Ve bu da, biraz asitle aşındırmadan sonra ortaya çıkan son hali.وهذا هو، بعد النقش بالحمض، النسخة التي أنتهيت إليها.
Ve bu da, biraz asitle aşındırmadan sonra ortaya çıkan son hali.僕はこの像に心から満足していました
Ve bu güçl bir asit.A to jest mocny kwas.
Ve bu güçl bir asit.A toto je silná kyselina.
Ve bu güçl bir asit.En dit is een sterk zuur.
Ve bu güçl bir asit.És ez egy erős sav.
Ve bu güçl bir asit.Et c'est un acide fort.
Ve bu güçl bir asit.Questo è un acido forte.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.이것은 대개 오메가 3 로 알려진 지방입니다.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.Đó là thứ chúng ta thường gọi là chất béo Omega-3.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.En dat zijn voornamelijk de Omega-3 vetzuren.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.E questi sono prevalentemente quelli che chiamiamo acidi grassi Omega 3.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.Es gibt gute Fette, hauptsächlich die Omega-3-Fettsäuren.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.Hay grasas buenas, comúnmente llamadas Acidos Grasos Omega-3
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.Iar acestea sunt cu precadere cele numite acizi Omega-3.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.Nazywane są zwykle kwasami tłuszczowymi omega-3.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.Og dette er hovedsagelig det der hedder Omega-3 fedtsyrer.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.Και αυτά είναι που κατά κύριο λόγο ονομάζονται ωμέγα-3 λιπαρά οξέα.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.И това са най-вече Омега-3 мастните киселини.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.Это те, которые называют в основном Омега-3 жирные кислоты.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.בעיקר מה שנקרא "חומצות שומן אומגה-3".
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.هي ما تعرف بالأحماض الدهينة الأوميجا 3.
Ve bunlar çoğunlukla Omega-3 yağ asitleri dediğimiz yağlardır.魚油などに多く含まれています
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.Ed è rilevabile non solo negli aminoacidi.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.E é detectável não apenas em aminoácidos.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.És ez nem csak az aminosavaknál észlelhető.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.Et il n'y a pas que dans les acides aminés qu'on peut le détecter.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.Het is niet alleen voor aminozuren aantoonbaar.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.그리고 아미노산에서만 감지되는것이 아닙니다
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.Nó được tìm thấy không chỉ ở amino acid.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.Și acest lucru este detectabil nu numai în aminoacizi.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.Und das kann man nicht nur in Aminosäuren finden.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.Widać to nie tylko w aminokwasach.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.Y es detectable no sólo en aminoácidos.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.Και είναι ανιχνεύσιμη όχι μόνο με τα αμινοξέα.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.И може да се види не само в амино киселини.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.И оно определяется не только наличием аминокислот.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.І це можна виявити не лише на прикладі амінокислот.
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.זה מתגלה לא רק בחומצות אמיניות. ניתן לשאול:
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.وهو قابل للاكتشاف ليس فقط في الاحماض الامينية
Ve bu sadece amino asitlerle saptanabilir.次に「アヴィディアン」の場合を
Ve bu yüzden phosphoglyceraldehyde giderken pirüvat veya pirüvik asit, biz iki şey üretir.Dan ketika kita pergi dari fosfogliseraldehida ke piruvat atau asam piruvat, kami memproduksi dua hal.
Ve bu yüzden phosphoglyceraldehyde giderken pirüvat veya pirüvik asit, biz iki şey üretir.E então, quando nós formos do PGAL para o piruvato ou ácido pirúvico, nós produzimos duas coisas.
Ve bu yüzden phosphoglyceraldehyde giderken pirüvat veya pirüvik asit, biz iki şey üretir.En als we dus van glyceraldehydefosfaat naar pyrovaat of pyrodruivenzuur gaan, produceren we twee zaken.
Ve bu yüzden phosphoglyceraldehyde giderken pirüvat veya pirüvik asit, biz iki şey üretir.Kiedy aldehyd 3-fosfoglicerynowy przekształca się w pirogronian czy kwas pirogronowy, dostajemy dwie rzeczy.
Ve bu yüzden phosphoglyceraldehyde giderken pirüvat veya pirüvik asit, biz iki şey üretir.그래서 포스포글리세르알데히드를 피루브산으로 바꿀 때 우리는 두 가지를 생산합니다.
Ve bu yüzden phosphoglyceraldehyde giderken pirüvat veya pirüvik asit, biz iki şey üretir.Y por eso cuando pasamos de la phosphoglyceraldehyde a la piruvato o ácido pirúvico, producimos dos cosas.
Ve bu yüzden phosphoglyceraldehyde giderken pirüvat veya pirüvik asit, biz iki şey üretir.Άρα, όταν πάμε από τη 3-φωσφορική γλυκεραλδεΰδη στο πυροσταφιλικό οξύ παράγουμε 2 πράγματα.
Ve bu yüzden phosphoglyceraldehyde giderken pirüvat veya pirüvik asit, biz iki şey üretir.Когато глицералдехид-3-фосфата преминава в пирува̀т или пирогроздена киселина, се получават две вещества.
Ve bu yüzden phosphoglyceraldehyde giderken pirüvat veya pirüvik asit, biz iki şey üretir.При переході від фосфогліцеральдегіду до пірувату або піровиноградної кислоти утворюються дві сполуки.
Ve bu yüzden phosphoglyceraldehyde giderken pirüvat veya pirüvik asit, biz iki şey üretir.ועוד שני ATP כאן.
Ve bu yüzden phosphoglyceraldehyde giderken pirüvat veya pirüvik asit, biz iki şey üretir.وذلك عندما نذهب من فوسفوجليسيرالديهيدي إلى بيروفات أو حمض بيروفك، نحن ننتج شيئين.
Ve güçlü asitlerle uğraşırken bu genelde böyledir, hidroklorik asit örneğinde olduğu gibi.En dat is normaal het geval wanneer je te maken hebt met sterke zuren, zoals het geval van zoutzuur.
Ve güçlü asitlerle uğraşırken bu genelde böyledir, hidroklorik asit örneğinde olduğu gibi.Et c'est généralement le cas à chaque fois qu'on a affaire à des acides forts, comme l'acide chlorhydrique.
Ve güçlü asitlerle uğraşırken bu genelde böyledir, hidroklorik asit örneğinde olduğu gibi.I to jest taka ogólna zasada - za każdym razem, gdy masz do czynienia z mocnym kwasem, takim jak HCl.
Ve güçlü asitlerle uğraşırken bu genelde böyledir, hidroklorik asit örneğinde olduğu gibi.Si tratta di un caso generale per tutte le volte che si hanno acidi forti, come l'acido cloridrico.
Ve güçlü asitlerle uğraşırken bu genelde böyledir, hidroklorik asit örneğinde olduğu gibi.Αυτό γίνεται οταν έχουμε ισχυρά οξέα όπως το υδροχλωρικό.
Ve ilk başta, bir pretin içindeki nükleik asit molekülünden ibarettiler. . .Спочатку, я вам його представив як білок з молекулою нуклеїнової кислоти всередині нього.
Ve ilk başta, bir pretin içindeki nükleik asit molekülünden ibarettiler. . .هي بروتينات مع احماض نووية
Ve ilk başta, bir pretin içindeki nükleik asit molekülünden ibarettiler. . .いくつかのちょうどこのタンパク質は核酸 それの酸の分子。 そして、それは何もしません。