O, tamamen aşağılanmış hissetti.He felt utterly humiliated.
Tom aşağılanmış hissetti.Tom felt humiliated.
Tom aşağılanmıştı.Tom was humiliated.
Tom tamamen aşağılanmıştı.Tom was utterly humiliated.
Tom kendini tamamen aşağılanmış hissetti.Tom felt utterly humiliated.
Ben aşağılanmıştım.I was humiliated.
Mary kendini ihanete uğramış ve aşağılanmış hissetti.Mary felt betrayed and humiliated.
Tom kendini hem ihanete uğramış ve hem de aşağılanmış hissetti.Tom felt both betrayed and humiliated.
Ben aşağılanmış hissettim.I felt humiliated.
Tom, aşağılanmış olmakla ilgili her şeyi biliyor.Tom knows all about being humiliated.
Ben çok aşağılanmıştım.I was very humiliated.
Aşağılanmış bir kadın son derece tehlikeli olabilir.A woman scorned can be extremely dangerous.
Tom aşağılanmış olduğunu söyledi.Tom said that he'd been humiliated.
Tom çok aşağılanmış hissettiğini söyledi.Tom said he felt very humiliated.
Kendimi tamamen aşağılanmış hissettim.I felt utterly humiliated.
Aşağılanmış Kral William oğlunu lanetledi ve kuşatmayı kaldırıp Rouen'e döndü.King William then raised the siege and returned to Rouen.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış.'Had he suddenly put out his tongue at me in derision, I could not have felt more humiliated.
İnsan ruhu sinirlenmiş ve insanın özü aşağılanmış ve bastırılmış duurmda.Human soul has become frustrated and the essence of humankind humiliated and suppressed.
Kıyamet günü, azap ona kat kat artırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.Whose punishment will be doubled on the Day of Judgement, and he will live for ever in disgrace,
O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.'Many faces will be contrite on that day,
Ve, siz de! Aşağılanmış, ezilmiş olarak."You say: "Yes; and you will be lowly made."
Kibre saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.Surely those who disdain worshipping Me will enter Hell, disgraced."
De ki: "Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)."You say: "Yes; and you will be lowly made."
Subasiç, "Kendimi daha da aşağılanmış ve mağdur hissediyorum."I feel even more humiliated and a greater victim.
Bunun nedeni, onursuz ve aşağılanmış bir ulusun gerçek bir müttefik veya dost olamayacak olmasıdır.This is because a dishonoured and offended nation cannot be a real ally or friend.
Jun-kyu da onunla bir kavgada alenen aşağılanmış sonra Mun karşı güçlü bir kin vardır.Jun-kyu also has a strong grudge against Mun after being publicly humiliated in a fight with him.
Aşağılanmış Kral William oğlunu lanetledi ve kuşatmayı kaldırıp Rouen'e döndü.Humillado, el rey maldijo a su hijo, levantó el asedio y volvió a Ruan.
Redneck sıfatı verilen birisi bundan gurur duyabilir veya aşağılanmış hissedebilir.Родрик может врезать одному из них или же проявить сдержанность.
Aşağılanmış Kral William oğlunu lanetledi ve kuşatmayı kaldırıp Rouen'e döndü.الإذلال، الملك وليام لعن ابنه ثم رفع الحصار وعاد إلى روان.
Aşağılanmış Kral William oğlunu lanetledi ve kuşatmayı kaldırıp Rouen'e döndü.Rasende skal kong Vilhelm ha forbannet Robert før han avsluttet beleiringen og dro tilbake til Rouen.
Aşağılanmış Kral William oğlunu lanetledi ve kuşatmayı kaldırıp Rouen'e döndü.Raja William kemudian mengangkat pengepungan dan kembali ke Rouen.
Aşağılanmış Kral William oğlunu lanetledi ve kuşatmayı kaldırıp Rouen'e döndü.遭受耻辱的威廉国王诅咒他的儿子,然后停止围攻回到了鲁昂。
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Apakah dia tiba-tiba mengulurkan lidahnya padaku mengolok-olok, saya tidak bisa merasa lebih dipermalukan.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Avait-il soudain, tira la langue à moi dans la dérision, je n'aurais pas pu avoir plus de humiliés.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Če bi nenadoma dal svoje jezik me v podsmijeh, jaz ne bi mogel čutiti več ponižan.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Dacă ar fi scos dintr-o dată limba lui la mine în bătaie de joc, nu am putut-am simtit mai mult umilit.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Gdyby nagle wysunął język na mnie z drwiną, nie mogłem się czuć więcej upokorzony.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Hade han plötsligt lade ut tungan åt mig i hån, jag kunde inte ha känt sig mer förödmjukade.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış.'Had hij plotseling stak zijn tong naar me in de spot, kon ik niet hebben gevoeld meer vernederd.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Hätte er plötzlich streckte die Zunge heraus zu mir in Spott, konnte ich nicht gefühlt haben mehr gedemütigt.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Havde han pludselig rakte tunge ad mig i hån, kunne jeg ikke have følt sig mere ydmyget.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Jos hän yhtäkkiä ojensi kielensä minua pilkkanaan, en olisi voinut tuntua nöyryytetään.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Kdyby se náhle dal mu jazyk na mě výsměchem, nemohl jsem se cítil více ponížen.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Keby sa náhle dal mu jazyk na mňa výsmechom, nemohol som sa cítil viac ponížený.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış.'그가 갑자기 조소의 날 그의 혀를 넣어다면 난 더 느낌이 없습니다 굴욕.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Nếu anh ấy đột nhiên đưa ra lưỡi của mình tại tôi chế nhạo, tôi không thể cảm thấy làm nhục.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Si de repente sacó la lengua a mí en tono de burla, no me habría sentido más humillado.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Vajon hirtelen kinyújtotta a nyelvét rám gúny, nem tudtam volna úgy érezte, több megalázott.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Αν είχε θέσει ξαφνικά έξω τη γλώσσα του σε με το χλευασμό, δεν θα μπορούσα να αισθάνονται πιο ταπεινώνεται.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Ако той изведнъж протегна език в мен в присмех, не можеше да усеща по- унижен.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Если бы он вдруг высунул язык у меня в насмешку, я не мог бы чувствовал себя более униженными.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."Якби він раптом висунув язика в мене на сміх, я не міг би відчував себе більш приниженими.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."האם הוא פתאום הוציא את לשונו לעברי בלעג, אני לא יכול להרגיש יותר מושפל.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış."لو كان ضعت فجأة في وجهي لسانه في سخرية ، لم أستطع أن يكون شعر أكثر ذليلة.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış.屈辱。 私は自分自身に考えた - こっそり浮気者のための私は右のサーブ....彼の目はまっすぐに輝いていた
İnsan ruhu sinirlenmiş ve insanın özü aşağılanmış ve bastırılmış duurmda.C. 政治、安全状況
İnsan ruhu sinirlenmiş ve insanın özü aşağılanmış ve bastırılmış duurmda.L'âme humaine est devenu frustré et l'essence de l'humanité, humilié et supprimée.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.A fost umilit şi a simțit nevoia să umilească pe altcineva ca să se impună.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.Dia direndahkan dan untuk mengembalikan percaya dirinya dia harus merendahkan orang lain.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.Elle a été humiliée et a eu besoin d'humilier quelqu'un d'autre pour s'affirmer