Açlığın eşiğinde olduğumuz zaman, onlar hayatlarımızı kurtardı.When we were on the brink of starvation, they saved our lives.
Bir parça ekmek onun açlığını tatmin edecek kadar yeterli değildi.A piece of bread was not enough to satisfy his hunger.
Tom birkaç sandviç yiyerek açlığını tatmin etti.Tom satisfied his hunger by eating some sandwiches.
Yemek onun açlığını tatmin etti.The meal satisfied his hunger.
Elma, açlığımı geçici olarak giderdi.The apple appeased my hunger temporarily.
Elma, açlığımı şimdilik yatıştırdı.The apple appeased my hunger temporarily.
Açlığın en iyi sos olduğunu söylemeye gerek yok.It goes without saying that hunger is the best sauce.
Bir sandviç ve sütle açlığını giderdi.He satisfied his hunger with a sandwich and milk.
Tom açlığın eşiğindeydi.Tom was on the verge of starvation.
Ben büyük bir akşam yemeği yedim ve açlığım giderildi.I ate a large dinner and my hunger was satisfied.
Ürünlerin eksikliği o bölgedeki açlığın ana nedeniydi.The failure of the crops was the major cause of starvation in that region.
Ben 1000 tane şeytanın açlığını hissediyorum.I feel the hunger of a 1000 devils.
Uyuyan açlığını unutur.He who sleeps forgets his hunger.
Tom açlığın acısını hissetti.Tom felt the pangs of hunger.
Sandviç yiyip açlığını bastırdı.He satisfied his hunger by eating some sandwiches.
Madison, öğrenmeye dönük açlığını özellikle o adama (Robertson'a) bağlamıştır."He attributed his instinct for learning "largely to that man (Robertson)."
Klasik belirtiler sık idrara çıkma, susuzluğun artması, açlığın artması ve kilo kaybıdır.The classic symptoms are frequent urination, increased thirst, increased hunger, and weight loss.
Semaglutid, açlığı, yeme isteğini ve vücut yağını azaltır.It reduces hunger, food craving and body fat.
Ve gittiğim her yer, burası da dahil, yeni bir ahlaki açlığın büyüdüğünü hissediyorum.And everywhere I go, including here at TED, I feel that there is a new moral hunger that is growing.
Aşırı fakirliği, açlığı ve AIDS'i yenebiliriz.We can beat extreme poverty, starvation, AlDS.
Benim hayalim 2000 yılında açlığı sona erdirmekMy dream is to stop hunger by the year 2000
Bir hırsızın açlığı kolayca giderilebilir.A theft due to hunger is easily atoned for.
Sudan'a oradaki açlığı belgelemek için giden Kevin Carter tarafından çekilmişti.It was taken by Kevin Carter who went to the Sudan to document their famine there.
Açlığın istikrarsızlaştırıcı etkisi tüm insanlık tarihi boyunca bilinir.The destabilizing effects of hunger are known throughout human history.
Açlığı nasıl düzeltebileceğimiz biliyoruz.We know how to fix hunger.
Açlığın arttığı ve azaldığı dönemler olduğunu biliyoruz.We know that there's boom and bust cycles of hunger.
Kamerun, Kuzey Kamerun, açlığın arttığı ve azaldığı dönemler, onlarca yıldır her yıl.Cameroon, northern Cameroon, boom and bust cycles of hunger every year for decades.
Brezilya'daki açlığın çehresini dönüştürüyor, ve belli bir çapta ve fırsatlar yaratıyor.It is transforming the face of hunger in Brazil, and it's at scale, and it's creating opportunities.
Sadece bu da değil, açlığı dönüştürmek bir fırsat, ama sanıyorum zihniyeti değiştirmemiz gerekiyor.Not only that, transforming hunger is an opportunity, but I think we have to change our mindsets.
Bu yüzden sorunlu gıda sistemi hem şişmanlığı hem de açlığı etkiliyor.So the problematic food system is affecting both hunger and obesity.
Açlığı, savaşları, masum insanların öldürülüşünü anlayamıyordum.I couldn't understand the starvation, the destruction, the killing of innocent people.
Emekçinin iştahıdır onu çalıştıran, Çünkü açlığı onu kamçılar.The appetite of the laboring man labors for him; for his mouth urges him on.
O da ne semirtir, ne de açlığı giderir.Neither nourishing nor banishing hunger.
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.They will have no food except bitter thorn,
Ne besler ve ne doyurur, açlığı defeder.Neither nourishing nor banishing hunger.
O ise ne besler ne de açlığı giderir.Neither nourishing nor banishing hunger.
O da ne besler, ne de açlığı giderir.Neither nourishing nor banishing hunger.
Bu diken ne besleyicidir, ne de açlığı giderir.Neither nourishing nor banishing hunger.
Ne besler, ne de açlığı giderir.Neither nourishing nor banishing hunger.
Yunan İnternet girişimi gıda israfını sınırlayıp açlığı durdurmaya yardım ediyorGreek online initiative helps limit food waste, stop hunger
Muhtemel KAE puanları aralığı ile ilişkili açlığın şiddeti aşağıdaki gibidir: [1]The severity of hunger associated with the range of possible GHI scores is as follows: [19]
Batılı güçlerin en büyük korkusu, yoksulluk ve açlığın Almanları komünizme sürükleyeceğiydi.The Western powers worst fear was that the poverty and hunger would drive the Germans to communism.
Aşırı yoksulluğun ve açlığın yok edilmesi.Hunger und Armut grassieren.
Aşırı yoksulluğun ve açlığın yok edilmesi.Réduire l'extrême pauvreté et la faim.
Aşırı yoksulluğun ve açlığın yok edilmesi.¿Cómo es posible acabar con dicha tendencia de pobreza y hambre generalizada?
Buna ek olarak cinsel açlığın giderilmesi konusunda kullanılabileceği görüşü de vardır.Per alcuni possono anche essere un modo per superare l'inibizione sessuale.
Yarışa açlığı ve tutkusu onun yeteneğini 12 yaşında belli ettirmeye başladı.Um dos fatos que demonstram sua paixão e necessidade pela corrida aconteceu aos doze anos.
Bu son kış mevsimi açlığın görüldüğü zamanlardır.Deze winter werd bekend als de Hongerwinter.
Madison, öğrenmeye dönük açlığını özellikle o adama (Robertson'a) bağlamıştır."Madison říkal, že vděčí za svůj talent k učení "především tomu muži (Robertsonovi)".
Romero'ya göre amaçları, film endüstrisinin "garabet açlığından" nemalanmaktı.După afirmațiile lui Romero, ei voiau să capitalizeze „gustul pentru bizar” al industriei cinematografice.
Madison, öğrenmeye dönük açlığını özellikle o adama (Robertson'a) bağlamıştır."マディソンはその勉強好きを「大いにあの人(ロバートソン)」に負っていたと言っていた。
Açlığın eşiğindeki Roma Ordusu da savaşı kabul eder.ローマ軍もまた食料がつきかけており、決戦を受け入れた。
Aile kuşaklardan beri süregelen bir açlığı kalıtım yoluyla almış gibidir.איש לא מצליח להיזכר אם נישפור סבלה אי פעם מרעב כה כבד.
Aşırı yoksulluğun ve açlığın yok edilmesi.Bolo narušené poľnohospodárstvo a prepukla chudoba a hladomor.
Klasik belirtiler sık idrara çıkma, susuzluğun artması, açlığın artması ve kilo kaybıdır.Klasični znaki bolezni so pogosto uriniranje, povečana žeja in lakota ter izguba teže.
Klasik belirtiler sık idrara çıkma, susuzluğun artması, açlığın artması ve kilo kaybıdır.Klassikalised sümptomid on tihe urineerimine, suurenenud janu ja näljatunne ning kaalukaotus.
Açlığın arttığı ve azaldığı dönemler olduğunu biliyoruz. Bunu biliyoruz.Wir wissen das.
Açlığın arttığı ve azaldığı dönemler olduğunu biliyoruz.Chúng ta biết có những chu kỳ bùng nổ nạn đói.
Açlığın arttığı ve azaldığı dönemler olduğunu biliyoruz.Kita tahu ada siklus naik dan turun dalam kelaparan.
Açlığın arttığı ve azaldığı dönemler olduğunu biliyoruz.우리는 기아 문제의 호황과 불황의 주기가 있다는 것을 압니다.