Bunun plastik olduğunu biliyordum ama ahşap gibi tadı vardı.I knew it was plastic but it tasted like wood.
Keşiş ahşap bir kulübede yaşıyordu.The hermit lived in a wooden hut.
Ahşap bir evde yaşamayı tercih ederim.I'd rather live in a wooden house.
Birçok Japon tapınağı ahşaptan yapılmıştır.Most Japanese temples are made of wood.
O ahşaptan mı yoksa metalden mi yapılmıştır?Is it made of wood or metal?
O kısmen ahşaptan yapılmıştır.It is made partly of wood.
Bahçe ahşap bir çitle çevriliydi.The garden was surrounded by a wooden fence.
Kentte birkaç büyük ahşap eski ev vardı.There were a few large old wooden houses in the town.
Heykeltıraş ahşabı Buda'nın görüntüsü şeklinde oydu.The sculptor carved wood into an image of Buddha.
Köprü ahşaptan yapılmıştır.The bridge is built of wood.
Masa ahşaptan yapılmıştır.The desk is made of wood.
Piyano, güzel, koyu kahverengi ahşaptan yapılmıştır.The piano was made of beautiful, dark brown wood.
Sandalyeler ahşaptan yapılmıştır.The chairs are made of wood.
Bu eski ev ahşaptan yapılmıştır.This old house is made of wood.
Bu köprü ahşaptır.This bridge is made of wood.
Bu masa ahşaptan yapılmıştır.This desk is made of wood.
Bu masa sert ahşaptan yapılmıştır.This desk is made of hard wood.
Bu masa ahşaptır.This table is made of wood.
Cookie'nin evi ahşaptan yapılmıştır.Cookie's house is made of wood.
Yaşlı adam ahşap bebeğe Pinokyo adını verdi.The old man named the wooden doll Pinocchio.
Bir sandalye yerine lütfen bu ahşap kutuyu kullan.Please use this wooden box in place of a chair.
O kutu ahşaptan yapılmıştır.That box is made of wood.
O oyuncak ahşaptan yapılmıştır.That toy is made of wood.
Biz ahşaptan heykeller yaptık.We made statues out of wood.
Evim ahşaptan inşa edildi.My house is built of wood.
Masam ahşaptan yapılmıştır.My desk is made of wood.
Onlar onunla çiftliğin yakınındaki eski bir ahşap binaya yürüdüler.They walked with him to an old wooden building near the farmhouse.
Çoğu Japon evleri ahşaptan yapılır.Most Japanese houses are built of wood.
Horyuji dünyanın en eski ahşap binasıdır.The Horyuji is the oldest wooden building in the world.
Ahşap yanar.Wood burns.
Ahşap evler kolayca tutuşurlar.Wooden houses catch fire easily.
Ahşap kolaylıkla yanar.Wood burns easily.
Ahşap yüzer, ancak demir batar.Wood floats, but iron sinks.
Ahşap bir bina kolayca yanabilir.A wooden building can easily catch fire.
Ahşap evler kolayca yanar.Wooden houses easily catch fire.
Ahşap inşaatlar kolayca alev alabilir.Wooden buildings catch fire easily.
Ahşap bir masam var.I have a wooden table.
Ahşap kolayca yanar.Woods burn easily.
Bu masa ahşap.This table is wooden.
Japon tapınaklarının çoğunluğu ahşaptan yapılmıştır.The majority of Japanese temples are made out of wood.
O eski bir ahşap sandığı miras olarak aldı.He inherited an old wooden chest.
Benim en sevdiğim zemin sert ahşaptır.My favorite floor is hard wood.
Ahşap bir zemin güzeldir.A wood floor is beautiful.
Evindeki tüm döşemeler ahşaptan yapılmıştır.All the floors in her house are made of wood.
Kaliforniya'da birçok evin ahşap çerçeveleri var.In California, most houses have frames of wood.
Tom ahşaptan güzel mobilya yapar.Tom makes beautiful furniture out of wood.
Ayrıca ahşap ve ahşap ürünleri sattılar.They also sold wood and wood products.
Gemiyi inşa etmek için yerel ahşap kullandılar.They used local wood to build the ships.
Kuru ahşap iyi yanar.Dry wood burns well.
Her iki ahşap parçalar farklı şekillerde.Both wooden pieces are different shapes.
Ahşaptan yapılan evler taştan yapılanlara göre daha çabuk yanar.A wooden house burns more easily than a stone house.
Ucuz ahşap kutu sandalyenin üstüne konuldu.A cheap wooden box was set on a chair.
Ahşap bir bina inşa edeceğiz.I will construct a wooden building.
Yeni teleskop büyük bir ahşap kutu içinde gönderildi.The new telescope was shipped in a huge wooden box.
O ahşap bir Buda heykeli yonttu.He carved a Buddha statue from wood.
Köy halkı, nehir üzerinde ahşap bir köprü yaptılar.The people of the village built a wooden bridge across the river.
Atlantic City ahşap yürüyüş yoluyla ünlüdür.Atlantic City is famous for its boardwalk.
Sandalye ahşaptan yapılmış.The chair is made of wood.
Ahşap yüzer.Wood floats.
Tom ahşabın ne için kullanılacağını bilmiyordu.Tom didn't know what the wood was going to be used for.