Aşırı uçlar başkanın karısını kaçırdı.Extremists kidnapped the president's wife.
Aşırı uçlara giden davranışları olur.She takes things to the extreme.
Hatta İslamcılık'ın çok aşırı uçtaki biçimleri,And even the very extreme forms of Islamism
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.Don't tell me not to cry, to calm it down, not to be so extreme, to be reasonable.
İzopentan, oda sıcaklığında ve basıncında aşırı uçucu ve aşırı yanıcı bir sıvıdır.Isopentane is an extremely volatile and extremely flammable liquid at room temperature and pressure.
Aşırı uçları ortadan kaldırdıktan sonra, Adler daha ılımlı bir düalizm biçimini benimsemiştir.After eliminating the extremes, Adler subscribed to a more moderate form of dualism.
Daha küçük bir grup da aşırı uçta bulunan Guardians of the Cedars'dı.Auch benötigten die Chiefs mehr Tiefe bei den Guards.
Weir, aşırı uçuş korkusu nedeniyle 2007 yılından beri uçak yolculuğu yapmamaktadır.Nelson se retrouve sans volant pour la saison 2007, faute de budget.
Aşırı uçlara giden davranışları olur.Они идут на крайние меры...
Daha küçük bir grup da aşırı uçta bulunan Guardians of the Cedars'dı.Uma facção menor cristã foi a nacionalista Guardiões do Cedros.
Daha küçük bir grup da aşırı uçta bulunan Guardians of the Cedars'dı.En mindre grupp var den nationalistiska Cederväktarna.
Son olarak dengelenmiş seçilim ise her iki uçtaki aşırı uç değerlerin ayıklandığı bir seçilim türüdür.選択した主人公によって難易度は大きく異なる。
Weir, aşırı uçuş korkusu nedeniyle 2007 yılından beri uçak yolculuğu yapmamaktadır.פוסט הוכרז כנעדר לאחר שלא שב מטיסה מעל המדבר הגדול במדינת נבדה שערך ב-3 בספטמבר 2007.
Daha küçük bir grup da aşırı uçta bulunan Guardians of the Cedars'dı.מעניין להתבונן גם בקבוצה "מינימלית" של וקטורים הפורשת מרחב מסוים.
Ancak belli ki, aşırı uçtaki bazıları öyle düşünmediler.일부 극진주의자들은 분명 그렇게 생각하지 않았을 것입니다.
Ancak belli ki, aşırı uçtaki bazıları öyle düşünmediler.אבל נראה שקיצוניים מסויימים אינם חושבים כך.
Ancak belli ki, aşırı uçtaki bazıları öyle düşünmediler.ولكن يبدو ان المتطرفين لا يرون ذلك معارضاً له
Ancak belli ki, aşırı uçtaki bazıları öyle düşünmediler.疑問が残ります。
Antarktika'nın kara yüzeyine benzer şekilde aşırı uçlara erişmesini engeller.Dzięki temu temperatury w Arktyce nie są aż tak ekstremalne jak te na Antarktydzie.
Antarktika'nın kara yüzeyine benzer şekilde aşırı uçlara erişmesini engeller.남극 지방 특유의 극적인 기온보다 비교적으로 높게 유지되는 것이죠.
Antarktika'nın kara yüzeyine benzer şekilde aşırı uçlara erişmesini engeller.מלהגיע לקיצונים שטיפוסיים לאזורי האדמה של אנטארקטיקה.
Antarktika'nın kara yüzeyine benzer şekilde aşırı uçlara erişmesini engeller.من الوصول إلى أقصاها كما هو الحال على سطح القارة الجنوبية.
Antarktika'nın kara yüzeyine benzer şekilde aşırı uçlara erişmesini engeller.極端な低温にまでは 下がらないのです 第三に 季節も南極に影響を及ぼします
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.Đừng bảo tôi không được khóc mà phải dằn lòng, phải nhu mì, phải hợp tình hợp lý,
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.울지마라, 얌전해져라 하지 마세요. 너무 급진적이지 말라, 이성적이어라 하지 마세요.
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.Ne govori mi, naj ne jočem, naj se pomirim, naj ne pretiravam, naj bom razumna.
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.Ne me dis pas de ne pas pleurer, de calmer le jeu, de ne pas être si extrême, d"être raisonnable.
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.Ne mondd nekem, hogy ne sírjak, hogy maradjak nyugton, hogy ne legyek olyan szélsőséges, hogy legyek ésszerű!
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.Nie mów mi, żebym nie płakała i uspokoiła się. żebym nie popadała w skrajności i była rozsądna.
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.No me digas que no llore, que me tranquilice, que no sea extrema, que sea razonable.
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.Non dirmi di non piangere, di calmarmi, di non essere così estrema, di essere ragionevole.
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.Nu îmi spune să nu plâng, să mă calmez, să nu fiu atât de extremistă, să fiu raţională.
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.Vertel mij niet dat ik moet stoppen met wenen, moet kalmeren, niet zo extreem zijn, redelijk te zijn.
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.Не кажіть мені не плакати, заспокоїтися, не бути такою крайньою, бути розсудливою.
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.Не ми казвайте да не плача, да се успокоя, да не съм толкова крайна, да съм разумна.
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.אל תגיד לי לא לבכות, להרגיע את זה, לא להיות קיצונית כל כך, להיות הגיונית.
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.لا تخبرنى أن لا أبكى , وأن أهدأ من روعي و ألا أسهب فى مشاعري, و أن أكون منطقية
Bana ağlama, sakinleş demeyin, aşırı uçlarda olma, mantıklı ol demeyin.泣くんじゃない" なんて言わせない 私は感情的なイキモノよ!
Biz, çok fazlayız ancak hala sessiz bir çoğunluğuz, bu aşırı uçtaki azınlığın alanından feragat ettik.그러나 너무나도 침묵하는 다수로써의 우리는 대중의 무대를 소수의 극단주의자들에게 넘겨주었습니다.
Biz, çok fazlayız ancak hala sessiz bir çoğunluğuz, bu aşırı uçtaki azınlığın alanından feragat ettik.Mimo to my, przeważająca ale za cicha większość, ustąpiliśmy wyrażanie opinii ekstremalnej mniejszości.
Biz, çok fazlayız ancak hala sessiz bir çoğunluğuz, bu aşırı uçtaki azınlığın alanından feragat ettik.ובכל זאת אנו, הרוב המכריע ועדיין השקט מדי, ויתרנו על הזירה הציבורית לטובת המיעוט הקיצוני הזה.
Biz, çok fazlayız ancak hala sessiz bir çoğunluğuz, bu aşırı uçtaki azınlığın alanından feragat ettik.ولكننا نحن، الغالبية الشاسعة الصامتة، تنازلنا عن الساحة العامة للأصوليين القلة.
Biz, çok fazlayız ancak hala sessiz bir çoğunluğuz, bu aşırı uçtaki azınlığın alanından feragat ettik.この少数派の過激主義者に 公の場を譲ってしまいました ユダヤ教は ヨルダン川西岸地区に
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.A dismorfofobia é uma versão extrema do facto de que não nos vemos a nós próprios como os outros nos veem.
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.Chứng tự ti bề ngoài là một dạng của thực tế là chúng ta không nhìn thấy mình như những người khác.
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.Dismorfofobia este o versiune extremă a faptului că nu ne vedem așa cum ne văd alții.
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.Dismorfofobie is een extreme versie van het feit dat we onszelf niet zien zoals anderen ons zien.
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.Dismorphophobia - الديسموروفوفوبيا (مرض نفسي) هو نسخة متطرفة لحقيقة أننا لا نرى أنفسنا
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.Dysmorfofobi är en extrem variant av det faktum att vi inte ser oss själva som andra ser oss.
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.Dysmorfofobia to skrajny przypadek sytuacji, w której nie postrzegamy siebie tak, jak widzą nas inni.
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.Dysmorfofobická porucha je extrémní případ toho, že my nevidíme sami sebe tak, jak nás vidí ostatní.
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.추형공포증은 다른 사람들이 우리를 보는 것처럼 우리 스스로를 보지 못하는
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.La dismorfofobia è l'estremizzazione del fatto che noi non ci vediamo come gli altri ci vedono.
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.La dismorfofobia es una versión extrema del hecho de no vernos como nos ven los demás.
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.Дисморфофобия е екстремната степен на факта, че ние не виждаме себе си така, както ни виждат другите.
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.Дисморфофобия - крайнее проявление того, что мы не видим себя такими какими нас видят окружающие.
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.Дисморфофобія є крайнім виявом того, що ми самі себе бачимо не так, як нас бачать інші.
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.דיסמורפופוביה היא גרסא קיצונית של העובדה שאנו לא רואים את עצמנו
Dismorfofobi, kendimizi başkalarının bizi gördüğü şekilde görmediğimiz gerçeğinin aşırı uç bir versiyonudur.これの極端な形態で 他人の目線と同じように自分を 見れなくなる症状です
Hatta İslamcılık'ın çok aşırı uçtaki biçimleri,Essas forma muito extremas de islamismo