Ben ağlamaklı gibi hissediyorum ama nedenini bilmiyorum.I feel like crying, but I don't know why.
Ağlamaklı melodi onun kalbini kırdı.The plaintive melody broke her heart.
Derek annesine bağırırken ağlamaklı.Derek is tearful as he shouts at his mother.
Pelleas sahneye girer çok ağlamaklıdır.Humphrey apparaît abondamment dans le film.
Pelleas sahneye girer çok ağlamaklıdır.La presenza di Plenty nel film è molto rapida.
Pelleas sahneye girer çok ağlamaklıdır.Streisand spilte inn en scene for filmen hvor hun var naken.
Silvia ağlamaklı, mutlu ve bir o kadar da şaşkın bir biçimde gülümser.Kamila tersenyum dan sangat senang.
Kendine papa olduğu haberini getiren kardinale ağlamaklı olarak "Tanrı sizi affetsin.스폰드라티는 교황으로 선출된 다음날 와락 울음을 터뜨리며 추기경들에게 “하느님께서 여러분을 용서해주시기를 바랍니다.
Ağlamaklı yüzünü gördüğümü hatırlıyorum.Jag minns hur du grät.
Ağlamaklı yüzünü gördüğümü hatırlıyorum.Jeg kan huske, hvordan du græd.
Ağlamaklı yüzünü gördüğümü hatırlıyorum.Lembro-me de ver a sua cara chorosa.
Ağlamaklı yüzünü gördüğümü hatırlıyorum.Muistan kyynelehtivät kasvosi.
Ağlamaklı yüzünü gördüğümü hatırlıyorum.Pamiętam pani zapłakaną twarz.
Ağlamaklı yüzünü gördüğümü hatırlıyorum.Recuerdo que llorabas.
Ağlamaklı yüzünü gördüğümü hatırlıyorum.Ricordo di aver visto delle lacrime sul tuo volto.
Ağlamaklı yüzünü gördüğümü hatırlıyorum.Θυμάμαι το κλαμένο πρόσωπό σου.
Ağlamaklı yüzünü gördüğümü hatırlıyorum.Я помню слёзы на вашем лице.
Derek annesine bağırırken ağlamaklı.Derek está llorando mientras grita a su madre.
Derek annesine bağırırken ağlamaklı.Derek plânge și țipă la mama lui.
Derek annesine bağırırken ağlamaklı.Дерек, в слезах, кричал на свою мать.
Ve bu korkunç bir sahneydi. Derek annesine bağırırken ağlamaklı.ホールに声が響きます 「ママ もう駄目なんだ」