Savaştan sonra parti açıktan Almanya karşıtı ve Sovyetler yanlısı propaganda yapacaktır.After the war, its foreign policy was explicitly anti-German and pro-USSR.
Ancak aynı zamanda açıktan kapalıya muazzam bir hareket de olacak.But, also, there's going to be tremendous movement from the open to the closed.
Açıktan satış (yatırımcının sahip olmadığı menkul kıymetleri satması) konusunu işliyoruzSo we're learning about short selling.
Açıktan satış yapanın yararına olan zaman çizelgesini kullanayım -And in the last example-- let me do the timeline where things work out well for the short seller.
Bu durumda açıktan satış yapan ne yapar?So what does the short seller do?
Bakalım açıktan satış yapanın bilanço tablosunu çizebilecek miyim? -So let's say the short seller, right now-- let me see if I can draw his balance sheet.
Açıktan sataş yapanın şu anda malları ve borçları varSo right now, the short seller, he has assets and
Açıktan satış yapanın genelden önceden malları olsun ki hisse alabilsin -But usually he already has to have some assets ahead of time for him to be able to borrow shares.
Açıktan sataş yapanın hesabında 60 lirası varSo let's say that he already has $60 in his account.
Bu kanı ile açıktan satış yapılabilirThen you could short with conviction.
Açıktan satış yapan IBM'in hisse değerinin düşeceği kanısına varırBut he has a lot of conviction that IBM is going to go down.
Bu durum açıktan sataş yapan için gayet karlı oldu.But this was a very good scenario for the short seller.
Açıktan satış yapan bir adet IBM hissesi borç alsınRight? He essentially borrows a share of IBM.
Bence geri dönmeli ve açıktan geçmeliyiz.I think we should turn back and take the outside course.
"Sonra onları açıktan açığa davet ettim."Then I called them loudly and more openly,
Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.He who holds Satan as friend in place of God will assuredly be damned to perdition.
"Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim."And declared to them in public and in private,
Eğer sen, sözü açıktan söylersen, bilesin ki O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.Whether you say a thing aloud or inaudibly, He has knowledge of the secret and the hidden.
Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum.And declared to them in public and in private,
"Ancak ben açıktan açığa korkutmakla görevli olduğum için o bilgi bana vahyediliyor."Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel!If you give charity openly, what an excellent deed it is!
Demişlerdi ki: "Allah'ı bize açıktan göster."They said, “Show us God plainly.”
Eğer sadakaları (zekat ve benzeri hayırları) açıktan verirseniz ne ala!If you give charity openly, that is good.
İster yavaş konuş, ister açıktan, O'na göre birdir.And if thou speakest aloud, then lo!
Açıktan gelen bu para, genelde başka türlü alınamayacak hediyeler ve ürünlere harcanıyor.The extra money is usually spent on gifts and products that would otherwise be unaffordable.
Oylama açıktan yapılır.Es wird abgestimmt.
Ancak buna açıktan açığa ifade eden ayet veya hadis yoktur.Unter Gleichgestellten wird auch nur n (ん) oder un (うん) verwendet.
Her ten rengii açıktan koyuya doğru sıralanmıştır.Die Farbe müsse jeden Sprung ins Tiefe ausdrücken.
İslam'ın ilk yıllarında kocası ile Muhammed'e açıktan cephe alan kişilerin başındaydı.Zusammen mit seinen Verwandten gehörte er in der Anfangszeit des Islam zu den Feinden von Mohammad.
Oylama açıktan yapılır.La motion est votée.
Çılgınca bir kaprisle motive olmuş olarak Nero, açıktan açığa adamlarını şehri yakmaya gönderdi.Motivado por un capricho insano, Nerón envió abiertamente a hombres a incendiar la ciudad.
Tito, Yugoslavya'ya açıktan saldırı olacağı endişesiyle Kominform'un ikinci toplantısına katılmadı.Sin embargo, Tito no asistió a la reunión temiendo que Yugoslavia fuese abiertamente atacada.
Muhammed, Kur'an'ı tebliğ etmeye başlayınca açıktan karşı çıkanlardan birisiydi.Во времена пророка Мухаммада передача Корана осуществлялась главным образом в устной форме.
Oylama açıktan yapılır.Голосование открытое.
Ancak buna açıktan açığa ifade eden ayet veya hadis yoktur.وكنت لا تراه إلا قارئا للقرآن أو مصليا."
Muhammed, Kur'an'ı tebliğ etmeye başlayınca açıktan karşı çıkanlardan birisiydi.De profeet is gesteld tot uitlegging der openbaringen.
Ancak buna açıktan açığa ifade eden ayet veya hadis yoktur.Zo'n helder beeld is duidelijk (distincta) of onduidelijk (confusa).
Oylama açıktan yapılır.Dit is de uitwendige stemming.
Oylama açıktan yapılır.Sprawę poddano pod głosowanie.
Çılgınca bir kaprisle motive olmuş olarak Nero, açıktan açığa adamlarını şehri yakmaya gönderdi.W szalonym kaprysie Neron całkiem otwarcie wysłał swoich ludzi, którzy podpalili miasto.
Başlangıçta, kontralar ABD hükümetinden açıktan mali ve askeri destek aldılar.Därigenom kunde landet börja ta emot militärt och ekonomiskt stöd från USA.
Ancak Sovyetlerin askerî zayıflığı nedeniyle açıktan yüzleşmek o dönem için imkânsızdı.Можливо, це було через його низку військових невдач на той час.
Oylama açıktan yapılır.Az ellenőrzés szavazás által történik.
Ve açıktan açığa “Norveç, işgal edilmelidir” der.Sen jälkeen on merkintä: "oleskelevat luultavasti Norjassa".
Alman solcular ve müslümanlar, İsrail'i açıktan desteklediği için şirketi eleştiriyorlar.Jøder og muslimer har flere gange kritiseret Axel Springer for åbent at støtte Israel.
Ve açıktan açığa “Norveç, işgal edilmelidir” der.«Reikvam: - Håper SV vil være tydelig på at Norge sier stopp».
Tito, Yugoslavya'ya açıktan saldırı olacağı endişesiyle Kominform'un ikinci toplantısına katılmadı.Tito tidak menghadiri pertemuan kedua Kominform, takut bahwa Yugoslavia akan diserang secara terbuka.
Ve açıktan açığa “Norveç, işgal edilmelidir” der.Artinya adalah "Apa yang salah dengan Puerto Riko ketika mereka harus memberontak?"
Oylama açıktan yapılır.Quyết định được đưa ra bằng biểu quyết.
Ancak buna açıktan açığa ifade eden ayet veya hadis yoktur.養子か猶子かは明確ではない。
Ancak buna açıktan açığa ifade eden ayet veya hadis yoktur.於其中間,或有未具,參以所聞,不無因緣。
Ancak buna açıktan açığa ifade eden ayet veya hadis yoktur.그러나 세밀한 생각이 없지 아니하므로 비비상(非非想) 또는 비무상(非無想)이라 한다.
Oylama açıktan yapılır.Явното гласуване е запазено.
Başlangıçta, kontralar ABD hükümetinden açıktan mali ve askeri destek aldılar.Kontraši su od rane faze primali financijsku i vojnu potporu američke vlade.
Oylama açıktan yapılır.Balsavimas atviras.
Açıktan sataş yapanın hesabında 60 lirası varŘekněme, že už má na účtě 60 dolarů.
Açıktan sataş yapanın hesabında 60 lirası var彼は、day0の時点で60ドルを持っている。
Açıktan sataş yapanın şu anda malları ve borçları var - -Nyní, krátký prodávající má aktiva a pasiva. ...
Açıktan sataş yapanın şu anda malları ve borçları var負債を持っています。
Açıktan satış yapan bir adet IBM hissesi borç alsınSprávně? Vlastně si vypůjčil akcii IBM.