adam ile cümle
adam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bir grup bilim adamı onlarla birlikte gemideydi.A party of scientists were on board with them.
Adamın bütün eşyalarını soydular.They robbed the man of all his belongings.
Adamı toplum için bir tehlike olarak gördüler.They regarded the man as a danger to society.
Onlar hasta adamı hastaneye götürmede hiç zaman kaybetmedi.They lost no time in getting the sick man to a hospital.
O, onun seçmesini umduğun bir adamla evlendi.She married to the kind of man you would expect her to pick.
O, zengin bir adamla nişanlıdır.She is engaged to a rich man.
O, zengin bir adamla evlendi.She married a rich man.
Dün o, uzun bir adam gördü.She saw a tall man yesterday.
O, genç adamı aklından çıkarmaya çalıştı ama bu olanaksızdı.She tried to put the young man out of her mind, but it was impossible.
Genç adama utanarak baktı.She glanced shyly at the young man.
O, adamla evlenmedi.She did not marry the man.
Yaşlı adamla evlenmek zorunda bırakıldı.She was obliged to marry the old man.
O, yaşlı adama bakmalı.She must care for the old man.
O, gönüllü faaliyetine kendini adamış.She devoted herself to the volunteer activity.
O, zengin bir adamla evliydi.She was married to a rich man.
O, zengin yaşlı bir adamla evlendi.She married a rich old man.
O, kendini çocuklarına adamıştır.She is devoted to her children.
O büyük bir bilim adamı olmak için büyüdü.She grew up to be a great scientist.
O, onun büyük bir bilim adamı olma hırsını anladı.She realized her ambition to become a great scientist.
O, yaralı bir adam buldu.She found a man injured.
Pazar hariç her gün yaşlı adamı hastanede ziyaret etti.She visited the old man in the hospital every day but Sunday.
O, girişte genç bir adam gördü.She saw a young man at the entrance.
O ondan bir adam yaptı.She made a man of him.
Kendini kocasına adamıştır.She is devoted to her husband.
Zengin bir adamla evlenecek.She will get married to a rich man.
O, yaşlı bir adamın yolu geçmesine yardım etti.She helped an old man cross the road.
O, yaşlı adamı odasına götürdü.She led the old man into the room.
Mütevazi görünümlü yaşlı adam krala takdim edildi.A humble-looking old man was presented to the king.
Sakar adam onun sıra dışı yeteneğini kıskandı.The clumsy man envied her unusual talent.
Kadın adama tahammül etti.The lady tolerated the man.
Babam bir iş adamıdır.My father is a businessman.
Babam güçlü bir adamdı.My father used to be a strong man.
Yaralı adam, polis oraya varmadan önce caddede uzandı.The injured man lay in the street before the police arrived.
Adamlar onu izledi.The men followed him.
Mantıklı bir adam böyle bir şeyi herkesin içinde söylemez.A sensible man wouldn't say such a thing in public.
Asker silahını adama doğrulttu.The soldier aimed his gun at the man.
Duvarı boyayan adam babamdır.The man painting the wall is my father.
Keşke başka bir adamla evlenseydim.I wish I'd married another man.
Garip bir adam bana geldi ve para istedi.A strange man came up to me and asked for money.
Gangsterler büyük miktarda parayı zengin adamdan gasp ettiler.The gangsters extorted a vast sum of money from the rich man.
Onun gibi bir adama saygı göstermek istemiyorum.I don't want to respect a man like him.
Gerçek bir bilim adamı öyle düşünmezdi.A true scientist would not think like that.
Aslında o hoş bir adam.In fact, he is a nice fellow.
Genç adamlar tüm zorluklara rağmen bunu yapacaklarını söylediler.The young men said that they would do it despite all of the difficulties.
Masum bir adam yanlışlıkla tutuklandı.An innocent man was arrested by mistake.
Yarın kar yağarsa kardan adam yapacağım.If it snows tomorrow, I will build a snowman.
Kör bir adama yardım etmek bir nezaket eylemidir.Helping a blind man is an act of kindness.
Görme engelli adam el yordamıyla çıkışa doğru gitti.The blind man felt his way toward the exit.
Kapıya dayanan adam kimdir?Who is the man that is leaning against the gate?
Yaşlı adam kaçtı ama güçlükle.The old man escaped, but with difficulty.
Hideyo Noguchi harika bir adamdı.Hideyo Noguchi was a great man.
Kibar görünüşlü yaşlı adam kalktı ve elini bana verdi.The gentle-looking old man got up and gave his hand to me.
Güzel konuşan bilim adamı kolayca tartışmaya katıldı.The eloquent scholar readily participated in the debate.
Bencil bir adam kendi duygularından başka hiçbir şey düşünmez.A selfish man thinks of nothing but his own feelings.
Berber erkeklerin saçını tıraş eden ve kesen bir adamdır.A barber is a man who shaves and cuts men's hair.
Dürüstçe konuşulursa, o güvenilmez bir adamdır.Frankly speaking, he is an unreliable man.
Bir adam evden uzakta hiç utanç hissetmeye ihtiyaç duymaz.A man away from home need feel no shame.
İyi bir iş adamı nasıl para kazanacağını bilir.A good businessman knows how to make money.
Onu adamakıllı dövdüm.I hit him good and hard.
Bitişikteki adam her sabah bir koşuya gittiğini söyledi.The man next door said he goes for a jog every morning.