açıklar ile cümle

açıklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Tamamen açıklar ve aldatma saldırılarına karşı korunmasızlar.Sunt larg deschise, vulnerabile oricărui atac spoofing.
Tamamen açıklar ve aldatma saldırılarına karşı korunmasızlar.Teljesen nyitottak, kiszolgáltatottak az ilyen támadásoknak.
Tamamen açıklar ve aldatma saldırılarına karşı korunmasızlar.Ze zijn volledig open en kwetsbaar voor een spoofingaanval.
Tamamen açıklar ve aldatma saldırılarına karşı korunmasızlar.Είναι απόλυτα ανοιχτά, ευάλωτα σε μια επίθεση πλαστού σήματος.
Tamamen açıklar ve aldatma saldırılarına karşı korunmasızlar.Они открыты и уязвимы к атакам по принципу "обманки".
Tamamen açıklar ve aldatma saldırılarına karşı korunmasızlar.Те са широко открити, чувствителни за "спуфинг".
Tamamen açıklar ve aldatma saldırılarına karşı korunmasızlar.הם חשופים לגמרי ופגיעים להתקפת הטעיה מעין זו.
Tamamen açıklar ve aldatma saldırılarına karşı korunmasızlar.إنها مفتوحة ، وغير محصنة ضد أي هجوم لخداعها .
Tamamen açıklar ve aldatma saldırılarına karşı korunmasızlar.だとしても つい最近までは
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Božji izrek je na ustnah kraljevih, v sodbi se ne smejo motiti usta njegova.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.De koning is scherpzinnig en zijn vonnissen zijn goed.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Der er Gudsdom på Kongens Læber, ej fejler hans Mund, når han dømmer.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Des oracles sont sur les lèvres du roi: Sa bouche ne doit pas être infidèle quand il juge.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Gudasvar är på konungens läppar, i domen felar icke hans mun.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Guddoms-ord er på kongens leber; hans munn skal ikke forsynde sig når han dømmer.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Hay oráculo en los labios del rey; en el juicio no yerra su boca
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Hotărîri dumnezeieşti sînt pe buzele împăratului, gura lui nu trebuie să facă greşeli cînd judecă. -
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Jósige van a király ajkain; az ítéletben ne szóljon hamisságot az õ szája.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.하나님의 말씀이 왕의 입술에 있은즉 재판할 때에 그 입이 그릇하지 아니하리라
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Kuninkaan huulilla on jumalallinen ratkaisu; hänen suunsa ei petä tuomitessaan.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Lời của Chúa ở môi vua ; Miệng người sẽ không sai_lầm khi xét_đoán .
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Lời của Chúa ở môi vua; Miệng người sẽ không sai lầm khi xét đoán.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Nos lábios do rei acham-se oráculos; em juízo a sua boca não prevarica.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Raja menerima kuasa dari Allah, jadi, ia tidak bersalah dalam keputusannya
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Rozhodnutí jest ve rtech královských, v soudu neuchylují se ústa jeho.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Sprawiedliwy rozsądek jest w wargach królewskich; w sądzie nie błądzą usta jego.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Un oracolo è sulle labbra del re, in giudizio la sua bocca non sbaglia
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Výpoveď Božia je na rtoch kráľových; preto v súde nech sa neprehrešia jeho ústa!
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Weissagung ist in dem Munde des Königs; sein Mund fehlt nicht im Gericht.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Χρησμος ειναι εις τα χειλη του βασιλεως το στομα αυτου δεν σφαλλει εν τη κρισει.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.В устах царя – слово вдохновенное; уста его не должны погрешать на суде.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Присъдата в устните на царя е боговдъхновена; Устата му няма да погрешат в съда.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.קסם על שפתי מלך במשפט לא ימעל פיו׃
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.في شفتي الملك وحي. في القضاء فمه لا يخون
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.王 的 嘴 中 有 神 語 . 審 判 之 時 、 他 的 口 、 必 不 差 錯
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.王 的 嘴中 有神語.審判 之時 、 他 的 口 、 必 不 差錯
Truman'ın eski sözüne inanıyorum, eğer Amerikalılar gerçekleri açıklarsanız doğru şeyi yapacaklardır.Acredito no que Truman disse, que se dermos os factos aos americanos eles farão o que é correto.
Truman'ın eski sözüne inanıyorum, eğer Amerikalılar gerçekleri açıklarsanız doğru şeyi yapacaklardır.전 확신합니다. 옛날 트루먼의 주의, 즉 만약 미국 국민들이 진실을 알게 된다면, 그들은 옳은 일을 한다는 것을요.
Truman'ın eski sözüne inanıyorum, eğer Amerikalılar gerçekleri açıklarsanız doğru şeyi yapacaklardır.אני מאמין מאוד במשפט של טרומן, שאם תביא לאמריקאים את העובדות, הם יעשו את הדבר הנכון.
Truman'ın eski sözüne inanıyorum, eğer Amerikalılar gerçekleri açıklarsanız doğru şeyi yapacaklardır.أعتقد حقا أن خط ترومان القديم ، إنه إذا أعطيت للشعب الأمريكي الوقائع، سوف يفعلون الشيء الصحيح.
Truman'ın eski sözüne inanıyorum, eğer Amerikalılar gerçekleri açıklarsanız doğru şeyi yapacaklardır.アメリカの人たちに事実を知ってもらったら やってくれると信じている そして もう一つ大事なことは これはサリー・ストラザーズじゃないってこと
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.Het is bekend dat trekvogels, bijvoorbeeld, helemaal gedesoriënteerd raken door deze olieboorplatformen.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.Je známe, že migrujúce vtáky, napríklad, sú veľmi dezorientované takýmito ťažobnými plošinami.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.Je známo, že migrující ptáci jsou dezorientování kvůli podobným ropným plošinám.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.알려진 바로는 철새들이 바다의 원유 생산 플랫폼 때문에 방향을 잃는다고 합니다.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.Közismert, hogy a költöző madarak például összezavarodnak a tájékozódásban az ilyen tengeri fúrótornyok miatt.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.Một ví dụ là các loài chim di trú đã bị lạc hướng bởi những dàn khoan này.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.On sait que les oiseaux migrateurs, par exemple, sont très désorientés par ces plate-formes offshore.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.Se sabe que las aves migratorias, por ejemplo, se desorientan mucho con estas plataformas de alta mar.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.Tiedetään, että esimerkiksi muuttolinnut häiriintyvät paljon näistä porauslautoista.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.Und es ist bekannt, dass Zugvögel zum Beispiel die Orientierung verlieren, wegen dieser Offshore-Anlagen.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.Відомо, що, наприклад, мігруючі птахи дуже дезорієнтуються через такі платформи в морі.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.Знае се, че мигриращите птици, например, се объркват, заради тези близо до брега платформи.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.Известно, что мигрирующие птицы, например, очень дизориентируются из-за этих платформ в море.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.וידוע הוא שציפורים נודדות, למשל, מאבדות את ההתמצאות בשל האסדות הללו.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.ومن المعروف أن الطيور المهاجرة ، على سبيل المثال ، تتشتت جداً وبسبب أضواء المنصات البحرية.
Ve biliniyor ki açıklardaki petrol platformları, göçmen kuşları çok etkiliyor.この手のプラットフォームに とても当惑しているそうです しかしこれらのライトを緑色にすれば
Ve daha da önemlisi, merdiven gerçekse, bu bize modern hayattaki daimi tatminsizlik eğilimini açıklar.Co najważniejsze, jeśli schody są prawdziwe, wyjaśnia to podskórne uczucie braku satysfakcji w naszym życiu.
Ve daha da önemlisi, merdiven gerçekse, bu bize modern hayattaki daimi tatminsizlik eğilimini açıklar.Iar cel mai important, dacă scara este reală, atunci s-ar explica persistenta insatisfacţie a vieții moderne.
Ve daha da önemlisi, merdiven gerçekse, bu bize modern hayattaki daimi tatminsizlik eğilimini açıklar."가장 중요한 것은" "만약 그 계단이 실제라면," "현대 생활에서 느끼는 불만족에 대한"

İlgili Sayfalar