ağladı ile cümle

ağladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
"Sen gerçekten var!" Diye, her iki omuz, Sherlock Holmes açgözlü ağladı hevesle onun yüzüne bakan."Imate res je!" Je zavpil, prijema Sherlock Holmes, ki jih bodisi ramo in nestrpno iščejo v obraz.
"Sen gerçekten var!" Diye, her iki omuz, Sherlock Holmes açgözlü ağladı hevesle onun yüzüne bakan."당신은 정말 있나!"그는 두 어깨에서 셜록 홈즈를 쥐고, 울었다
"Sen gerçekten var!" Diye, her iki omuz, Sherlock Holmes açgözlü ağladı hevesle onun yüzüne bakan."Olet todella sain sen!" Hän huusi, ahne Sherlock Holmes joko olkapää ja etsivät innokkaasti hänen kasvonsa.
"Sen gerçekten var!" Diye, her iki omuz, Sherlock Holmes açgözlü ağladı hevesle onun yüzüne bakan."Te tényleg van!" Kiáltotta, megragadta Sherlock Holmes bármelyik váll és keresi mohón az arcába.
"Sen gerçekten var!" Diye, her iki omuz, Sherlock Holmes açgözlü ağladı hevesle onun yüzüne bakan."Vy jste opravdu dostali to," zvolal, uchopením Sherlock Holmes buď rameno a díval se dychtivě do obličeje.
"Sen gerçekten var!" Diye, her iki omuz, Sherlock Holmes açgözlü ağladı hevesle onun yüzüne bakan."Vy ste naozaj dostali to," zvolal, uchopením Sherlock Holmes buď rameno a díval sa dychtivo do tváre.
"Sen gerçekten var!" Diye, her iki omuz, Sherlock Holmes açgözlü ağladı hevesle onun yüzüne bakan."Έχετε πραγματικά!", Φώναξε, πιάνοντας Σέρλοκ Χολμς είτε από τον ώμο και αναζητούν με αγωνία στο πρόσωπό του.
"Sen gerçekten var!" Diye, her iki omuz, Sherlock Holmes açgözlü ağladı hevesle onun yüzüne bakan."Вие наистина го!" - Извика той, ненаситни Шерлок Холмс от някоя от рамото и гледа жадно в лицето му.
"Sen gerçekten var!" Diye, her iki omuz, Sherlock Holmes açgözlü ağladı hevesle onun yüzüne bakan."אתה חייב באמת חייב את זה!" הוא צעק, תופס שרלוק הולמס בכתף ​​או
"Sen gerçekten var!" Diye, her iki omuz, Sherlock Holmes açgözlü ağladı hevesle onun yüzüne bakan."لقد حصل ذلك حقا!" بكى ، واستيعاب شيرلوك هولمز من قبل أي من الكتف
"Sen gerçekten var!" Diye, her iki omuz, Sherlock Holmes açgözlü ağladı hevesle onun yüzüne bakan.と彼の顔に熱心に探して。 "まだ。"
Seni özlediğim için... ...geceleri ne kadar ağladığımı biliyor musun?Tudod te, mennyire hiányoztál? Minden éjszaka sírtam.
Seni özlediğim için... ...geceleri ne kadar ağladığımı biliyor musun?Vous savez à quel point j'ai pleuré toutes les nuits parce qu'il me manquait.
Seni özlediğim için... ...geceleri ne kadar ağladığımı biliyor musun?Βιάσου! Ξέρεις πόσο πολύ μου έλειψες; Έκλαιγα κάθε βράδυ.
Seni özlediğim için... ...geceleri ne kadar ağladığımı biliyor musun?هل تعلم كم اشتقت اليك؟ لقد بكيت كل ليلة
'Sonra Fındık faresi! Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!''Allora il Ghiro è!' Entrambi piangevano.
'Sonra Fındık faresi! Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!''Dan zullen de Zevenslaper!' Ze allebei gehuild.
'Sonra Fındık faresi! Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'"Então o Leirão contará!" Ambos choraram.
'Sonra Fındık faresi! Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'"Entonces, el Lirón se-exclamó ambos.
'Sonra Fındık faresi! Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!''그렇다면 잠꾸러기!한다'둘 다 울었어요. '겨울잠쥐 일어나! "
'Sonra Fındık faresi! Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'"Sitten pähkinähiiri on!" He molemmat itkivät.
'Sonra Fındık faresi! Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'"Тогда Соня должна!" Они оба плакали.
'Sonra Fındık faresi! Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'"Тоді Соня повинна!" Вони обидва плакали.
'Sonra Fındık faresi! Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'"אם כך, נמנמן תהא!" ושניהם בכו. "תתעוררי, נמנמן!"
'Sonra Fındık faresi! Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!''ثم يقوم الزغبة! صرخوا معا. "استيقظوا ، الزغبة!
'Sonra Fındık faresi! Olacak' her ikisi de ağladı. , 'Fındık faresi, uyanın!'そして一度に両側pinched IT。
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Allora egli si gettò al collo di Beniamino e pianse. Anche Beniamino piangeva stretto al suo collo
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.A padol Benjaminovi, svojmu bratovi, okolo krku a plakal, i Benjamin plakal na jeho krku.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Ðoạn , người ôm lấy cổ Bên-gia-min , em mình , mà khóc ; Bên-gia-min cũng ôm cổ người mà khóc .
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Ðoạn, người ôm lấy cổ Bên-gia-min, em mình, mà khóc; Bên-gia-min cũng ôm cổ người mà khóc.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.El s'a aruncat pe gîtul fratelui său Beniamin, şi a plîns; şi Beniamin a plîns şi el pe gîtul lui.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Então se lançou ao pescoço de Benjamim seu irmão, e chorou; e Benjamim chorou também ao pescoço dele.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Entonces se echó sobre el cuello de Benjamín su hermano y lloró. También Benjamín lloró sobre su cuello
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.És nyakába borúla az õ öccsének Benjáminnak és síra; Benjámin is síra az õ nyakán.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Il se jeta au cou de Benjamin, son frère, et pleura; et Benjamin pleura sur son cou.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Ja hän lankesi veljensä Benjaminin kaulaan ja itki, ja myöskin Benjamin itki hänen kaulassaan.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.자기 아우 베냐민의 목을 안고 우니 베냐민도 요셉의 목을 안고 우니라
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Nato se oklene vratu brata svojega Benjamina in se zjoka, tudi Benjamin je jokal ob vratu njegovem.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Så faldt han grædende sin Broder Benjamin om Halsen, og Benjamin græd i hans Arme.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Så falt han sin bror Benjamin om halsen og gråt, og Benjamin gråt i hans armer.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Så föll han sin broder Benjamin om halsen och grät, och Benjamin grät vid hans hals.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Sesudah itu ia memeluk Benyamin, adiknya itu, lalu menangis; Benyamin juga menangis sambil memeluk Yusuf pula
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Tedy padl na šíji Beniamina bratra svého, a plakal; Beniamin také plakal na šíji jeho.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Toen omarmde hij, huilend van vreugde, Benjamin en die huilde met hem mee.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Und er fiel seinem Bruder Benjamin um den Hals und weinte; und Benjamin weinte auch an seinem Halse.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Zatem padł na szyję Benjamina, brata swego, i płakał; Benjamin też płakał na szyi jego.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.И пал он на шею Вениамину, брату своему, и плакал; и Вениамин плакал на шее его.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.Тогава падна на врата на брата си Вениамина и плака, плака и Вениамина на неговия врат.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.ויפל על צוארי בנימן אחיו ויבך ובנימן בכה על צואריו׃
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.ثم وقع على عنق بنيامين اخيه وبكى. وبكى بنيامين على عنقه.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.於 是 約 瑟 伏 在 他 兄 弟 便 雅 憫 的 頸 項 上 哭 、 便 雅 憫 也 在 他 的 頸 項 上 哭
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.於是 約瑟 伏在 他 兄弟 便 雅憫 的 頸項 上 哭 、 便 雅憫 也 在 他 的 頸項 上 哭
Sonra onlardan izin istedim ve banyoya gidip, 15 dakika ağladım.나 자신을 용 서 하 고 화장실에가 서 하 고 약 15 분 동안 울었다.
"Tut onu!" Herkes ağladı ve çırpınan beyaz gömlek bir acele vardı şimdi yabancının görünür olduğunu."Drž ho!" Zvolal každého, a tam byl spěch na vlající bílé košili, která nyní vše, co bylo vidět na cizince.
"Tut onu!" Herkes ağladı ve çırpınan beyaz gömlek bir acele vardı şimdi yabancının görünür olduğunu."잡아!"모든 사람을 울고, 그리고 나부끼고 흰 셔츠에 쇄도가되었던 이제 낯선 보이는 것을 다했다.
"Tut onu!" Herkes ağladı ve çırpınan beyaz gömlek bir acele vardı şimdi yabancının görünür olduğunu.- Извика всички, и имаше прилив в пърхащи бяла риза, която сега е всичко, което се вижда на непознат.
"Tut onu!" Herkes ağladı ve çırpınan beyaz gömlek bir acele vardı şimdi yabancının görünür olduğunu."عقد له!" بكى الجميع ، وكان هناك اندفاع في القميص الأبيض الذي يرفرف والآن كل ما هو مرئي للغريب.
"Tut onu!" Herkes ağladı ve çırpınan beyaz gömlek bir acele vardı şimdi yabancının görünür olduğunu.今見知らぬ人の目に見えるいたすべてだった。 ワイシャツの袖は、彼のオープン武装を停止したホールの顔に鋭い一撃を植えました
Ürkütücü vuruş; genç bir horozun taşı gibi büyük bir yumru ve acı acı ağladı.A bump akkora, mint egy fiatal kakas a kő, A válságos kopogtattak, és azt kiáltotta keserűen.
Ürkütücü vuruş; genç bir horozun taşı gibi büyük bir yumru ve acı acı ağladı.A colisão tão grande quanto uma pedra galo jovem; Uma batida lamentável, e ele chorou amargamente.

İlgili Sayfalar