ağaçların ile cümle
ağaçların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.naredil sem si vodnjake, da bi iz njih namakal gozd rastočega drevja.
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.narobil som si jazier, aby som z nich zvlažoval les rastúcich stromov.
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.Pobudowałem sobie stawy ku odwilżaniu przez nie lasu, w którym rośnie drzewo;
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.ta đào hồ chứa nước đặng tưới rừng, là nơi cây cối lớn lên.
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.ta đào hồ_chứa_nước đặng tưới rừng , là nơi cây_cối lớn lên .
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.Εκαμον δι' εμαυτον δεξαμενας υδατων, δια να ποτιζω εξ αυτων το αλσος το καταφυτον εκ δενδρων.
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.Направих си водоеми, за да поя от тях Насадения с дървета лес;
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.сделал себе водоемы для орошения из них рощей, произращающих деревья;
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.עשיתי לי ברכות מים להשקות מהם יער צומח עצים׃
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.عملت لنفسي برك مياه لتسقى بها المغارس المنبتة الشجر.
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.挖 造 水 池 、 用 以 澆 灌 嫩 小 的 樹 木
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.挖 造 水池 、 用以 澆灌嫩 小 的 樹木
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Alle andere primaten rennen, wanneer ze bang zijn, een boom in, waar ze zich veilig voelen.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.다른 모든 영장류들은 두려움을 느끼면 나무 위로 올라갑니다. 안전하다고 느끼기 때문이죠.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.los otros primates, cuando tienen miedo suben corriendo a un árbol que es donde se sienten seguros.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Minden más főemlős, ha megijed, akkor felszalad a fára, ahol biztonságban érzik magukat.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Mọi loài linh trưởng khác, khi chúng sợ, chúng chạy lên cây, nơi chúng cảm thấy an toàn
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.On a passé la nuit dans les arbres, dans des hamacs.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Toate celelalte primate, când sunt speriate, se cațără într-un copac, unde se simt în siguranță.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Tutti gli altri primati, quando hanno paura, si arrampicano su un albero, dove si sentono al sicuro.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Wir haben auf den Bäumen übernachtet, in Hängematten.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Wszystkie inne naczelne, uciekają na drzewa dla bezpieczeństwa.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Все остальные приматы, когда они напуганы, лезут на дерево, где они чувствуют себя в безопасности.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Всички други примати, когато са изплашени, се покатерват на някое дърво, където се чувстват в безопасност.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.כל שאר הפרימאטים, כאשר הם פוחדים, מטפסים על עץ, שם הם חשים בטוחים.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.حينما تشعر كل الرئيسيات الأخرى بالخوف، فهي تصعد إلى شجرة حيث تحس بالأمان.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.木を駆け上がります そこは安心できるのです ツリーボートを使って木の上で一晩過ごしました
Dün bahsedilen insanlar, Paskalya Adası'nda kalan son ağaçlarını kesen insanlar- onlar aptal mıydı?Acei oameni despre care am auzit ieri, de pe Insula Paștelui, și care au tăiat ultimul copac, erau ei proști?
Dün bahsedilen insanlar, Paskalya Adası'nda kalan son ağaçlarını kesen insanlar- onlar aptal mıydı?우리가 어제 들었던 자신들의 마지막 남은 나무를 잘라버린 이스터 섬의 사람들은 정말 바보였을까요?
Dün bahsedilen insanlar, Paskalya Adası'nda kalan son ağaçlarını kesen insanlar- onlar aptal mıydı?¿Las personas sobre las que escuchamos ayer, en la Isla de Pascua, que talaron su último árbol -- eran tontos?
Dün bahsedilen insanlar, Paskalya Adası'nda kalan son ağaçlarını kesen insanlar- onlar aptal mıydı?Var de mennesker vi hørte om i går, på Påskeøen, der fældede deres sidste træ -- var de dumme?
Dün bahsedilen insanlar, Paskalya Adası'nda kalan son ağaçlarını kesen insanlar- onlar aptal mıydı?Var de som vi hörde om igår, de på Påskön, som högg ner sitt sista träd - Var de dumma?
Dün bahsedilen insanlar, Paskalya Adası'nda kalan son ağaçlarını kesen insanlar- onlar aptal mıydı?במקום שבו האנשים עליהם שמענו אתמול, באי הפסחא, שכרתו את העץ האחרון שלהם -- האם הם היו טיפשים?
Dün bahsedilen insanlar, Paskalya Adası'nda kalan son ağaçlarını kesen insanlar- onlar aptal mıydı?أين الناس الذين سمعنا عنهم بالأمس، على جزيرة الفصح، من الذي قطع آخر أشجرتهم -- كانوا أغبياء؟
Dün bahsedilen insanlar, Paskalya Adası'nda kalan son ağaçlarını kesen insanlar- onlar aptal mıydı?イースター島の人は愚か者? 状況を理解していなかった?
Eli silahlı yok ediciler görevlendireceğim sana karşı. En iyi sedir ağaçlarını kesecek, Ateşe atacaklar.I zgotuję na cię burzycieli, każdego z orężem jego, którzy wyrąbią wyborne cedry twoje, i wrzucą je na ogieó.
Eli silahlı yok ediciler görevlendireceğim sana karşı. En iyi sedir ağaçlarını kesecek, Ateşe atacaklar.내가 너 파멸할 자를 준비하리니 그들이 각기 손에 병기를 가지고 네 아름다운 백향목을 찍어 불에 던지리라
Eli silahlı yok ediciler görevlendireceğim sana karşı. En iyi sedir ağaçlarını kesecek, Ateşe atacaklar.וקדשתי עליך משחתים איש וכליו וכרתו מבחר ארזיך והפילו על האש׃
Eli silahlı yok ediciler görevlendireceğim sana karşı. En iyi sedir ağaçlarını kesecek, Ateşe atacaklar.واقدّس عليك مهلكين كل واحد وآلاته فيقطعون خيار ارزك ويلقونه في النار.
Eli silahlı yok ediciler görevlendireceğim sana karşı. En iyi sedir ağaçlarını kesecek, Ateşe atacaklar.我 要 豫 備 行 毀 滅 的 人 、 各 拿 器 械 攻 擊 你 、 他 們 要 砍 下 你 佳 美 的 香 柏 樹 、 扔 在 火 中
Eli silahlı yok ediciler görevlendireceğim sana karşı. En iyi sedir ağaçlarını kesecek, Ateşe atacaklar.我 要 豫備 行 毀滅 的 人 、 各 拿 器械 攻擊 你 、 他 們要 砍下 你 佳 美的 香柏樹 、 扔在 火中
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."Az egyik, ahol a régi rózsa-fák." Nem tudott segíteni azt kérdezi, mert akarta annyira tudni.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."Cel care a crescut-vechi copaci sunt." Ea nu putea să nu solicită, pentru că ea dorea atât de mult să ştiu.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."Cũ tăng-cây" Cô ấy không thể không hỏi, vì cô rất muốn biết.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."De een, waar de oude rose-bomen zijn." Ze kon het niet nalaten te vragen, omdat ze wilde zo veel te weten.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."Den där gamla Rose-träden är." Hon kunde inte hjälpa att fråga, eftersom hon ville så gärna veta.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."En el que el rosa viejo, los árboles son." Ella no pudo evitar preguntar, porque tantas ganas de saber.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."살 - 나무를 장미 하나가 있습니다."그녀가 묻는 도움이되지 수 있기 때문에 그녀
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."Quello in cui i vecchi rosai sono." Lei non poteva fare a chiedere: perché lei tanto voluto sapere.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."Sellainen, jossa vanha roosa-puut." Hän ei voinut olla kysymättä, koska hän halusi niin paljon tietää.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."Ten, w którym stare różowe drzewa." Ona nie mogła pomóc prosząc, bo Tak bardzo chciał wiedzieć.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."Tista, kjer je staro rose-drevesa." Ona ne more pomagati, sprašuje, ker je želel toliko, da veš.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."Yang mana yang tua naik-pohon." Dia tidak bisa membantu bertanya, karena dia sangat ingin tahu.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."Той, де старі рожеві дерева." Вона не могла не запитати, бо вона так хотілося б знати.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."Тот, где старые розовые деревья." Она не могла не спросить, потому что она так хотелось бы знать.
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."זה שם הישנה ורד עצים." היא לא יכלה שלא לשאול, כי היא
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim."واحد حيث ارتفعت من العمر ، والأشجار." إنها لا يمكن أن نطلب المساعدة ، لأنها
"Eski ağaçların yükseldi." O soran yardımcı olamazdı, çünkü o bilmek çok istedim.知っているので、多くを望んでいた。 "すべての花は死んでいる、またはいくつかの操作を行います。
Ey Lübnan, kapılarını aç ki, Ateş sedir ağaçlarını yakıp yok etsin!Abre, ó Líbano, as tuas portas para que o fogo devore os teus cedros.
Ey Lübnan, kapılarını aç ki, Ateş sedir ağaçlarını yakıp yok etsin!¡Abre tus puertas, oh Líbano, y que el fuego consuma tus cedros