Çok çalışıyorsun. Bir süre ağırdan al.You are working too hard. Take it easy for a while.
Bütün hafta çalıştıktan sonra pazar günü ağırdan aldık.After working all week, we took it easy on Sunday.
Yarın için hiç planım yok. Ağırdan alacağım.I don't have any plans for tomorrow. I'm going to take it easy.
Kendini ağırdan satmayı bırak.Stop playing hard to get.
Tom kendini ağırdan satıyor.Tom is playing it cool.
Ben ağırdan alıyorum.I'm taking it easy.
Tom işi ağırdan aldı.Tom took his time.
Lütfen dinlenin ve ağırdan alın.Please relax and take it easy.
Bir süre dinlenmek ve ağırdan almak istiyorum.I'd like to relax and take it easy for a while.
Ben ağırdan almak istemiyorum.I don't want to mess around.
Biz onu ağırdan aldık.We took it slow.
Ağırdan alabilirsin.You can take it easy.
Ağırdan almak zorundasın.You've got to take it easy.
Tom, işi ağırdan almayı sever.Tom likes to take his time.
Doktor bir süre ağırdan almak zorunda kalacağımı söyledi.The doctor said I'm going to have to take it easy for a while.
Şimdi ağırdan alsan iyi olur.You'd better take it easy now.
Sanırım onu ağırdan alman gerekebilir.I think you might need to take it easy.
Neden sadece evde kalmıyorsun ve işi ağırdan almıyorsun?Why don't you just stay home and take it easy?
Onu ağırdan aldım.I took it easy.
Kendini ağırdan satan kızlardan hoşlanmam.I don't like girls who play hard to get.
Tom onu ağırdan almak zorunda.Tom has to take it easy.
Tom ağırdan almayı hak ediyor.Tom deserves to take it easy.
Ben ağırdan almaya çalışıyorum.I'm trying to take it easy.
Ben ağırdan almaya çalışıyordum.I was trying to take it easy.
Şimdi ağırdan alıyorum.I'm taking it slow right now.
Ben ağırdan almalıyım.I need to take it easy.
İçinizden öylesi de var ki, ne olursa olsun ağırdan alır.There is certainly among you he who would linger behind (from fighting in Allah's Cause).
İçinizden bazıları vardır ki (cihad konusunda) pek ağırdan alırlar.There is certainly among you he who would linger behind (from fighting in Allah's Cause).
Aranızda öylesi vardır ki, işi ağırdan alır.There is certainly among you he who would linger behind (from fighting in Allah's Cause).
AB'nin bölgedeki üyeleri enerji pazarı reformu konusunda işi ağırdan alıyorRegional members among EU laggards on energy market reform
Ağırdan almak zorundasın.Trebuie să o iei încet.
Ağırdan mı alıyorlar?!Ci stanno andando piano!
Ağırdan mı alıyorlar?!De undlader med vilje at dræbe?
Ağırdan mı alıyorlar?!Eivätkö he taistele tosissaan?
Ağırdan mı alıyorlar?!Estão a facilitar?!
Ağırdan mı alıyorlar?!¿No se lo toman en serio?
Ağırdan mı alıyorlar?!Stosują taryfę ulgową?
Ağırdan mı alıyorlar?!Undviker de att döda?
Ağırdan mı alıyorlar?!Είναι ολιγαρκείς;
Ağırdan mı alıyorlar?!Им всё нипочём?!
Anlaşılıyor ki düşündüğümüzden çok daha fazla bilgiyle , sadece biraz ağırdan alarak.Blijkt dat we veel meer informatie aankunnen dan we denken, we moeten het gewoon zachter aanpakken.
Anlaşılıyor ki düşündüğümüzden çok daha fazla bilgiyle , sadece biraz ağırdan alarak.Det visar sig att faktiskt kan hantera mycket mer information än vi tror, vi måste bara ta det lite lugnare.
Anlaşılıyor ki düşündüğümüzden çok daha fazla bilgiyle , sadece biraz ağırdan alarak.È dimostrato che possiamo gestire molte più informazioni di quanto crediamo, basta arrivarci con calma.
Anlaşılıyor ki düşündüğümüzden çok daha fazla bilgiyle , sadece biraz ağırdan alarak.우리는 사실 우리가 생각하는 것보다 훨씬 많은 정보를 소화할 수 있는데, 단지 조금 더 쉽게 만들어야 합니다.
Anlaşılıyor ki düşündüğümüzden çok daha fazla bilgiyle , sadece biraz ağırdan alarak.Okazuje się, że z drobną pomocą, z nawałem informacji radzimy sobie lepiej, niż myślimy.
Anlaşılıyor ki düşündüğümüzden çok daha fazla bilgiyle , sadece biraz ağırdan alarak.Resulta que podemos manejar mucha más información que lo que pensamos, si solo la simplificamos un poco.
Anlaşılıyor ki düşündüğümüzden çok daha fazla bilgiyle , sadece biraz ağırdan alarak.Vyzerá to, že sme schopní zvládať oveľa viac informácii, než si myslíme, ale musíme k tomu pristupovať pomaly.
Anlaşılıyor ki düşündüğümüzden çok daha fazla bilgiyle , sadece biraz ağırdan alarak.Насправді ми справляємося з більшим обсягом інформації, ніж собі думаємо, потрібен лише простий підхід.
Anlaşılıyor ki düşündüğümüzden çok daha fazla bilgiyle , sadece biraz ağırdan alarak.מתברר שאנחנו בעצם מסוגלים להתמודד עם הרבה יותר מידע ממה שאנחנו חושבים, רק צריך לקחת את זה יותר בקלות.
Anlaşılıyor ki düşündüğümüzden çok daha fazla bilgiyle , sadece biraz ağırdan alarak.اتضح انه في الواقع يمكننا التعامل مع قدر من المعلومات اكثر من ما نظن فقط يجب ان ناخذ الموضوع ببساطة اكثر
Anlaşılıyor ki düşündüğümüzden çok daha fazla bilgiyle , sadece biraz ağırdan alarak.多くの情報を処理できるものです 少しやり易くすればいいだけです 難度を徐々に上げなくてはなりません
Düşünebilirsiniz ki, buradaki adam, belki işi ağırdan almak istiyor, piyasanın nasıl olduğunu görmek için.Poate el vrea sa cumpere niste produse chinezesti.
Düşünebilirsiniz ki, buradaki adam, belki işi ağırdan almak istiyor, piyasanın nasıl olduğunu görmek için.Takže, znáte to, tenhle človíček tady, chce na to jít pomalu, jen aby zjistil, jaký je trh.
Düşünebilirsiniz ki, buradaki adam, belki işi ağırdan almak istiyor, piyasanın nasıl olduğunu görmek için.И вы можете представить, что этот парень, может быть не спешит, в целях понять рынок.
Düşünebilirsiniz ki, buradaki adam, belki işi ağırdan almak istiyor, piyasanın nasıl olduğunu görmek için.إذا باستطاعتك أن تتخيل، أن هذا الشخص هنا، ربما يريد التحويل ببطء فقط ليرى وضع السوق
Şimdi değişiklik yapma vakti değil, otur, ağırdan al.il n'y a plus de temps pour changer, juste s'asseoir et vivre au jour le jour
Yaşlı olduğu için biraz ağırdan almalı.Alla sua età, dovrebbe pensare a rilassarsi di più.
Yaşlı olduğu için biraz ağırdan almalı.Con lo mayor que es, debería tomárselo con más calma.
Yaşlı olduğu için biraz ağırdan almalı.Han borde ta det lugnt i sin ålder.
Yaşlı olduğu için biraz ağırdan almalı.Han burde tage det roligt i hans alder.