açıları ile cümle

açıları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
İlerideki videolarda açıların ölçülerini göstermenin diğer yollarından da bahsedeceğim.我們之後會用別的方法討論 邊的關係
İlk durumdaki taban açıları YXZ = YZK. . İkinci durumdaki taban açıları XYZ = YXZ.Базовите ъгли в първия случай са ъгъл YXZ = ъгъл YZX, във втория случай ъгъл XYZ = ъгъл YXZ.
İlk durumdaki taban açıları YXZ = YZK. .첫번째 경우에서 밑각은 각 YXZ와 각 YZX이고, 두번째 경우에서 밑각은 각 XYZ와 각 YXZ입니다 여기에 적어보겠습니다
İlk olarak size ters açıları öğreteceğim. . .Először is, megtanítom a szemközti szögeket. Színt cserélek. Sárgára váltok.
İlk olarak size ters açıları öğreteceğim. . .Então primeiro, eu vou te ensinar sobre ângulos opostos. Deixe-me trocar de cor. Vamos trocar para amarelo.
İlk olarak size ters açıları öğreteceğim. . .Jest tutaj parę ciekawych rzeczy Po pierwsze, nauczę Cię co to jest kąt wierzchołkowy Więc jeśli wiem...
İlk olarak size ters açıları öğreteceğim. . .첫번째로, '대각' (혹은 맞각)에 대해서 배워보겠습니다 다른 색깔을 써볼까요 음... 노란색이 좋을 것 같네요
İlk olarak size ters açıları öğreteceğim. . .On va d'abord voir les angles opposés. Je change de couleur. Je prends du jaune.
İlk olarak size ters açıları öğreteceğim. . .Po prvé, naučíme sa niečo o vrcholových uhloch. Zmeníme si farbu. Dáme si žltú.
İlk olarak size ters açıları öğreteceğim. . .První z nich se týká vrcholových úhlů. Vyměním si barvy. Změním se na žlutou.
İlk olarak size ters açıları öğreteceğim. . .Quindi per prima cosa ti insegno gli angoli opposti. Fammi cambiare colore. Fammi mettere il giallo.
İlk olarak size ters açıları öğreteceğim. . .Първо, ще ви преподам за срещуположните ъгли. Нека да сменим цветовете. Да изберем жълто.
İlk olarak size ters açıları öğreteceğim. . .اولاً، سأعلمكم عن الزوايا المتقابلة بالرأس دعوني ابدل الالوان دعوني استخدم اللون الاصفر
İnsanların hissettiği ve bu ülkede bunca senedir inkar edilen tüm acıları dile getiriyorlar.누가 그들에 게 들어, 그들은 그들의 고통을 똑 고통을 거부이 나라 너무 오래 되었습니다.
İsa'nın çektiği acıları ve çileyi göstermek için tasarlandığı çok açık.Kristovu aj Máriinu bolesť a utrpenie, ktoré museli znášať, máme považovať za cestu.
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››A on jej povedal: Dcéro, tvoja viera ťa uzdravila. Iď v pokoji a buď zdravá a prostá svojej choroby.
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Dar Isus i -a zis: ,,Fiică, credinţa ta te -a mîntuit; du-te în pace, şi fii tămăduită de boala ta.``
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Då sade han till henne: »Min dotter, din tro har hjälpt dig. Gå i frid, och var botad från din plåga.»
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Da sa han til henne: Datter! din tro har frelst dig; gå bort i fred, og vær helbredet for din plage!
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Disse-lhe ele: Filha, a tua fé te salvou; vai-te em paz, e fica livre desse teu mal.
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Ðức Chúa Jêsus phán rằng: Hỡi con gái ta, đức tin con đã cứu con; hãy đi cho bình an và được lành bịnh.
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Ðức_Chúa_Jêsus phán rằng : Hỡi con_gái ta , đức_tin con đã cứu con ; hãy đi cho bình_an và được lành bịnh .
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Él le dijo: --Hija, tu fe te ha salvado. Vete en paz y queda sanada de tu azote
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Gesù rispose: «Figlia, la tua fede ti ha salvata. Và in pace e sii guarita dal tuo male»
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Hij zei tegen haar: "Vrouw, u bent genezen door uw geloof in Mij. Ga met een gerust hart naar huis."
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››예수께서 가라사대 딸아 네 믿음이 너를 구원하였으니 평안히 가라 네 병에서 놓여 건강할지어다
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Mais Jésus lui dit: Ma fille, ta foi t`a sauvée; va en paix, et sois guérie de ton mal.
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Men han sagde til hende: "Datter! din Tro har frelst dig; gå bort med Fred, og vær helbredt fra din Plage!"
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››On ji pa reče: Hči, vera tvoja te je rešila; pojdi v miru in bodi zdrava od nadloge svoje.
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››On pak řekl jí: Dcero, víra tvá tě uzdravila, jdiž u pokoji, a buď zproštěna od trápení svého.)
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Õ pedig monda néki: Leányom, a te hited megtartott téged. Eredj el békével, és gyógyulj meg a te bajodból.
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Zatem jej on rzekł: Córko! wiara twoja ciebie uzdrowiła, idźże w pokoju, a bądź zdrowa od choroby twojej.
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Ο δε ειπε προς αυτην Θυγατερ, η πιστις σου σε εσωσεν υπαγε εις ειρηνην και εσο υγιης απο της μαστιγος σου.
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››А Той й рече: Дъщерьо, твоята вяра те изцели; иди си с мир, и бъди здрава от болестта си.
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Він же рече їй: Дочко, віра твоя спасла тебе. Йди з упокоєм, і будь здорова від недуги твоєї.
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››Он же сказал ей: дщерь! вера твоя спасла тебя; иди в мире и будь здорова от болезни твоей.
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››ויאמר אליה בתי אמונתך הושיעה לך לכי לשלום וחיית מנגעך׃
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››فقال لها يا ابنة ايمانك قد شفاك. اذهبي بسلام وكوني صحيحة من دائك
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››耶 穌 對 他 說 、 女 兒 、 你 的 信 救 了 你 、 平 平 安 安 的 回 去 罷 . 你 的 災 病 痊 愈 了
İsa ona, ‹‹Kızım›› dedi, ‹‹İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.››耶穌對 他 說 、 女兒 、 你 的 信 救 了 你 、 平平安安 的 回去 罷 . 你 的 災 病 痊愈 了
İşte şuradaki açıları ortak.De har altså begge to den vinkel herovre.
İşte şuradaki açıları ortak.여기 있는 각도 공유하게 되겠네요.
İşte şuradaki açıları ortak.Mají společný tento úhel.
İşte şuradaki açıları ortak.Тож, вони обидва ділять той кут ось тут.
İşte şuradaki açıları ortak.Този ъгъл е общ за двата триъгълника.
Kademesinde bulunan en iyi yükseltme açılarına sahiptir.Cuenta con los mejores ángulos de elevación horizontal de su rango.
Kademesinde bulunan en iyi yükseltme açılarına sahiptir.Dále má také nejlepší odměr na své úrovni.
Kademesinde bulunan en iyi yükseltme açılarına sahiptir.Działo to ma najlepsze kąty uniesienia wśród pojazdów tego poziomu.
Kademesinde bulunan en iyi yükseltme açılarına sahiptir.Il possède les meilleurs angles d'élévation horizontale de son rang.
Kademesinde bulunan en iyi yükseltme açılarına sahiptir.Sie hat den besten horizontalen Richtwinkel ihrer Klasse.
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.For jeg holder for at den nærværende tids lidelser ikke er å akte mot den herlighet som skal åpenbares på oss.
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.생각건대 현재의 고난은 장차 우리에게 나타날 영광과 족히 비교할 수 없도다
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.Nebo tak za to mám, že nejsou rovná utrpení nynější oné budoucí slávě, kteráž se zjeviti má na nás.
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.Думаю бо, що муки теперішнього часу недостойні слави, що має явитись в нас.
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.Ибо думаю, что нынешние временные страдания ничего не стоят в сравнении с тою славою, которая откроется в нас.
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.Понеже знаем, че цялото създание съвокупно въздиша и се мъчи до сега.
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.כי אחשב אשר ענויי הזמן הזה אינם שקולים כנגד הכבוד העתיד להגלות עלינו׃
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.فاني احسب ان آلام الزمان الحاضر لا تقاس بالمجد العتيد ان يستعلن فينا.
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.我 想 現 在 的 苦 楚 、 若 比 起 將 來 要 顯 於 我 們 的 榮 耀 、 就 不 足 介 意 了
Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.我 想 現 在 的 苦楚 、 若 比起 將來 要 顯於 我 們 的 榮耀 、 就 不足介意 了

İlgili Sayfalar