Tom'u o konuda hiç affetmeyeceğim.I'll never forgive Tom for that.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.He claims she will never forgive him though.
Brütüs lider olmasına rağmen, oğullarını affetmeyecek.So that even that Brutus is the leader, he's not going to excuse his sons.
Gelecek nesiller bizi affetmeyecekler.Potomci nam nikad ne�e oprostiti!
Sonra da, sevgi ve affetme yolundaki bu ortak kutsal seyahatte, affetmeye doğru ilerleyeceğiz.Thank you.
Buraya bir daha sakın gelme, seni asla affetmeyeceğim.Don't ever come here again, or I'll never forgive you.
Affedecek ya da affetmeyecek ne var?What is there to forgive or not to forgive?
Seni bulursan, affetmeyeceğim!Just wait until I find you.
İnkâr edip zulme sapanlar var ya, Allah onları affetmeyecek, onları hiçbir yola kılavuzlamayacaktır.Those who deny and transgress will not be forgiven by God, nor be shown the way
Allah onları asla affetmeyecektir. Çünkü Allah, sapıklar topluluğunu doğruya ve güzele iletmez.Surely God does not show a disobedient people the way.
Ha mağfiret diledin, ha dilemedin, onlara göre birdir. Allah onları asla affetmeyecektir.Whether you ask forgiveness for them or do not ask, it is all the same; God will not forgive them.
Sakındırmaya ve affetmeye ehil olan O'dur.Only He deserves to be feared, and His only is the greatness of forgiving.
Nankörlük edip Allah yoluna engel olan, sonra kafir olarak ölenleri Allah affetmeyecektir.Those who disbelieve and bar from God's way and then die disbelieving, them God will not forgive.
Ve onlar, Allah'ın dilediği dışında, öğüt alamazlar. Sakındırmaya ve affetmeye ehil olan O'dur.And they will not remember, except that God wills; He is worthy to be feared, -- worthy to forgive.
Yetmiş kez af dilesen de onlar için, Allah onları affetmeyecktir.Even if you were to ask forgiveness for them seventy times, Allah shall not forgive them.
Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen de yine Allah onları affetmeyecektir.Even if you were to ask forgiveness for them seventy times, Allah shall not forgive them.
Yetmiş kere bile istiğfar etsen, Allah onları asla affetmeyecektir.Evet, böyle!Even if you were to ask forgiveness for them seventy times, Allah shall not forgive them.
Allah onları asla affetmeyecektir.Lo!
Seni hiç affetmeyeceğim.Ich werde dir nie verzeihen.
Kızlara onu affedip affetmeyeceğini sorar.Sie bittet die beiden Frauen um Verzeihung, die ihr nicht gewährt wird.
Integra da ikna olur ama ölmesi halinde onu hiç affetmeyeceğini ekler.Das Fräulein entgegnet, zwar werde sie bald sterben, aber verzeihen werde sie nimmermehr.
Mitridates'e gidip onun Aspasia'yi affetmeye iknaya çalışır.Ismene versucht zu vermitteln, und bittet Mitridate, Aspasia zu verschonen.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.Elle ne le lui pardonnera jamais.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.¡Le juro que no le perdonaré nunca!
Mitridates'e gidip onun Aspasia'yi affetmeye iknaya çalışır.Se haría cargo Mauricio, comes de los excubitores.
Gelecek nesiller hiçbirinizi affetmeyecek.Le generazioni future non perdoneranno nessuno di voi.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Questa è una colpa che non si può mai perdonare e non sarà mai perdonata.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Стигу невыносима мысль, что он бездарность и ему никогда не добиться большего.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.جريمتي هي أنني أذكى منكم، وهذا شيء لن تغفروه لي ابداً.
Tom'a bir şey olduysa kendimi asla affetmeyeceğim.لن أسامح نفسي إن حدث شيء لتوم.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.Ela resolve esquecê-lo para sempre.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.Ze zegt dat ze haar nooit zal vergeven.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.En jij hebt mij nooit gevonden; en jij hebt me nooit verloren.
Kızlara onu affedip affetmeyeceğini sorar.Problem w tym, że my nie chcemy prosić Go o przebaczenie.
Onu affetmeye hazırım.Я готовий йому пробачити.
Onu affetmeye hazırım.Я готовий їй пробачити.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Můj zločin je to, že jsem chytřejší než ty, což je věc, kterou mi nikdy neodpustíš.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.Ta jí však chladně odvětí, že jí nikdy neodpustí.
Kızlara onu affedip affetmeyeceğini sorar.Hun beder om forladelse og siger, hun ikke kan leve uden ham.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.Han forlater så henne, for å aldri treffe henne igjen.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Aku berharap aku adalah bayanganmu dan Tidak pernah berpisah dari dirimu.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Trẫm đối với Khiêm nhất thời không thể chịu đựng, chưa từng không tự hối lỗi.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.私の罪は、人を出し抜く罪、決して人が許さない何かだ。
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Môj zločin je to, že som šikovnejší ako vy, čo je vec, ktorú mi nikdy neodpustíte.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Kunagi pole sul põhjust olnud minuga rahulolematu olla, ja edaspidigi hoidun ma sinu vastu eksimast.
Brütüs lider olmasına rağmen, oğullarını affetmeyecek.A tak přestože Brutus je vůdce, nehodlá omlouvat své syny.
Brütüs lider olmasına rağmen, oğullarını affetmeyecek.Dlatego też, chociaż Brutus jest przywódcą, nie zamierza usprawiedliwiać swoich synów.
Brütüs lider olmasına rağmen, oğullarını affetmeyecek.Obwohl Brutus der Führer ist, wird er nicht seine Söhne begnadigen
Brütüs lider olmasına rağmen, oğullarını affetmeyecek.Тож, навіть те, що Брут лідер, він не збирається пробачати своїх синів
Bu babasının ve benim hatamdı. Affedecek ya da affetmeyecek ne var?Anya és apa hibája volt, mit kellene megbocsátani?
Bu babasının ve benim hatamdı. Affedecek ya da affetmeyecek ne var?Η μαμά και ο μπαμπάς ήταν αυτοί που έκαναν το λάθος, για ποιο πράγμα να τη συγχωρήσω;
Bu babasının ve benim hatamdı. Affedecek ya da affetmeyecek ne var?انها غلطتنا نحن والديها, لم تقم بأي شيء خاطئ, ماذا هناك لاسامحها عليه؟
Buraya bir daha sakın gelme, seni asla affetmeyeceğim.Nie interesuj¹ mnie dzieci.
Buraya bir daha sakın gelme, seni asla affetmeyeceğim.Si tu retournes là-bas, ton compte est bon !
Buraya bir daha sakın gelme, seni asla affetmeyeceğim.И не смей больше приходить сюда, иначе я никогда тебя не прощу.
Gelecek nesiller bizi affetmeyecekler.Potomci nám nikdy neodpustí!
Gelecek nesiller bizi affetmeyecekler.Οι απόγονοί μας δε θα μας συγχωρήσουν ποτέ!
Seni bulursan, affetmeyeceğim!Aspetta solo che ti trovi.
Seni bulursan, affetmeyeceğim!Attendez que je vous trouve...
Seni bulursan, affetmeyeceğim!Cô để tôi tìm ra thử xem!