
Leyla o büyüklükte bir ahır olduğunu fark etmemişti.Layla never realized there was a ranch that size.
Ah, Tom, sadece harika!Oh, Tom, it's just wonderful!
Tom'un dairesinde bir ahır kapısı var.Tom has a barn door inside his apartment.
Ahşap bir kulübe inşa etmek istiyorum.I want to build a wooden hut.
Bu ahşap mobilya parçası fazla iridir.This wooden piece of furniture is too bulky.
Sami daha ahlaksız hale geldi.Sami became more depraved.

İlgili Sayfalar