ağladı ile cümle
ağladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.52
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ve makalemi tekrar okudum. Ve ağladım. Çünkü ben bir yazardım.Újraolvastam az esszém, és sírtam, mert író voltam.
Yani insanlar ağlıyordu. Annemin bir Monopoly oyunu sonunda bu kadar ağladığını görmedim.Non ho mai visto mia madre piangere così alla fine del Monopoli.
Yani insanlar ağlıyordu. Annemin bir Monopoly oyunu sonunda bu kadar ağladığını görmedim.Nunca vi a minha mãe chorar assim depois de jogar Monopólio.
Yani insanlar ağlıyordu. Annemin bir Monopoly oyunu sonunda bu kadar ağladığını görmedim.Saya belum pernah melihat ibu saya menangis seperti itu di akhir permainan monopoli.
Yani insanlar ağlıyordu. Annemin bir Monopoly oyunu sonunda bu kadar ağladığını görmedim.Δεν είχα δει ποτέ τη μητέρα μου να κλαίει έτσι στο τέλος της Μονόπολης.
Yani insanlar ağlıyordu. Annemin bir Monopoly oyunu sonunda bu kadar ağladığını görmedim.Никога не съм виждал майка ми да плаче така в края на игра на Монополи.
"Yap!" Huxter ağladı.gesticulating 팔. "그렇!"Huxter 울기도 했어.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!" A strigat Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!", Exclamó Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!" Gridò Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap", gritou Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!" Huusi Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!" Je zavpila Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!" Khóc Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!" Kiáltott Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!" Krzyknął Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!", Rief Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap," riep Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!" S'écria Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap", skrek Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!" Teriak Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap" zvolal Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap" zvolal Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!" Φώναξε Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!" Вигукнув Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!" Воскликнул Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."Yap!", Извика Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı.تساءل الأسلحة. "ياب!" بكى Huxter.
"Yap!" Huxter ağladı."!泥棒を停止"と彼はヤードのゲートに向かって細長いにわたって斜めに走り、
Yarım kalan şekerlemelerle birlikte o arabanın götürülüşüne nasıl ağladığımızı hiç unutmam.Aún recuerdo cómo lloramos cuando el carro con nuestros dulces a medio comer se alejaba de nosotros.
Yarım kalan şekerlemelerle birlikte o arabanın götürülüşüne nasıl ağladığımızı hiç unutmam.반쯤 먹어치운 과자가 든 수레를 빼앗기고 나서 우리가 얼마나 울었는지 지금도 기억이 나요.
Yarım kalan şekerlemelerle birlikte o arabanın götürülüşüne nasıl ağladığımızı hiç unutmam.Und wir weinten, als der Wagen mit den halbgegessenen Süßigkeiten von uns weggezogen wurde.
Yarım kalan şekerlemelerle birlikte o arabanın götürülüşüne nasıl ağladığımızı hiç unutmam.כאשר העגלה עם הממתקים שחצי מהם כבר אכלנו, נלקחה מאיתנו.
Yarım kalan şekerlemelerle birlikte o arabanın götürülüşüne nasıl ağladığımızı hiç unutmam.حين تلك العربة بحلوتنا النصف مأكولة نزعت من بين أيدينا
Yarım kalan şekerlemelerle birlikte o arabanın götürülüşüne nasıl ağladığımızı hiç unutmam.とりあげられてしまいました あとで父がなぜ あんなに 怒ったのかわかりました
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.Emlékszem, hogy zokogtunk, amikor biriani [rizses hús] lett a kis kecskékből, akikkel a nyáron játszottunk.
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.Jag minns att vi grät ymnigt när det små getterna vi lekte med under sommaren lagades som biryani.
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.Jeg kan huske at vi græd voldsomt når de små geder vi legede med om sommeren blev til biriani.
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.엄청 울었던 기억도 있습니다. 우리가 여름 동안 함께 놀던 새끼 염소가 비리아니 요리가 되어야 했을 때 말이죠.
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.Ricordo che piangemmo tante lacrime quando le caprette con cui giocammo tutta l'estate divennero biriani.
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.Saya ingat menangis menjadi-jadi saat kambing kecil yang biasa bermain dengan kami menjadi hidangan Biriani.
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.Tôi nhớ mình đã khóc như mưa khi những con dê chúng tôi chơi cùng trong mùa hè trở thành những món biriani.
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.Θυμάμαι κλάψαμε γοερά όταν οι μικρές κατσίκες που παίζαμε το καλοκαίρι κατέληξαν Μπιργιάνι.
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.І я згадую, як ми ридали, коли козенята, з якими ми грались протягом літа, перетворювались у біріані.
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.Я помню, как сильно мы плакали, когда козлята, с которыми мы играли все лето. превращались в бириани.
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.אני זוכר שבכינו בשפע כשהעיזים הקטנות ששיחקנו איתן בקיץ נהפכו לביריאני.
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.أتذكر أننا بكينا بشدة حين تحول الماعز الذي لعبنا معه في الصيف إلى برياني.
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.ビリヤニにされたのを見たときには すごく泣きましたけど (笑)
Yazın oynadığımız keçi yavrularından büryan yaptıklarını görünce ne kadar çok ağladığımızı hatırlıyorum.當夏日同我地一齊玩嘅果地羊仔, 變成佐蓋澆飯, 我記得我地都哭地好慘。
Yıllar sonra, hala hatırlıyorum: Annem hakkında yazıyordum. "Neden ağladın" diye sormuştum.Emlékszem, évekkel később anyámról írtam és megkérdeztem tőle:
Yıllar sonra, hala hatırlıyorum: Annem hakkında yazıyordum. "Neden ağladın" diye sormuştum.Şi îmi amintesc ani mai târziu, scriam despre mama mea, şi am întrebat-o, "De ce ai plâns atunci?"
Yıllar sonra, hala hatırlıyorum: Annem hakkında yazıyordum. "Neden ağladın" diye sormuştum.И я помню, как годы спустя, я писал о своей матери, и я спросил ее, "Почему ты тогда плакала?"