Ana içeriğe geç
Sözlük

aşıt ile cümle

aşıt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Örneğin, tüm canlı hücreler, aynı temel nükleotit ve amino asit küme dizilerini kullanırlar.Por exemplo, todas as células vivas usam os mesmos ácidos nucleicos e aminoácidos..
Bazı bakteriler kısmen asit has olabilirler.Algumas bactérias podem também ser parcialmente ácido-álcool resistentes.
İsmi, propiyonik asit üretme yeteneğine sahip olmasından dolayı verilmiştir.Sua denominação advém da capacidade que possui de gerar ácido propiônico.
Gomez ilk büyük rolünü Irvine Welsh'in üç kısa hikâyesinden uyarlanmış Asit Evi filminde aldı.O primeiro grande papel de Gomez foi em The Acid House, baseado em três contos do escritor Irvine Welsh.
Asit-baz tepkimesi, bir asit ile bir baz arasında meydana gelen kimyasal tepkimedir.Uma reação ácido-base é uma reação química que ocorre entre um ácido e uma base.
İskorbüt, C vitamini (askorbik asit) eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık.Escorbuto é uma doença causada pela falta de vitamina C (ácido ascórbico).
Ksenik asit, suyun içinde ksenon trioksitin dağılması ile oluşan bir soy gaz bileşiğidir.Ácido xênico é um composto de gases nobres formados pela dissolução de trióxido de xenônio na água.
Bu yüzden pH'ı 5.6'nın altındaki yağmur asit yağmuru olarak nitelendirilir.Assim, qualquer chuva com pH abaixo de 5.6 é considerada excessivamente ácida.
Asit ayrıca bu asitten 1 yıl sonra Friedrich Woehler tarafından keşfedilen İzosiyanik asit'in bir izomeridir.O ácido ciânico foi descoberto um ano antes por Friedrich Woehler.
177.8 kJ/mol. proton afinitesi ile bilinen en güçlü asittir.É o ácido de Brönsted mais forte conhecido, com uma afinidade de prótons de 177,8 kJ / mol.
L-Homoserin DNA tarafından kodlanan yaygın amino asitlerden değildir.L-Homosserina não é dos aminoácidos comuns codificados pelo DNA.
Metil asetat kuvvetli sulu bazlar ya da sulu asitlerin mevcudiyetinde kararlı değildir.Acetato de metila não é estável na presença de bases ou ácidos fortes aquosos.
Çözünmüş karbon dioksit ve karbonik asit, şişelerde mayalanmış içkilerde karbonatlama etkisi gösterir.O dióxido de carbono e o ácido carbônico produzirão a carbonação em bebidas fermentadas engarrafadas.
Mevlevî dergahlarından en önemlilerine asitane denirdi.Emitir parecer acerca dos projetos de maior importância.
Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her 100 gramda 0.3 gramdan fazla olmamalıdır.A dose não deve ultrapassar 3g por dia.
Bundan sonra çözelti buharlaştırmaya tabi tutulur ve katı halde tanen (veya tannik asit) elde edilir.Em seguida, deve-se ripar o linho, que consiste em tirar a semente com o ripo (pente em ferro).
Proteinlerdeki amino asit kalıntı sayısı birkaç on ile birkaç bin arasında değişebilir.As estruturas proteicas variam em tamanho de dezenas a vários milhares de aminoácidos.
Maya proteinleri ortalama 466 amino asit uzunluğunda ve 53 kDA ağırlığındadır.As proteínas das leveduras, por exemplo, têm em média um comprimento de 466 aminoácidos e 53 kDa de massa.
İngiliz Frederick Scott Archer, 1851'de kolodyum ve banyo için pirogallik asit kullandı.Frederick Scott Archer inventou em 1851 a emulsão de colódio úmida.
Valin adlı amino asit ismini bu bitkiden almıştır.O aminoácido valina foi assim denominado a partir do nome desta planta.
Amino asit dizisinin değişken kısmı ise her helikazın kendine has özellikleri ile ilgilidir.Muitos dos bens trocados no moitará são referentes às especializações de cada etnia.
Sülfürik asit ya da nitrik asit ile kıyaslanabilecek kadar güçlü bir asittir.É um ácido forte comparável em força ao ácido sulfúrico ou ácido nítrico.
Bir amino asit kalıntısı ile diğeri arasındaki bağ bir "amit bağ" veya peptit bağı olarak bilinir.Quando os aminoácidos se combinam, formam uma ligação especial chamada ligação peptídica.
Diğer bir kullanım alanı ise hidroflorik asit (HF) üretimidir.Outro método de alívio é aplicação de gelo (crioterapia).
Linoleik asittir.Linkar é essencial.
Miristik asitin indirgenmesiyle miristil alkol elde edilir.É fabricado por etoxilação com álcool miristílico.
Sodyum benzoat benzo asitin Sodyum tuzlarındandır.É o sal de lítio do ácido benzóico.
İnosinik asit metabolizması için önemli bir maddedir.Ácido inosínico é importante no metabolismo.
Virüsteki nükleik asit 8 tane negatif anlamlı RNA'dan oluşur.O vírus da gripe, por exemplo, tem oito genes separados feitos de RNA.
İyodik asit +5 oksidasyon durumunda iyot içerir ve halojenlerin saf halde en stabil okso-asitlerinden biridir.O ácido iódico é dos mais estáveis oxiácidos halógenos enquanto em estado puro.
Tüm gerekli metaller hümik asitlerle şelat yapabilmektedir.Todos os Flash conseguem atravessar objetos sólidos.
Ksenik asit, organik kimyada bir oksitleme maddesi olarak kullanılmaktadır.Ácido xênico tem sido usada como um agente oxidante em química orgânica.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?Hij zei: 'wie ben jij om dit te beweren?' en voegde daaraan toe: 'We worden afgeslacht als we dit uitzenden.'
Olgun tohumlar % 7-10% arası gamma linolenik asit içerir.De zaden bevatten 7 tot 14% gamma-linoleenzuur.
En yaygın nükleik asitler deoksiribonükleik asit (DNA) ve ribonükleik asit (RNA)'dır.De meest voorkomende natuurlijke nucleïnezuren zijn desoxyribonucleïnezuur (DNA) en ribonucleïnezuur (RNA).
Perkloratlar perklorik asitin tuzlarıdır.Perchloraten zijn zout van perchloorzuur.
Canlılarda bulunan proteinler, L-amino asitlerden oluşur.Natuurlijke eiwitten bestaan uit L-aminozuren.
RNA dizisi ile amino asitler arasındaki bu ilişkiye genetik kod adı verilir.Deze correlatie tussen RNA en het aangemaakte eiwit wordt de genetische code genoemd.
Verilere göre, Mars yüzeyindeki sular yaşam için gerekenden çok daha tuzlu ve çok daha asitlidir.Het water op Mars lijkt echter te zuur en te zout te zijn geweest voor aardse vormen van leven.
3:53. (N-fenilantranilik asit'ten).19:30) (tegenwoordig heeft dit betrekking op de synagogen).
Günlük askorbik asit gereksinimi yaş ve cinsiyete bağlı olarak da değişmektedir.De dagelijks benodigde hoeveelheid ijzer hangt af van de leeftijd en het geslacht.
Asitlikleri daha yüksektir .De eisen zijn strenger.
Bu yük kriteri, bazlara göre asitlerde daha belirgindir.Enkelvoudige suikers zijn in uw geval gezonder, zou ik zeggen.
Asitlere ve birkaç organik maddeye karşı dayanıklıdır.Het is oplosbaar in water en een aantal organische oplosmiddelen.
Sudaki çözeltisi zayıf asittir.De oplossing in water is een zwakke base.
Nubot günümüzde nükleik asit robotlarının bir adı olarak kullanılmaktadır.Tegenwoordig wordt de IUPAC naam stikstofgroep gebruikt.
Sodyum benzoat benzo asitin Sodyum tuzlarındandır.Natriumbenzoaat is het natriumzout van benzoëzuur.
Atık ürün katı ürik asittir.Het is sterk productgericht.
Amonyum; güçsüz bir asittir.Het ammoniumion is een zwak zuur.
Asit-baz tepkimesi, bir asit ile bir baz arasında meydana gelen kimyasal tepkimedir.Een zuur-basereactie is een chemische reactie tussen een zuur en een base.
Sonra preparat asit alkol ile dekolere edilir.De vetzuren worden vervolgens veresterd met de alcohol.
Hidrosiyonik asit (HCN), inorganik bir bileşiktir.Cesiumhydroxide (CsOH) is een anorganische verbinding van cesium.
Fulminik asit, HCNO formülüne sahip bir bileşiktir.Het methanoaation heeft de formule HCOO−.
Zira, bu asit suda çözünmemektedir.Cyclohexaan is niet oplosbaar in water.
Bazlar asitleri nötralize eder.Basen neutraliseren zuren.
1905 F. Reigel ülserlerin nedeninin aşırı mide asiti olduğunu ileri sürdü.1905 F. Reigel zasugerował, że wrzody są spowodowane przez nadmiar kwasu.
Makale şöyle başlıyordu: "Deoksiribo Nükleik Asit tuzu için bir yapı önermek isteriz..."Artykuł otwiera zdanie: Pragniemy zaproponować pewną strukturę soli kwasu deoksyrybonukleinowego (DNA).
Kloroasetik asitin endüstriyel üretimi iki yolla gerçekleştirilir.Kwas chlorooctowy otrzymywany jest na skalę przemysłową dwoma sposobami.
Güçlü Lewis asitleri ile reaksiyona girerek KrF+ ve Kr2F3+ katyon tuzlarını oluşturur.Reaguje z mocnymi kwasami Lewisa, dając kationy KrF+ i Kr 2F+ 3.
Genlerin moleküler temeli deoksiribonükleik asittir (DNA).Molekularną podstawą genów jest kwas deoksyrybonukleinowy (DNA).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod