Ana içeriğe geç
Sözlük

açan ile cümle

açan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.E quando matamos o orgasmo, matamos aquela onda de hormonas associadas à fase de apego.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.Et en tuant l'orgasme, vous tuez le flux d'hormones associé à l'attachement.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.Iar când elimini orgasmul, elimini şi potopul de substanţe asociate cu ataşamentul.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.In ko ubijete orgazem, ubijete tisto poplavo substanc, ki so povezane z navezanostjo.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.Keď zabijete orgazmus, zabijete tú záplavu látok spojených s náklonnosťou.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.그리고 오르가즘을 죽이면, 애착과 연관된 호르몬들도 다 죽입니다.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.Och när du dödar orgasmen, dödar du hela den flod av kemiska ämnen som är kopplade till tillgivenhet.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.Und wenn man den Orgasmus abtötet, tötet man alle Stoffe, die für Bindung zuständig sind.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.Và khi bạn làm chết đi sự cực khoái, bạn mất đi luồng chất kích hoạt sự gắn bó.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.Και όταν σκοτώνουμε τον οργασμό, σκοτώνουμε τη χημεία που σχετίζεται και την προσκόλληση.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.А ако спрете оргазма, спира и потока от вещества, свързани с чувството за привързаност.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.И когда убиваешь оргазм, то убиваешь и этот наплыв веществ, отвечающих за привязанность.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.І коли ви вбиваєте оргазм, ви вбиваєте потік речовин, котрі асоціюються з прив'язаністю.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.וכשהורגים את האורגזמה, הורגים את זרם החומרים המתקשרים להיקשרות.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.وحينما تقتل النشوة، فأنك تقتل سيل العقاقير المرتبطة بالتعلق.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.それらは脳内で連関し合っているのです
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.當你埋沒咗高潮,你亦埋沒咗嗰堆聯系着依戀感嘅化學物
Özellikle endişeye yol açan alanlar bulmak güç değildir.Ahhoz sem kell sokáig keresni, hogy különösen aggályos területeket találjunk.
Özellikle endişeye yol açan alanlar bulmak güç değildir.Det er ikke vanskeligt at finde områder, som giver anledning til særlig bekymring.
Özellikle endişeye yol açan alanlar bulmak güç değildir.Es gibt zahlreiche Bereiche, die Anlass zur Besorgnis geben.
Özellikle endişeye yol açan alanlar bulmak güç değildir.Não é difícil encontrar áreas que suscitem preocupações especiais.
Özellikle endişeye yol açan alanlar bulmak güç değildir.Není těžké najít oblasti, které vzbuzují nejvíce obav.
Özellikle endişeye yol açan alanlar bulmak güç değildir.Nie jest trudno znaleźć obszary, które wzbudzają szczególny niepokój.
Özellikle endişeye yol açan alanlar bulmak güç değildir.No resulta difícil encontrar áreas que despierten una preocupación especial.
Özellikle endişeye yol açan alanlar bulmak güç değildir.trouver des domaines suscitant des inquiétudes spécifiques.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.A békefenntartó missziókban való részvétel az ami sok polgárháború megoldásához vezetett.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.C'est cette participation aux missions de paix qui a conduit à la résolution de nombreuses guerres civiles.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.Chính việc tham gia vào các chiến dịch gìn giữ hòa bình đã giải quyết được nhiều cuộc nội chiến.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.Det er denne deltagelse i fredsbevarende missoner som har ført til løsningen på mange borgerkrige.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.É esta participação em missões de manutenção de paz que levou à resolução de várias guerras civis.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.È la partecipazione alle missioni di pace che ha portato alla risoluzione di molte guerre civili.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.Es esta participación en las misiones de paz que ha propiciado la resolución de muchas guerras civiles.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.Het is deze deelname aan vredesmissies die heeft geleid tot de beëindiging van vele burgeroorlogen.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.Je to účast na mírových misích, která vedla k řešení mnoha občanských válek.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.이는 평화를 지키기 위한 임수를 수행하여 수많은 내전들을 끝날 수 있도록 하였습니다.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.Participarea la misiunile de pace a condus la încheierea multor războaie civile.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.To własnie podobny udział w misjach pokojowych przyczynił się do rozwiązania wielu wewnętrznych konfliktów.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.Unsere Beteiligung in Friedensmissionen hat zur Endung vieler Bürgerkriege beigetragen.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.Χάρη στη συμμετοχή μας σε ειρηνευτικές αποστολές έχουμε βοηθήσει στην επίλυση πολλών εμφυλίων.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.Саме участь у миротворчих місіях допомогла зупинити багато громадянських воєн.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.Тяхното участие в мироопазващи мисии е довело до разрешаването на много граждански войни.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.Участие вооружённых сил в миротворческих миссиях способствовало окончанию не одной гражданской войны.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.זוהי ההשתתפות במשימות לשמירת השלום אשר הובילה לפתירת מלחמות אזרחים רבות.
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.ان مشاركة قوات حفظ السلام ومهماتها قد ادت بالفعل لردع الكثير من الحروب الاهلية
Pek çok sivil savaşın çözümüne yol açan da barış koruma misyonlarına olan bu katılımdır.多くの内戦を解決に導くことが できるのです 兵士達は 平和のための道具として
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.A descoberta da penicilina, por exemplo, foi um dos acidentes mais felizes de todos os tempos.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.De exemplu, descoperirea penicilinei, este unul dintre cele mai norocoase accidente din istorie.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Die Entdeckung, die zu Penicillin geführt hat, ist zum Beispiel einer der glücklichsten Unfälle aller Zeiten.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Hãy lấy việc phát minh ra penicillin làm ví dụ, đó là một trong những sự cố đáng mừng nhất trong lịch sử.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Itt van például a penicillin felfedezése, ami egyike minden idők legszerencsésebb véletleneinek.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.예를 들어, 페니실린의 발견은 역사상 가장 운이 좋은 사고였습니다.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.La scoperta della penicillina, per esempio, è uno degli incidenti più fortunati di tutti i tempi.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Například objev, který vedl k penicilinu, je jedna z nejšťastnějších nehod všech dob.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Na przykład odkrycie penicyliny jest jednym ze szczęśliwszych.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Objav, ktorý viedol k penicilínu, napríklad, je jednou z najšťastnejších nehôd všetkých čias.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Odkritje penicilina, na primer, je ena najbolj srečnih nezgod vseh časov.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.התגלית שהובילה לפניצילין, למשל, היא אחת התאונות המשמחות בכל הזמנים.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.الإكتشاف الذي قاد إلى البنسلين مثلا هو واحد من أكثر الحوادث السعيدة على مر الأوقات.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.今までで最高のアクシデントによるものです 生物学者 アレクサンダー・フレミングが ずさんな実験をして
Sadece & menüyü açan simgeyi gösterAfficher uniquement l'icône du lanceur du & menu
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod