Tom, Mary'yi ağacın altında bir sandviç yerken gördü.Tom saw Mary eating a sandwich under the tree.
Tom, Noel ağacını süslemesine Mary'nin yardım etmesini istedi.Tom asked Mary to help decorate his Christmas tree.
Tom'un saçı daha otuz olmadan ağarmaya başladı.Tom's hair started turning gray before he turned thirty.
Tom'un saçı ağarıyor.Tom's hair is turning gray.
Saçım ağardı.My hair's turned gray.
Yaşlı ve saçların ağarmış olsan bile, hayattan hoşlanman gerekir.Even when you're old and gray, you should be able to enjoy life.
Bu bir şeftali ağacı. Çok güzeldir.This is a peach tree. It's very pretty.
Tom, çocukları için bir ağaç ev inşa etti.Tom built a treehouse for his children.
Tom bir kitap okurken bir ağacın altında oturuyordu.Tom was sitting under a tree, reading a book.
Tom ve Mary bir ağacın altında piknik öğle yemeği yiyerek oturdu.Tom and Mary sat under a tree eating a picnic lunch.
Bahçede birçok meyve ağacı var.There are many fruit trees in this garden.
Alnını bir ağacın dalına çarptı.He hit his forehead against the branch of a tree.
Ağabeyim çok hevesli bir futbol fanatiğidir.My older brother is a very enthusiastic soccer fan.
Annem ve babam beni her zaman ağabeyimle karşılaştırır.My parents always compare me to my older brother.
Arka bahçemizde büyük bir meşe ağacımız var.We have a big oak tree in our backyard.
Sonbaharda yapraklar ağaçlardan düşer.In the autumn, leaves fall from trees.
Ağaçlardaki yapraklar sonbaharda renk değiştirirler.The leaves on the trees change color in the autumn.
Ağaçlardaki yapraklar sonbaharda renk değiştirir.The leaves on the trees change color in the fall.
Huş ağacının beyaz bir kabuğu var.The birch has white bark.
Huş ağaçlarının beyaz kabuğu var.Birch trees have white bark.
Kaysılar kaysı ağaçlarından gelir.Apricots come from apricot trees.
Kısa bir sağanaktan sonra su damlaları ağaç yapraklarında parlıyorduDrops of water glistened on the leaves of the tree after the brief downpour.
Çadırımızı büyük bir ağacın gölgesi altına kurduk.We pitched our tent under the shade of a large tree.
Tom ön bahçesindeki bütün ağaçları kesti.Tom cut down all the trees in his front yard.
Tom ağacı budadı.Tom pruned the tree.
Tom ağacın arkasında saklandı.Tom hid behind the tree.
Küçük erkek kardeşimin ağabeyimden daha güçlü olduğunu düşünüyorum.I think that my younger brother is stronger than my elder brother.
Orman ağaçlarla dolu.The forest is full of trees.
Şu ağaçlar manzarayı örtüyor.Those trees hide the landscape.
Tom Mary'nin ağabeyidir.Tom is Mary's older brother.
Tom ağabeyinden bisiklet sürmeyi öğrendi.Tom learned how to ride a bicycle from his older brother.
Sen bir çocukken bizim meşe ağacına tırmanırdın.You used to climb our oak tree when you were a kid.
Hayatımda hiç bu kadar çok ağaç görmedim.I've never seen so many trees in my life.
Tom ağaçlara tırmanmada iyidir.Tom is good at climbing trees.
Havuzun etrafında bazı büyük ağaçlar vardı.There used to be some big trees around the pond.
Tom komşusunun bahçesindeki ağacı gösterdi.Tom pointed at the tree in his neighbor's yard.
O ağaçtaki tomurcuklar açmak üzere.The buds on that tree are about to pop open.
Tom beni ağabeyimle karıştırdı.Tom mistook me for my older brother.
Ağabeyim her hafta sonu balık tutmaya gider.My older brother goes fishing every weekend.
Bu ağacı keserek devireceğim.I'm going to chop this tree down.
Tom kestiği bir ağaç tarafından neredeyse eziliyordu.Tom was almost crushed by the tree that he was cutting down.
Çadırımızı büyük bir ağacın gölgesinde kurduk.We put up our tent in the shade of a large tree.
Ağaç yanıyor.The tree is burning.
Havva, bilgi ağacından meyve kopardı.Eve plucked fruit from the tree of knowledge.
"Orada, bir sincap" "Ne? Nerede?" "Yukarıda ağaçta. Görüyor musun?" "Evet, onu gördüm!""There, a squirrel" "What? Where?" "Up there on the tree. Do you see it?" "Yes, I see it!"
Mary bir ev ve bir ağaç çizdi.Mary drew a house and a tree.
Ağaç dik!Plant trees!
Ağaçlar canlıdır.Trees are alive.
Ağaç nerede?Where is the tree?
Limonlar limon ağaçlarında ve portakallar portakal ağaçlarında büyürler.Lemons grow on lemon trees and oranges on orange trees.
Birçok ağaç kesildi.Many trees were cut down.
En büyük ağabeyim küçük bir köyde yaşamaktadır.My oldest brother lives in a small village.
Ağaçları baltayla keseriz.We cut trees with an axe.
Kuzeyden gelen uçan sincaplar ağaçların içinde yuva yapar.Northern flying squirrels nest inside trees.
Mary Noel ağacını süslemek için annesine yardım etti.Mary helped her mother decorate the Christmas tree.
Marie, annesinin Noel ağacını süslemesine yardımcı oldu.Marie helped her mother decorate the Christmas tree.
Bir ağaca tırmandım.I climbed a tree.
Yaşlı ağacı başka bir yere ekmek zordur.It's difficult to transplant an old tree.
Benim arabam onun ağacından daha yaşlı.My car is older than this tree.
Şu ağaçları kestim.I'd cut down those trees.