Acımasızlık, Tanrı'nın ilk özelliğidir.Cruelty, it's the first attribute of God.
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"It's cruel to offer him a job knowing that he's going to fail."
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Callousness, selfishness, ruthlessness.
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"C'est cruel de lui offrir un emploi sachant qu'il va échouer. "
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"È crudele offrirgli un lavoro sapendo che non può farcela".
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!""É cruel oferecer-lhe um trabalho "sabendo que ele não vai conseguir cumprir."
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"E o cruzime să îi ofer o slujbă pe care știu că nu o poate face".
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"Es cruel ofrecerle trabajo sabiendo que va a fracasar".
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"Es ist grausam, ihm einen Job anzubieten, wohl wissend, dass er keinen Erfolg haben wird."
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"Het is wreed hem een baan aan te bieden als je voorop weet dat hij gaat mislukken."
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"Je kruté nabídnout mu práci a vědět, že by ji nezvládl."
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"Je kruté ponúknuť mu prácu, keď vieme, že určite zlyhá."
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"Kegyetlenség felajánlani neki egy munkát, mikor tudjuk, hogy belebukik.'
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"마흐모우드씨가 할 수 없다는 걸 알면서 일을 하게 한다는 건 가혹해요."
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"Sẽ thật là nhẫn tâm nếu cho anh ta làm công việc đó khi đã biết anh ta sẽ thất bại."
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"To okrutne oferować mu pracę wiedząc, że sobie nie poradzi."
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"Είναι σκληρό να του προσφέρεις μια δουλεία ξέροντας ότι θα αποτύχει."
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"Жестоко е да му предложим работа, с ясното съзнание, че той ще се провали."
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"Жестоко предлагать ему работу, заранее зная, что он не справится".
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"זה אכזרי להציע לו עבודה בידיעה שהוא הולך להכשל."
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"من الوحشية أن نعرض عليه عملا ونحن نعلم أنه سيفشل."
Başaramayacağını bile bile ona bir iş vermek acımasızlık!"仕事を与えるなんて 残酷だ」 ナジムディンは一徹です
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Der Gefühlskälte. Der Selbstsucht. - Der Rücksichtslosigkeit.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Der Gefühlskälte. Der Selbstsucht. - Der Rücksichtslosigkeit.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Insensibilidad, egoísmo, crueldad.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.-Känslokyla, själviskhet, hänsynslöshet. -Nej.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.- Nepãsãtor, egoist, nemilos. - Nu-i aºa.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Tunnekylmyydestä, itsekkyydestä, häikäilemättömyydestä.
Onların listesindeki maddelerden biri acımasızlık, ama diğeri ise kurnazlık ve manipülasyon yapma.Jedną z cech psychopatów jest brak wyrzutów sumienia, a do tego przebiegłość i manipulatorstwo.
Onların listesindeki maddelerden biri acımasızlık, ama diğeri ise kurnazlık ve manipülasyon yapma.그가 이러더군요. "그거 아세요? 객관식 문항에서 '반성할 줄 모른다'라는 선지가 있었는데요 그 문항의 다른 선지는 '교활하다' 였어요.
Onların listesindeki maddelerden biri acımasızlık, ama diğeri ise kurnazlık ve manipülasyon yapma."Sabe uma coisa? Um dos itens da lista é a ausência de remorsos, "mas outro é ser-se manhoso e manipulativo.
Onların listesindeki maddelerden biri acımasızlık, ama diğeri ise kurnazlık ve manipülasyon yapma."Ştii, un termen de pe listă era lipsa remuşcării, dar un alt termen pe listă e viclean şi manipulator.
Onların listesindeki maddelerden biri acımasızlık, ama diğeri ise kurnazlık ve manipülasyon yapma."Vieš čo, jedna položka na zozname je nedostatok ľútosti, ale ďalšia je prefíkanosť, manipulatívnosť.
Onların listesindeki maddelerden biri acımasızlık, ama diğeri ise kurnazlık ve manipülasyon yapma."Една от точките в чек - листата е липса на угризения, а друга точка е измамност, манипулативност.
Onların listesindeki maddelerden biri acımasızlık, ama diğeri ise kurnazlık ve manipülasyon yapma."Знаєш що? Одна з ознак у списку - відсутність каяття, але інша ознака у списку - хитрість, маніпулятивність.
Onların listesindeki maddelerden biri acımasızlık, ama diğeri ise kurnazlık ve manipülasyon yapma.הוא אמר, "יודע מה? אחד הסעיפים ברשימה הוא העדר-חרטה, אבל סעיף אחר הוא ערמומיות ומניפולטיביות.
Onların listesindeki maddelerden biri acımasızlık, ama diğeri ise kurnazlık ve manipülasyon yapma.قال " أتعلم ماذا؟ واحدة من الفقرات في القائمة هي عدم الندم، في حين أن واحدة أخرى في القائمة هي ماكر، متلاعب.
Onların listesindeki maddelerden biri acımasızlık, ama diğeri ise kurnazlık ve manipülasyon yapma.別の項目には "狡猾さ"や"人を操る傾向"もある だから犯した罪を 後悔していると言っても