Tom'un mülkünde hiç ağaç yok.There are no trees on Tom's property.
Tom Mary'nin ağacın altında oturduğunu görmedi.Tom didn't see Mary sitting under the tree.
Bu ağaç ölü görünüyor.This tree looks dead.
Kiraz ağaçları tam çiçeklendiğinde babam öldü.My father died when the cherry trees were in full bloom.
Kunduzlar ağaçları dişleri ile kesebilir.Beavers can cut down trees with their teeth.
Avlumuzda üç tane ağaç var.We have three trees in our backyard.
Ağaçların yaprakları sonbaharda sararır.The leaves of the trees turn yellow in the fall.
Bu ağaç yaklaşık olarak üç yüz yıllıktır.This tree is approximately three hundred years old.
Bu ağaç yaklaşık 300 yaşındadır.This tree is about 300 years old.
Tung ağacı zehirlidir.The Tung tree is poisonous.
Tung yağı, Tung ağacının tohumlarından elde edilir.Tung oil is made from the seeds of the Tung tree.
Ağacın arkasına saklandılar.They hid behind the tree.
Ağacın arkasına saklandın, değil mi?You hid behind the tree, didn't you?
Ağacın arkasına saklandınız, değil mi?You hid behind the tree, didn't you?
Ağacın arkasına saklandık.We hid behind the tree.
Ağacın arkasına saklandı.She hid behind the tree.
Ağacın arkasına saklandınız.You hid behind the tree.
Ağacın arkasına saklandın.You hid behind the tree.
Ağacın arkasına saklandım.I hid behind the tree.
Tom bir ağacın altında kitap okudu.Tom read a book under a tree.
Kasım ayında zeytinler yağı çıkarılmak üzere ağaçlardan toplanır.In November, olives are harvested from the trees to make oil.
Onu son görüşümden sonra Tom'un saçları ağardı.Tom's hair has turned gray since I last saw him.
Ağaçlar meyve dolu.The trees are full of fruit.
İyi bir ağaca yaklaşan kendini iyi bir gölgede bulur.He who approaches a good tree will find himself in good shade.
Bir yıldırım uzun boylu ağacı vurdu.A lightning struck the tall tree.
Biz köknar ağacını süslüyoruz.We are decorating the fir tree.
Eğri büğrü ağaç bile gölge verir.Even crooked tree gives shade.
Kırsal bölgede çok ağaç var.There are lots of trees in the countryside.
Son baharda yapraklar ağaçlardan düşer.The leaves fall off the trees in the fall.
Tom iki ağaç arasına bir ip taktı.Tom strung a clothesline between the two trees.
Ben sık sık ağabeyimle karşılaştırılırım.I am often compared to my older brother.
Uzun ağaçlar güneşi kesiyordu.The tall trees blocked out the sun.
Ağaç çürük ve taş ölü, ve her an düşebilir.The tree is rotten and stone dead, and could fall at any time.
Sincaplar ağaçlara tırmanmaya bayılır.Squirrels love climbing trees.
Çoğu palmiye ağacı ne kadar uzar?How tall do most palm trees grow?
İkinci sabah İskoçyalı ağacının tepesinden uzakta büyük bir kale gördü.On the second morning, the Scotsman saw from the top of his tree a great castle far away.
Dağın yamaçları ve bütün ağaçlar karla kaplıydı.The slopes of the mountain and the trees were all covered in snow.
Elektrik keşfedilmeden önce Noel ağaçları mumlarla aydınlatılırdı.Before electricity was discovered, Christmas trees used to be lit by candles.
Bahçemdeki bir limon ağacıdır.In my garden is a lemon tree.
Kate'in kız torununun ağaçlar arasında çalışması gerekiyordu.Kate's granddaughter needed to study among the trees.
Kasırga çatıları uçurdu ve birçok ağacı kökünden söktü.The windstorm blew away roofs and uprooted many trees.
O hızla ağaca tırmandı.He quickly climbed into the tree.
Tom merdivene tırmandı ve ağaçtan bir elma kopardı.Tom climbed up the ladder and picked an apple from the tree.
Onlar ağaçlardan elma topladı.They picked apples from the trees.
Çay ağacı yağı akneyi tedavi etmek için kullanılabilen doğal bir çözümdür.Tea tree oil is a natural remedy that can be used to treat acne.
Kar ağaçları büker.The snow bends the trees.
Bahçede büyüyen iki kiraz ağacımız var.We have two cherry trees growing in the garden.
Çadırı o ağacın gölgesinde kurmamız gerekiyor.We have to set up the tent in the shade of that tree.
Uzun boylu ağaçlar bir sürü rüzgar yakalar.Tall trees catch a lot of wind.
Tom bir ağaç evde yaşıyor.Tom lives in a treehouse.
Ağaç yaşken eğilir.Don't teach an old dog new tricks.
Meşe ağacının gölgesinde, Tom ve Mary bütün gün boyunca birbirlerine haiku okudu.Under the shadow of the oak tree, Tom and Mary recited haiku to each other all day long.
Kendimi şu ağaca zincirlemek istiyorum.I want to chain myself to that tree.
Ağaçları seviyorum.I love trees.
Sincap ağaçları seviyorum dedi."I love trees", said the squirrel.
Erkek kardeşim bir ağaçtan düştü ve kolunu kırdı.My brother fell out of a tree and broke his arm.
Seni ağabeyinle karıştırıyordum.I was mixing you up with your older brother.
Tom bir ağaç gövdesinde oturdu.Tom sat on a tree trunk.
Tom bir ağacın arkasında çömeldi.Tom crouched down behind a tree.
Çocuklar ağacın etrafında oynadı.Children played around the tree.