Tom kapıyı açtığında pijamasını giyiyordu.Tom was wearing his pajamas when he opened the door.
Tom kapıyı açtı ve ofise girdi.Tom unlocked the door and entered the office.
Tom kutuyu aldı ve onu açmaya çalıştı.Tom picked up the box and tried to open it.
Tom buzdolabını açtı ve süt çıkardı.Tom opened the fridge and took out the milk.
Tom kapıyı açtı ve Mary'yi gördüğüne şaşırdı.Tom opened the door and was surprised to see Mary.
Tom arka kapının açılıp kapandığını duydu.Tom heard the back door open and close.
Neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu açığa kavuşturacağız.We will clarify what is true and what is false.
Bunu açabilir misin?Can you open it?
Hiç acıkır mısın?Are you hungry at all?
Lütfen kamyonet kapısını kaydırarak açar mısın?Would you please slide the van door open?
Benim için kapıyı açar mısınız, lütfen?Would you please open the door for me?
Acelen ne?What's your hurry?
Büyük acil nedir?What's the big emergency?
Senin acil durumun nedir?What is your emergency?
Acil durum nedir?What is the emergency?
Pencereleri açmam gerekiyor mu?Should I open the windows?
Açıklığa kavuşturmak için, tam olarak ne yapmamı istiyorsun?Just to be clear, what exactly do you want me to do?
Postane hâlâ açık mı?Is the post office still open?
O, gömleğinin düğmelerini açtı.She unbuttoned her shirt.
Fikrini açıkça anlattın.You've made your point.
Açıklamak için vaktim yok.I don't have time to explain.
Herhangi bir acı hissetmek istemiyorum.I don't want to feel any pain.
Aç olduğunu umuyorum.I hope you're hungry.
Onu az önce açtım.I just opened it.
Ben Tom'la bir şarap açık artırmasında birkaç yıl önce buluştum.I met Tom at a wine auction a few years ago.
Sana bir açıklama borçluyum.I owe you an explanation.
Sanırım sorunun ne olduğunu açıklayabilirim.I think I can explain what the problem is.
Acelem vardı.I was in a hurry.
O çok açık.He's very open.
Ben sana her şeyi sonra açıklayacağım.I'll explain everything to you later.
Acil bir durum bildiriyorum.I'm declaring an emergency.
Gerçekten aç değilim.I'm not really hungry.
Ben dava açıyorum.I'm pressing charges.
Gerçekten o kadar aç değilim.I'm really not all that hungry.
Önerilere çok açığım.I'm wide open for suggestions.
O her şeyi güç açısından görür.He sees everything in terms of power.
Kütüphane tüm öğrencilere açıktır.The library is open to all students.
Acele etmeliyiz.We need to hurry.
Siz açığa alındınız.You've been suspended.
Bana bir açıklama borçlusun.You owe me an explanation.
Siz çocuklar acele etmek zorundasınız.You guys have to hurry.
Suyu açık bırakan Tom değildi.It wasn't Tom who left the water running.
O onu açıklıyor.That explains it.
Kapıyı açtığımda, Tom bir takım elbise giyerek orada duruyordu.When I opened the door, Tom was standing there wearing a suit.
Başka açıklama yok.There is no other explanation.
Radyo açık.The radio is on.
Asansör kapıları açılmadı.The elevator doors wouldn't open.
Bu tekne denize açılmaya uygun.This boat is seaworthy.
Bu tekne denize açılabilir durumda değil artık.This boat is no longer seaworthy.
Biz açlıktan öleceğiz!We'll starve to death!
Açlıktan öleceğim!I'll starve to death!
O profesyonel bir futbol oyuncusu olmak niyetinde olmadığını açıklığa kavuşturdu.He made it clear that he had no intention of becoming a professional football player.
İçeri girin. Kapı açık.Come in. The door is open.
Lütfen paketi aç.Please open the package.
O aç gözlü ve tembel.He's greedy and lazy.
Neredeyse açlıktan ölüyorduk.We nearly starved.
Neredeyse açlıktan ölüyordum.I nearly starved.
Tom kravatını çıkardı gömleğinin düğmelerini açmaya başladı.Tom took off his tie and started unbuttoning his shirt.
Tom yapılması gerekenleri nasıl açıklayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to explain what needs to be done.
Bence bir kediyi evde tutmak acımasızcadır.I think it's cruel to keep a cat indoors.