açıklama ile cümle
açıklama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Onun açıklamasına izin vereceğim.I'll let him explain.
Onların bunu açıklamasını iste.Ask them to explain it.
Onun bunu açıklamasını iste.Ask him to explain it.
Ondan bunu açıklamasını iste.Ask her to explain it.
Bunu bana açıklamalısın.You should explain it to me.
Dan, Linda'nın her şeyi basına açıklama fikrini reddetti.Dan rejected Linda's idea to expose everything to the press.
Dan, soyadını bile açıklamadı.Dan didn't even reveal his last name.
Dan Linda'ya, açıklamak için sayısız şans verdi.Dan gave Linda numerous chances to explain.
Bunu açıklamak ister misiniz?Would you like to explain that?
Açıklamalar için zaman yok.There's no time for explanations.
En mantıklı açıklama nedir?What's the most logical explanation?
Bu tek mantılı açıklama.It's the only logical explanation.
Daha iyi bir açıklama var.There's a better explanation.
Açıklamak kolay değil.It's not easy to explain.
Açıklamak çok zor.It's very difficult to explain.
Açıklamak çok zor olacak.It'll be very difficult to explain.
Açıklamak o kadar uzun sürmezdi.It wouldn't take all that long to explain.
Açıklamak çok uzun sürecek.It'll take too long to explain.
Açıklamak çok uzun sürecekti.It would take too long to explain.
Lütfen bana açıklamak için bir dakika verin.Please give me a minute to explain.
Bunu açıklamak imkansız.It's impossible to explain.
Tom Mary'ye bir açıklama şansı vermedi.Tom didn't give Mary a chance to explain.
Tom bile Mary'ye bir açıklama şansı vermedi.Tom didn't even give Mary a chance to explain.
Aslında, bunu açıklamak zor.Actually, it's hard to explain.
Bunu açıklamak biraz zor.It's kind of hard to explain.
Başka ne açıklama olabilir?What other explanation can there be?
Onu sana açıklamayacağım.I'm not going to explain it to you.
Onu sana tekrar açıklamayacağım.I'm not going to explain it to you again.
Tom açıklamak istedi ama Mary ona izin vermedi.Tom wanted to explain, but Mary wouldn't let him.
Onu ona açıklamaya çalıştım ama o anlamıyor.I tried to explain it to him, but he doesn't understand.
Tom yaptığı açıklamayı destekleyecek herhangi bir kanıt elde edemedi.Tom was unable to produce any evidence to support his statement.
Konu hiçbir açıklamaya olanak tanımıyor.The matter admits of no explanation.
Onun açıklamasında bazı belirsiz noktalar var.There are some unclear points in his account.
Şikayet etme, açıklama!Don't complain, don't explain.
Açıklamalarını dilemek istemiyorum.I don't want to listen to your explanations.
Belki de açıklamam garip geliyor.Perhaps my explanation sounds strange.
Bu çok yavan bir açıklama.That's a very dry explanation.
Bu, aptallar için bir açıklamadır.This is an explanation for dummies.
Anlamış olsan bile, bu açıklaması zor bir teori.Even having understood, it is a difficult theory to explain.
Ekonomi bakanı haftalık açıklama yapar.The economic minister gives a weekly report.
Ekonomi bakanı aylık açıklama yapar.The economic minister gives a monthly report.
Ekonomi bakanı yıllık açıklama yapar.The economic minister gives a yearly report.
Onun bana bir açıklama getirmesini isterdim.I would like her to give me an explanation.
Açıklama için teşekkürler.Thanks for the clarification.
Tom bir açıklamayı hak ediyor.Tom deserves an explanation.
Çocuklar açıklamaları anlıyor gibi görünmüyorlardı.The children didn't seem to understand the instructions.
Onlar hiçbir açıklama yapmadı.They offered no explanation.
Tom hiçbir açıklama sunmadı.Tom offered no explanation.
Bir açıklama vardı.There was an explanation.
Hiçbir açıklama gerekli değildi.No explanation is needed.
Tom açıklama yapmayı reddetti.Tom refused to explain.
Ne aptalca bir açıklama!What a foolish statement!
Ben bir açıklama yaptım.I made a statement.
Tom'un ne demek istediğini açıklamasını istedim.I asked Tom to explain what he meant.
Tom'dan ne demek istediğini açıklamasını istedim.I asked Tom to explain what he meant.
Bu açıklamaya katılıyorum.I agree with this statement.
Ben Tom'un açıklamasını istedim.I asked Tom to explain.
Tom'un onu bana açıklamasına gerek yok. Ben zaten onu anlıyorum.Tom doesn't need to explain it to me. I already understand it.
Tom'un onu bize açıklamasına gerek yok.Tom doesn't need to explain that to us.
Tom fikrini Mary'ye açıklamaya çalıştı.Tom tried to explain his idea to Mary.