ah ile cümle
ah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ahıra girerken kayıp bir bisiklet buldu.On entering the barn, he found a missing bike.
Ahır çiftlik evinin tam arkasında.The stable is right behind the farm house.
Çiftlik evlerinin ahırları vardır.Farmhouses have barns.
O, ahlaksızlığı erdemden ayıramayacak kadar çok üzgündü.He was too upset to distinguish vice from virtue.
O ahizeyi aldı.He picked up the phone.
Onlar ahenk içinde şarkı söyledi.They sang in tune.
Horyuji dünyanın en eski ahşap binasıdır.The Horyuji is the oldest wooden building in the world.
Ahşap yanar.Wood burns.
Ahşap evler kolayca tutuşurlar.Wooden houses catch fire easily.
Ahşap kolaylıkla yanar.Wood burns easily.
Ahşap yüzer, ancak demir batar.Wood floats, but iron sinks.
Ahşap bir bina kolayca yanabilir.A wooden building can easily catch fire.
Ahşap evler kolayca yanar.Wooden houses easily catch fire.
Fırtına yüzünden yakındaki bir ahıra sığındık.We took refuge from the storm in a nearby barn.
Ah, peki. Görüşürüz. Ama dikkatli sür.Oh, OK. See you. But drive carefully.
Ah? Sen klavyeye bakmadan yazabiliyorsun. Bu harika!Oh? You can type without looking at the keyboard. That's cool!
O ahtapot yenilmeden denize geri döndü.That octopus returned to the sea without being eaten.
Ahşap inşaatlar kolayca alev alabilir.Wooden buildings catch fire easily.
Ahmet çocukken, yüksek ağaçlara tırmanabiliyordu.When Ahmad was a boy, he could climb tall trees.
Ah çocuk...Oh boy...
Ahşap bir masam var.I have a wooden table.
Ahtapot Paul haklıydı.Octopus Paul was right.
Ahşap kolayca yanar.Woods burn easily.
Ah, şimdi anlıyorum.Oh, now I understand.
Ah, kahve çok sıcak!Ow, the coffee is very hot!
Bu masa ahşap.This table is wooden.
Ah! Tekrar unuttum! Bugün bir kitabı iade etmek için kütüphaneye gitmem gerekiyordu.Ah! I forgot again! I was supposed to go to the library to return a book today!
Japon tapınaklarının çoğunluğu ahşaptan yapılmıştır.The majority of Japanese temples are made out of wood.
O eski bir ahşap sandığı miras olarak aldı.He inherited an old wooden chest.
Benim adım Ahmet.My name is Ahmad.
Onlar 'Aha' diyecekler.'Aha', they will say.
Ah, tamam!Ah, okay!
Ah, özgürlüğün tatlı ismi!Oh, sweet name of freedom!
Merhamet tüm ahlakın temelini oluşturmaktadır.Compassion is the basis of all morality.
Benim en sevdiğim zemin sert ahşaptır.My favorite floor is hard wood.
Ahşap bir zemin güzeldir.A wood floor is beautiful.
Ah, o gürültüyü lütfen durdurun!Oh, please, stop that noise!
Evindeki tüm döşemeler ahşaptan yapılmıştır.All the floors in her house are made of wood.
Kaliforniya'da birçok evin ahşap çerçeveleri var.In California, most houses have frames of wood.
Tom ahşaptan güzel mobilya yapar.Tom makes beautiful furniture out of wood.
Ah, kahve gerçekten sıcak!Ah, the coffee is really hot!
Ahlak anlayışının seni doğru olanı yapmaktan alıkoymasına asla izin verme.Never let your sense of morals prevent you from doing what is right.
Tartışma şiddetli ve ahenkli ama sonuçta inandırıcı değil.The argument is rigorous and coherent but ultimately unconvincing.
Papazın vaazları seni sıkabilir fakat onlar ahlaken iyi örnektir.The pastor's sermons may bore you, but they are morally edifying.
Ah, her neyse.Ah, whatever.
Kız kardeşler birbirleriyle ahenk içerisinde yaşadı.The sisters lived in harmony with each other.
Bir ahırda mı doğdun?Were you born in a barn?
Küçük ahmak büyük bir kabak aldı.The little bumpkin bought a big pumpkin.
Ayrıca ahşap ve ahşap ürünleri sattılar.They also sold wood and wood products.
Gemiyi inşa etmek için yerel ahşap kullandılar.They used local wood to build the ships.
O, elleri havada olarak ahırdan dışarı çıktı.He came out of the barn with his hands in the air.
Askerler ahırı ateşe verdi.The soldiers set fire to the barn.
Ah! Gerçekten mi?Oh! Seriously?
"Herkes hata yapar..." "Bilhassa ahmaklar!""Everyone makes mistakes." "Especially idiots!"
Onun bir ahmak olduğunu düşündüğü için o onu boşadı.She dumped him because she thought he was a jerk.
Ah, biraz kızgınım!Aah, I'm somewhat angry!
Kuru ahşap iyi yanar.Dry wood burns well.
Kağıt geri dönüşümü ahlaki bir görevdirRecycling paper is a moral duty.
İnsanları yemek ahlaken yanlıştır.I think it is morally wrong to eat people.
Asla canlı bir ahtapot yemedim.I've never eaten a live octopus.