acıyı ile cümle

acıyı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bir başka deyişle, balıklar sezgili hayvanlar, elbette ki acıyı hissediyorlar.Με άλλα λόγια, τα ψάρια είναι οργανισμοί που αισθάνονται, άρα φυσικά νιώθουν πόνο.
Bir başka deyişle, balıklar sezgili hayvanlar, elbette ki acıyı hissediyorlar.Другими словами, рыбы - разумные организмы, так конечно они чувствуют боль.
Bir başka deyişle, balıklar sezgili hayvanlar, elbette ki acıyı hissediyorlar.,במילים אחרות הדגים הם אורגניזמים חשים, אז כמובן שהם מרגישים בכאב.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Amikor valakinek fáj valami, mi is átvesszük a fájdalmát.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Când cineva suferă, îi preluăm durerea.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Cuando alguien está en sufriendo, tomamos ese dolor.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Graças a Deus sentimos empatia.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Když někoho něco bolí, bolí to i nás.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Keď niekto trpí, trpíme s ním.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Khi có ai đó đau đớn, chúng ta đón lấy nỗi đau đó.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Kiedy ktoś odczuwa ból, my go również odczuwamy.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.다른 사람이 고통 가운데 있을 때, 우리도 고통을 느낍니다.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Quando qualcuno soffre, noi soffriamo di quel dolore.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Quand quelqu'un souffre, nous souffrons aussi.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Saat seseorang kesakitan, kita merasakan rasa sakit itu.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Wanneer iemand pijn lijdt, voelen we de pijn.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Wenn jemand Schmerzen hat, empfinden wir den Schmerz auch.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Όταν κάποιος πονά, συμμεριζόμαστε τον πόνο.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Когато някого го боли, ние поемаме болката.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Когда у кого-то что-то болит, мы разделяем боль.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.Коли хтось відчуває біль, ми співпереживаємо.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.מתי שמישהו בכאב, אנחנו כמו אוספים אלינו את הכאב הזה.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.عندما يشعر أحدهم بالألم, نتحمل عنه ذلك الألم.
Biri acı çekerken, acıyı alabiliyoruz.ウインブルドンの決勝戦で
Biri bu acıyı durdursun! Çekil yolumdan! Gitmeliyim.Мне нужно выйти.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Az egyik az volt, amit a kedvenc nővérem, Ettie mondott, hogy nem vettem figyelembe az ő fájdalmát.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Den ena var att en av mina favoritsköterskor, Ettie, sa att jag inte tog hennes egen smärta i beaktande.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Den ene var at min yndlingssygeplejerske, Ettie, fortalte mig at jeg ikke overvejede hendes smerte.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Een was dat mijn favoriete verpleegster, Ettie, me vertelde dat ik haar pijn niet in aanmerking nam.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Jedna je, že moje oblíbená sestřička Ettie mi řekla, že jsem nevzal v potaz i její bolest.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Jednou bolo, že moja obľúbená sestrička, Ettie, mi povedala, že som nevzal do úvahy jej bolesť.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.하나는 제가 가장 좋아하는 에티 간호사가 알려준 건데요 제가 그녀의 고통을 고려하지 않았다는 겁니다.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Một là cô y tá yêu thích của tôi,Ettie, đã nói với tôi rằng tôi không cân nhắc nỗi đau của cô
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Po pierwsze Ettie, moja ulubiona pielęgniarka, powiedziała, że nie wziąłem pod uwagę jej bólu.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Uma foi que a minha enfermeira preferida, Ettie, disse-me que eu não tinha tido em consideração a dor dela:
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Una è che la mia infermiera preferita, Ettie, mi ha detto che non avevo preso in considerazione il suo dolore.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Una que mi enfermera favorita, Ettie, me dijo que no tomé en cuenta su dolor.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Unul a fost că asistenta mea preferată, Ettie, mi-a spus că n-am luat în calcul suferinţa ei.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Yksi lempihoitajistani, Ettie, kertoi minulle, että en ottanut huomioon hänen kipuaan.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Το ένα ήταν ότι η αγαπημένη μου νοσοκόμα, η Ettie, μου είπε ότι δεν συμπεριέλαβα τον δικό της πόνο υπόψη μου.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.Едното беше, че любимата ми сестра - Ети ми каза, че не съм вземал предвид нейната болка.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.И я узнал две интересные вещи. Она сказала:
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.אחד היה, שהאחות החביבה עלי ביותר, אתי, אמרה לי שלא החשבתי את הכאב שלה בשיקולי.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.أحدهما كان أن ممرضتي المفضلة، إيتتي، أخبرتني أنني لم أخذ ما سببته لي من آلالام مأخذ الجد.
Birisi Ettie, en sevdiğim hemşiremdi. bana kendisinin çektiği acıyı göz ardı ettiğimi söyledi.看護師の気持ちを考えてないと言いました エティは「もちろんあなたの痛みは当然だけど
Bir şekilde şu açıyı buluruz, 180'den çıkarırız ve 2'ye bölerek şu iki açının ölçüsünü buluruz. -따라서 우리는 180도에서 이 각의 크기를 빼고
Bir şekilde şu açıyı buluruz, 180'den çıkarırız ve 2'ye bölerek şu iki açının ölçüsünü buluruz. -Vi kan altså nu finde den her vinkel. Vi kan trække fra 180.
Bir şekilde şu açıyı buluruz, 180'den çıkarırız ve 2'ye bölerek şu iki açının ölçüsünü buluruz. -اذاً بطريقة او بأخرى، بطريقة او بأخرى سيمكننا ايجاد هذه الزاوية
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Bůh musí svým způsobem cítit úzkost a žal, a fyzickou bolest, kterou prožíváme my.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Dans un sens, Dieu doit sentir l'angoisse, le chagrin, et la douleur physique que nous ressentons.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.De algún modo, Dios debe sentir nuestra angustia, nuestra pena, y el dolor físico que sentimos.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.In qualche modo, Dio deve sentire l'angoscia, la pena, ed il dolore fisico che sentiamo noi.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Într-un fel, Dumnezeu trebuie să simtă suferința și întristarea și durerea fizică pe care noi o simțim.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Irgendwie muss Gott die Pein, den Kummer, und den körperlichen Schmerz spüren, den wir spüren.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.어떤 면에서, 하나님은 우리가 느끼는 고뇌, 슬픔 그리고 신체적인 고통을 느끼는 것이 틀림없습니다.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Ở một mặt nào đó, Chúa phải cảm nhận nỗi đau, nỗi thống khổ, và vết thương tinh thần ta cảm nhận.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Op een bepaalde manier moet God ons lijden voelen, ons verdriet en de fysieke pijn die we voelen.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.W jakiś sposób Bóg musi odczuwać udręki i żal oraz ból fizyczny, który i my odczuwamy.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Με κάποιο τρόπο, ο Θεός πρέπει να νιώσει την αγωνία, την θλίψη και το σωματικό πόνο που νιώθουμε.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Някакси Бог трябва да чувства терзанието, страданието, и физическата болка, които чувстваме.

İlgili Sayfalar