açım ile cümle
açım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ne zaman yiyoruz? Ben açım!When are we eating? I'm hungry!
Ağlamamış genç bir adam acımasızdır ve gülmeyecek yaşlı bir adam bir aptaldır.The young man who has not wept is a savage, and the old man who will not laugh is a fool.
Lütfen bana yiyecek bir şey ver. Çok açım.Please give me something to eat. I am so hungry.
Lütfen bana yiyecek bir şey verin. Çok açım.Please give me something to eat. I am so hungry.
Benim açımdan bir sakınca yoktur.There is no objection on my part.
Ezici bir çoğunluk acımasız cezanın kaldırılması için oy kullandı.An overwhelming majority voted to abolish the brutal punishment.
O kadar açım ki bir atı bile yiyebilirim.I'm so hungry that I could eat a horse.
Ben ayı kadar açım.I'm as hungry as a bear.
Onun o kadar acımasız bir şey yapma yeteneğine sahip olduğunu hiç düşünmemiştim.I never thought he was capable of doing something so cruel.
Bu acımasız kaderin güzel bir örneği.It's a perfect example of cruel fate.
Ben korkunç açım.I am terribly hungry.
Şehir, doğanın acımasız gücü tarafından harap edildi.The city was ruined by the brutal force of nature.
Gençler bugünün acımasız gerçeklerine uymalılar.Teenagers must adapt to today's harsh realities.
Ben şimdi çok açım.I'm very hungry now.
Senin acımana ihtiyacım yok.Spare me the sympathy.
Ben onun o zaman ne kadar acımasız olduğunu hayal edemiyordum.I could not image how cruel he was at that time.
Benim bakış açıma göre, Avustralya dünyadaki en iyi ülkelerden biridir.From my point of view, Australia is one of the best countries in the world.
Öğle yemeği yemediğim için açım.I am hungry because I did not eat lunch.
Kahvaltıdan beri bir şey yemedim ve ben çok açım.I haven't eaten since breakfast and I'm very hungry.
Benim kişisel bakış açıma göre onun fikri doğrudur.From my personal point of view, his opinion is right.
Kahvaltı yapmadığım için şu an çok açım.As I didn't have any breakfast, I am very hungry now.
Acıyıp acımadığını bana bildir.Please let me know if it hurts.
Hayvanları karşı acımasız olmamalısın.You ought not to be cruel to animals.
Onun acımasız sözleriyle çok yaralandı.He was very hurt by her cruel words.
Çok açım, onu yedim.I'm so hungry, I ate it.
Bir at kadar açım.I'm as hungry as a horse.
Kör bir insanla alay etmek acımasızcadır.It is cruel to mock a blind man.
Açım, bu yüzden yiyecek bir şeyler alacağım.I'm hungry, so I'm going to get something to eat.
Ben açım.I'm hungry!
Sabah kahvaltısı için bir şey yemediğimden dolayı şimdi çok açım.Since I didn't eat anything for breakfast, I'm very hungry now.
Acımasızlık, Tanrı'nın ilk özelliğidir.Cruelty, it's the first attribute of God.
Ben çok açım.I'm very hungry.
Gerçekten açım.I'm really hungry.
Çok açım; nerede yiyecek bir şey bulabilirim?I'm very hungry; where can I find something to eat?
Bu son derece acımasız bir savaştı.It was an extremely cruel war.
Japon ve Amerikan güçleri hâlâ acımasızca mücadele ediyorlardı.Japanese and American forces were still fighting bitterly.
Ben her zaman açım.I'm always hungry.
O kadar açım ki bir inek bile yiyebilirim.I am so hungry that I could eat a cow.
Bu sabah erken saatlerden beri yemek yemediğimden dolayı oldukça açım.I'm pretty hungry since I haven't eaten since early this morning.
Sabahın erken saatlerinden beri yemek yemediğim için ben oldukça açım.I'm pretty hungry since I haven't eaten since early this morning.
Keşke bacağım bu kadar çok acımasa.I wish my leg didn't hurt so much.
Öyle açım ki bir at bile yiyebilirim.I'm so hungry I could eat a horse.
O kadar açım ki bir atı yiyebilirim.I'm so hungry I could eat a horse.
Bir acımasız kıyım 1995 yılında Srebrenika'da işlendi.A merciless slaugter had been committed in Srebrenica in 1995.
Ben biraz açım.I'm a little bit hungry.
Biraz açım.I'm a bit hungry.
Tom'un acımasız olması Mary'yi şaşırttı.Tom's lack of compassion surprised Mary.
Açım! Gidip bir akşam yemeği yiyelim lütfen !I'm hungry! Let's go and have dinner please!
Çok açım.I'm so hungry.
Acımasız hükümetler sık sık siyasi muhaliflerini cezaevine sokarlar.Tyrannical governments frequently put their political opponents in prison.
Tom benim acımı paylaştı.Tom has my sympathy.
Kahvaltıdan beri yemek yemedim; Açım.I haven't eaten since breakfast. I'm hungry.
Dünya acımasız.The world is harsh.
İleri yaş acımasızdır.Old age is merciless.
Yemek yemediğim için açım.I'm hungry because I haven't eaten.
Ölüm gizemli, acımasız bir bayandır.Death is a mysterious, merciless lady.
Hâlâ açım.I'm still hungry.
Onlar benim bakış açımı onayladılar.They accepted my point of view.
Onlar benim bakış açımı kabul ettiler.They adopted my point of view.
Onlar benim bakış açımı benimsediler.They adopted my viewpoint.