açım ile cümle

açım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!¡Ay de la ciudad rebelde, manchada y opresora
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Běda městu tomuto hltavému a poškvrněnému a utiskujícímu.
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Beda tomu odbojnému, poškvrnenému a utiskujúcemu mestu!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Biada temu miastu zmazanemu i splugawionemu, gwałty czyniącemu!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Gorje tisti upornici in gnusnici, temu silovitemu mestu!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Guai alla città ribelle e contaminata, alla città prepotente
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Jaj az ellenszegülõnek és undoknak, az erõszakos városnak!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Khốn thay cho thành bạn nghịch và ô uế, làm sự bạo ngược!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Khốn thay cho thành bạn nghịch và ô_uế , làm sự bạo_ngược !
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!"패역하고 더러운 곳, 포학한 그 성읍이 화 있을진저"
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Malheur à la ville rebelle et souillée, A la ville pleine d`oppresseurs!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Terkutuklah Yerusalem, kota bejat yang suka memberontak terhadap TUHAN dan yang menindas penduduknya sendiri
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!,,Vai de cetatea îndărătnică şi spurcată, vai de cetatea plină de asuprire!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Ve den genstridige, urene, grumme By!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Ve den gjenstridige og urene, staden som er full av vold!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Ve henne, den gensträviga och befläckade staden, förtryckets stad!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Voi uppiniskaista ja saastutettua, voi väkivaltaista kaupunkia!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Wee Jeruzalem, die ongehoorzame, zondige stad vol misdaad en geweld!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Weh der greulichen, unflätigen, tyrannischen Stadt!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Ουαι η παραδεδειγματισμενη και μεμολυσμενη η πολις η καταθλιβουσα
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Горе городу нечистому и оскверненному, притеснителю!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Горко на бунтовния и скверен град, На насилническия град!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!הוי מראה ונגאלה העיר היונה׃
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!ويل للمتمردة المنجسة المدينة الجائرة.
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!這 悖 逆 污 穢 欺 壓 的 城 、 有 禍 了
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!這 悖逆 污 穢欺壓 的 城 、 有 禍了
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Il signor Kimblee non ha pietà per le truppe che falliscono in missione.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Kimblee es despiadado con los hombres que no pueden hacer su trabajo.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Kimblee nie ma litości dla tych, którzy nie wypełnili misji.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Kimblee on armoton sotilaille, jotka eivät tee työtään.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Kimblee viser ingen nåde mod dem, der fejler.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Kimbly visar ingen nåd mot de som misslyckas.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.O Mr. Kimblee não é misericordioso com quem não faz o seu trabalho.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Ο Κίμπλι δεν δείχνει έλεος σε όσους αποτυγχάνουν.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Кимбли беспощаден к тем, кто не может работать.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.Alcuni hanno concluso che possiamo credere solo in un Dio che condivide il nostro dolore.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.Algunos han concluido que sólo podemos creer en un Dios que comparte nuestro Dolor.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.Certains en ont conclus que nous pouvons seulement croire en un Dieu qui partage notre douleur
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.Einige haben geschlussfolgert, dass wir nur an einen Gott glauben können, der unseren Schmerz teilt.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.어떤 사람들은 우리는 우리의 고통을 공유하는 하나님 만을 믿을 수 있다고 결론짓습니다.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.Někteří lidé dospěli k závěru, že můžeme věřit jedině v Boha, který s námi prožívá naši bolest.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.Niektórzy stwierdzili, że możemy wierzyć jedynie w Boga, który dzieli z nami nasz ból.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.Sommigen concludeerden dat we alleen in een God kunnen geloven die ons leed deelt.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.Unii au conchis că putem crede doar într-un Dumnezeu care ne împărtășește durerea.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.Vài người kết luận ta chỉ có thể tin vào Chúa - người sẻ chia nỗi đau của ta.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.Κάποιοι λένε ότι μπορούμε να πιστεύουμε μόνο σ' έναν Θεό που νιώθει τον πόνο μας.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.Някои заключиха, че можем да вярваме само в Бог, който споделя нашата болка.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.היו כאלו שהסיקו שנוכל להאמין רק באלוהים ששותף לכאבנו.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.لقد انتهى البعض إلى أننا يجب أن نؤمن فقط في رب يشاركنا آلامنا.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.何らかの手段で 神は我々の怒り 悲しみ 肉体的苦痛を
Beklenmedik bir ziyaretti, en azından benim açımdan.Am primit această vizită nesolicitată, oricum nu de mine.
Beklenmedik bir ziyaretti, en azından benim açımdan.Ich bekomme also diesen nicht erbetenen, zumindest nicht von mir, Besuch.
Beklenmedik bir ziyaretti, en azından benim açımdan.Ik krijg ongevraagd - tenminste voor mij - bezoek.
Beklenmedik bir ziyaretti, en azından benim açımdan.Je reçois alors cette visite impromptue.
Beklenmedik bir ziyaretti, en azından benim açımdan.어쨋든 예상치 못한 방문이었습니다.
Beklenmedik bir ziyaretti, en azından benim açımdan.Przyszli do mnie z nieproszoną wizytą.
Beklenmedik bir ziyaretti, en azından benim açımdan.Quindi ricevo questa visita non programmata, certamente non da me.
Beklenmedik bir ziyaretti, en azından benim açımdan.Recebi esta espécie de visita não solicitada, pelo menos por mim.
Beklenmedik bir ziyaretti, en azından benim açımdan.Recibo esta inesperada, al menos por mi, visita.
Beklenmedik bir ziyaretti, en azından benim açımdan.Дойдоха да ме посетят, без аз да съм ги търсил.

İlgili Sayfalar