ağlıyor ile cümle
ağlıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ölüm kokusu baskındı. Bütün yetimler ağlıyor ve bağırıyorlardı "Baba!Die vielen Waisen weinten und schrieen, "Papi!
Ölüm kokusu baskındı. Bütün yetimler ağlıyor ve bağırıyorlardı "Baba!Minden árva sírt és kiabált:
Onlar ağladığında sen de ağlıyorsun.Bah, regardez-moi bien.
Onları özleyip aglıyorsun.Du græder, fordi du savner dem.
Onları özleyip aglıyorsun.-ja itket ikävääsi.
Onları özleyip aglıyorsun.-och då gråter du.
Önümüzdeki olsaydı koridoru görebilirsiniz. Ve ben sadece far-off, yine ağlıyor duydum biz gece duydum.És hallottam, hogy a távoli sírás megint, csak ahogy hallottam a minap.
Önümüzdeki olsaydı koridoru görebilirsiniz. Ve ben sadece far-off, yine ağlıyor duydum biz gece duydum.여러분들이 오면 복도 볼 수 있습니다. 그리고 난 그냥 멀리 또 울고 들었다
Önümüzdeki olsaydı koridoru görebilirsiniz. Ve ben sadece far-off, yine ağlıyor duydum biz gece duydum.המסדרון כדי לראות אם היו באים. ואני שמעתי רחוקה בוכה שוב, רק
Önümüzdeki olsaydı koridoru görebilirsiniz. Ve ben sadece far-off, yine ağlıyor duydum biz gece duydum.ممر لمعرفة ما إذا كنت المقبلة. وسمعت أن بعيدة البكاء مرة أخرى ، فقط
Önümüzdeki olsaydı koridoru görebilirsiniz. Ve ben sadece far-off, yine ağlıyor duydum biz gece duydum.我々は他の夜、それを聞いたように。
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.A última vez que eu o vi, ele estava nas escadas, a chorar.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu. (Kahkahalar)마지막으로 그 아이를 봤을 때, 그 아이는 계단에서 울고 있었어요.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu. (Kahkahalar)La dernière fois que je l'ai vu, il était sur les marches, en train de pleurer.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu. (Kahkahalar)Terakhir saya melihat anak itu duduk di tangga dan menangis.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu. (Kahkahalar)Последний раз, что я видел его, он рыдал на ступеньках.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu. (Kahkahalar)آخر مرة رأيته كان جالساً يبكي على الدرج
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu. (Kahkahalar)弱虫め
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Když jsem ho viděl naposled, seděl na schodech a brečel.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Laatste keer dat ik hem zag, zat hij op de trap te huilen.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Lần cuối tôi thấy nó, nó đang khóc trên cầu thang.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.La última vez que lo vi, estaba en las escaleras, llorando.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Legutóbb, mikor láttam, a lépcsőn sírt.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.L'ultima volta che l'ho visto, era sulle scale che piangeva.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Näin hänet viimeisen kerran portailla itkemässä.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Naposledy som ho videl, keď na schodoch plakal.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Odchodząc widziałem, jak płakał na schodach.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Sidste gang jeg så ham, sad han på trapperne og græd.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Ultima dată când l-am văzut era pe scări, plângea.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Wie ich ihn vorhin sah, saß er weinend auf der Treppe.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Τελευταία φορά που τον είδα ήταν στα σκαλιά και έκλαιγε.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Востаннє я бачив його на сходах у сльозах.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Когато го видях последно, плачеше на стълбите.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.בפעם האחרונה שראיתי אותו, הוא עמד על המדרגות ובכה.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.de lægger den øde, den sørger øde for mit Åsyn. Hele Landet er ødelagt, thi ingen brød sig om det.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.Îl pustiesc, şi el stă trist şi pustiit înaintea mea. Toată ţara este pustiită, căci nimeni nu ia seama la ea.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.그들이 이를 황무케 하였으므로 그 황무지가 나를 향하여 슬퍼하는도다 온 땅이 황무함은 이를 개의하는 자가 없음이로다
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.Pusztává tették, felém sír, mint puszta! Elpusztíttatik az egész föld, mert nincs senki, a ki eszére térjen.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.sörjande och öde ligger den framför mig. Hela landet ödelägges, ty ingen finnes, som vill akta på.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.Παρεδωκαν αυτην εις ερημωσιν ερημωθεισα πενθει ενωπιον μου πασα η γη ηρημωθη, διοτι δεν υπαρχει ο φροντιζων.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.שמה לשממה אבלה עלי שממה נשמה כל הארץ כי אין איש שם על לב׃
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.جعلوه خرابا ينوح عليّ وهو خرب. خربت كل الارض لانه لا احد يضع في قلبه.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.他 們 使 地 荒 涼 . 地 既 荒 涼 、 便 向 我 悲 哀 . 全 地 荒 涼 、 因 無 人 介 意
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.他 們使 地 荒涼 . 地 既 荒涼 、 便 向 我 悲哀 . 全 地 荒涼 、 因無人 介意
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Ada seorang gadis kecil, yang menangis dan takut.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Avevano una bambina, che piangeva ed era terrorizzata.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Byla tam malá holčička brečela a byla strašně vyděšená.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Có một cô gái nhỏ Và cô bé khóc thật khủng khiếp
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Een van hen was een klein meisje. Ze huilde en was verschrikkelijk angstig.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Era și o fetiță, iar fetița plângea, era terifiată.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Familjen hade en liten dotter och hon grät och var helt förskräckt.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Había una niña pequeñita que lloraba aterrorizada.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Havia uma miúda, e essa miúda estava a chorar e estava aterrorizada.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Il y avait une petite fille, et cette petite fille pleurait et était terrifiée.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.어린 여자 아이가 몹시 겁에 질려 울고 있었답니다.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Mali malú dcérku, ktorá plakala a bola vydesená.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Und da war ein kleines Mädchen, und das kleine Mädchen weinte und hatte große Angst.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Volt egy kislány, aki sírt és meg volt rémülve.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Είχαν ένα κοριτσάκι, κι εκείνο το κοριτσάκι έκλαιγε κι ήταν τρομοκρατημένο.
Orada küçük bir kız vardı; kız ağlıyordu ve çok korkmuştu.Маленька донечка, яку вони привели, була дуже наляканою і плакала.