ağladı ile cümle
ağladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
"Namusum üzerine şeytan gitmek için söylendi hak," Ben nota zorlayarak ağladı öfke."På mitt ord du förtjänar att vara tillsagd att gå till djävulen", ropade jag, tvingar notera indignation.
"Namusum üzerine şeytan gitmek için söylendi hak," Ben nota zorlayarak ağladı öfke."Pri moji veri zaslužijo si ti rekel, da gredo s hudičem," sem jokala, silijo na znanje ogorčenje.
"Namusum üzerine şeytan gitmek için söylendi hak," Ben nota zorlayarak ağladı öfke."Setelah kata-kata saya Anda layak diberitahu untuk pergi ke setan," teriak saya, memaksa catatan marah.
"Namusum üzerine şeytan gitmek için söylendi hak," Ben nota zorlayarak ağladı öfke."Sur ma parole que vous méritez d'être dit d'aller au diable", m'écriai-je, forçant la note de indignation.
"Namusum üzerine şeytan gitmek için söylendi hak," Ben nota zorlayarak ağladı öfke."Μετά το λόγο μου που σας αξίζει λένε να πάει στο διάβολο", φώναξα, αναγκάζοντας το σημείωμα της αγανάκτηση.
"Namusum üzerine şeytan gitmek için söylendi hak," Ben nota zorlayarak ağladı öfke."Чесне слово, яке ви заслуговуєте бути сказано йти до біса", я плакала, змушуючи до відома обурення.
"Namusum üzerine şeytan gitmek için söylendi hak," Ben nota zorlayarak ağladı öfke."Честна дума, ти заслужаваш каза да отида на дявола" Плачех, принуждавайки бележката на възмущение.
"Namusum üzerine şeytan gitmek için söylendi hak," Ben nota zorlayarak ağladı öfke."עם המילה שלי מגיע לך שנאמר ללכת לשטן," צעקתי, מה שאילץ את לב
"Namusum üzerine şeytan gitmek için söylendi hak," Ben nota zorlayarak ağladı öfke."وعند كلمتي تستحق يقال لك أن تذهب إلى الشيطان" ، بكيت ، مما اضطر علما
"Namusum üzerine şeytan gitmek için söylendi hak," Ben nota zorlayarak ağladı öfke.憤り。彼はびっくりした、微笑み、そして私が押された私
"Ne bir kadın - oh, ne bir kadın" Biz her üç okumuştu Bohemya Kralı, ağladı"Kaj ženska! - Oh, kaj je ženska" je zavpil kralj Češke, ko smo imeli vsi trije brati
"Ne bir kadın - oh, ne bir kadın" Biz her üç okumuştu Bohemya Kralı, ağladı"무슨 여자 - 오, 이런 여자가하면"우리가 세 읽을 때 보헤미아의 왕, 울었다
"Ne bir kadın - oh, ne bir kadın" Biz her üç okumuştu Bohemya Kralı, ağladı"Mitä nainen - Oi, mikä nainen!" Huudahti Böömin kuninkaaksi, kun olimme kaikki kolme lukenut
"Ne bir kadın - oh, ne bir kadın" Biz her üç okumuştu Bohemya Kralı, ağladı"Que mulher! - Oh, o que uma mulher", gritou o rei da Boêmia, quando tivemos todos os três ler esta epístola.
"Ne bir kadın - oh, ne bir kadın" Biz her üç okumuştu Bohemya Kralı, ağladı"איזו אשה - הו, איזו אשה" קרא מלך בוהמיה, כאשר היה לנו את כל שלושת לקרוא
"Ne bir kadın - oh, ne bir kadın" Biz her üç okumuştu Bohemya Kralı, ağladı"يا لها من امرأة --! أوه ، يا لها من امرأة" بكى ملك بوهيميا ، عندما كان لدينا كل ثلاثة قراءة
"Ne bir kadın - oh, ne bir kadın" Biz her üç okumuştu Bohemya Kralı, ağladıこの書簡。 "私はあなたを教えてくれなかった方法を迅速かつ断固たる
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.Cand stiam ca tu plangeai, Nu m-am gandit la asta, nu iti fa griji.
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.Da ich wusste warum du geweint hast, denke ich das nicht,keine Sorge.
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.Khi anh đã biết vì sao em khóc, anh không nghĩ vậy đâu, nên em không cần phải lo.
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.Kiedy wiedziałem dlaczego płaczesz, Nie myślałem tak, więc nie martw się.
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.왜 울어는지 빤히 다 아는데 그렇게 생각 안하니까 걱정마
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.När jag visste varför du grät. Jag tänkte inte så, oroa dig inte.
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.Quand j'ai su pourquoi tu pleurais, je ne pensais pas à ça, ne t'inquiètes pas.
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.Saat aku tahu mengapa kau menangis.. aku tidak memikirkan itu, jadi jangan khawatir.
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.Toen ik de reden wist waarom je huilde... Ik dacht dat niet, dus maak je geen zorgen.
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.Visto che sapevo perché stavi piangendo, non ho pensato questo, quindi non preoccuparti.
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.Όταν ήξερα γιατί έκλαιγες, δεν το νόμιζα αυτό, γι'αυτό μην ανησυχείς.
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.Зная из-за чего ты плачешь. Так что я так не думаю, не переживай.
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.,عندما عرفت سبب بكائك أنا لم أفكر بذلك, لذا لا تقلقي
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.そんな事考えないから...心配するなよ それなら良かったわ
"Neden ağladın" diye sormuştum."Czemu wtedy płakałaś?"
"Neden ağladın" diye sormuştum.어머니에게 물었죠. "그때 왜 우신건가요?"
"Neden ağladın" diye sormuştum.le chiesi: "Perché hai pianto quella volta?"
"Neden ağladın" diye sormuştum."Porque é que choraste naquele momento?"
"Neden ağladın" diye sormuştum."Pourquoi as-tu pleuré à ce moment là ?"
"Neden ağladın" diye sormuştum."Sao hồi đó mẹ khóc?"
"Neden ağladın" diye sormuştum."Waarom huilde je toen?"
"Neden ağladın" diye sormuştum."Warum hast du da geweint?"
"Neden ağladın" diye sormuştum."Защо се разплака тогава?"
"Neden ağladın" diye sormuştum."Чому ти тоді плакала?"
"Neden ağladın" diye sormuştum.ושאלתי אותה "למה בכית אז?"
"Neden ağladın" diye sormuştum.وسألتها، "لماذا بكيتي حينها؟"
"Neden ağladın" diye sormuştum.彼女は言いました「どんな困難や 恐ろしいことに対しても
Ne için ağladığı önemli değildi, dizime yatabilir, yakamı sümükle kaplayabilir ve sadece ağlar ve ağlardı.제 딸이 무엇 때문에 우는지는 중요하지 않았습니다. 제이는 제 무릎에 올라와 제 소매로 콧물을 닦고, 그냥 소리내어 울곤 했었죠.
Ne için ağladığı önemli değildi, dizime yatabilir, yakamı sümükle kaplayabilir ve sadece ağlar ve ağlardı.זה לא היה חשוב על מה היא בוכה היא יכלה להתרפק לי על הברכיים, לנגב את האף בשרוולים שלי פשוט לבכות.להתייפח
Ne için ağladığı önemli değildi, dizime yatabilir, yakamı sümükle kaplayabilir ve sadece ağlar ve ağlardı.لم يكن يهم ما الذي يبكيها ، فهي تجلس على ركبتي ، وتتعلق بملابسى بطريقة سيئة ، تبكي ، تبكى بشدة .
Ne için ağladığı önemli değildi, dizime yatabilir, yakamı sümükle kaplayabilir ve sadece ağlar ve ağlardı.私は娘をひざに座らせて 泣き止むのを待ち 父として娘の傍にいました
O akıllı idi. Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Ela já havia chorado quando Gregor estava ainda deitado tranquilamente nas suas costas.
O an, annem ilk defa ağladı.Atunci a fost singura dată când a plâns.
O an, annem ilk defa ağladı.Az volt az egyedüli alkalom, hogy sírt.
O an, annem ilk defa ağladı.Ce fut l'unique fois où elle pleura.
O an, annem ilk defa ağladı.Dat was de enige keer dat ze huilde.
O an, annem ilk defa ağladı.Đó là lần duy nhất mẹ tôi khóc.
O an, annem ilk defa ağladı.Esa fue la única vez que lloró.
O an, annem ilk defa ağladı.Foi a única vez que ela chorou.
O an, annem ilk defa ağladı.그때서야 어머니는 울음을 터트리셨습니다.
O an, annem ilk defa ağladı.Ten jedyny raz mama się rozpłakała.
O an, annem ilk defa ağladı.И это был единственный раз, когда она заплакала.
O an, annem ilk defa ağladı.І це був єдиний раз, коли вона заплакала.