açık ile cümle

açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O onları bir araya getirme sürecini açıkladı.He explained the process of putting them together.
Bunu uzunca açıkladı.He explained it at length.
O, açık ara farkla en iyi öğrencidir.He is by far the best student.
O, açık ara farkla takımda en iyi oyuncudur.He is by far the best player on the team.
O, akşam yemeği partisi ile ilgili bir dakikalık açıklama verdi.He gave a minute description of the dinner party.
Kapıyı açık bıraktığı için onu azarladı.He scolded her for having left the door open.
Onun kapıyı açık tutma alışkanlığı var.He has a habit of keeping the door open.
O, nasıl kaçtığını açıklamak durumunda kaldı.He gave an account of how he had escaped.
O, açık ara farkla en mantıklıdır.He is by far the most sensible.
Niçin gelmediğine dair bir açıklama yapmadı.He gave no explanation why he had been absent.
O, Fransızca ve açıkça görülüyor ki İngilizce konuşabilir.He can speak French, and obviously English.
Bir tekneyi yapma sürecini açıkladı.He explained the process of building a boat.
O, Mary'ye neden onun doğum günü için geç kaldığını açıkladı.He explained to Mary why he was late for her birthday party.
Sade, basit açıklamalar yapar.He gives plain, simple explanations.
O, ne olduğunu tam olarak açıkladı.He described exactly what happened.
O, nasıl ateş yakacağını açıkladı.He explained how to make a fire.
Kuralları ayrıntılı olarak açıkladı.He explained the rules in detail.
O, tartışmaya açık kişi türü değildir.He is not the kind of person who is open to discussion.
O planını hem oğluma hem de bana açıkladı.He explained his plan both to my son and to me.
O, neye karar verildiğini uzun uzadıya açıkladı.He explained at length what had been decided.
Aceleyle, kapıyı açık bıraktı.In haste, he left the door open.
Bir profesyonele göre, bugünkü oyunda kendisiyle ilgili garip bir açıklama yaptı.For a professional, he gave a poor account of himself in today's game.
O, kendini açıkça ifade etti.He expressed himself clearly.
Parası olmadığını bana açıkladı.He explained to me that he had no money.
Makinenin nasıl kullanılacağını bana açıkladı.He explained to me how to use the machine.
O, kuralı bana açıkladı.He explained the rule to me.
Bana pencereyi açık bırakmamı söyledi.He told me to leave the window open.
Bir açıklama için bana baktı.He looked at me for an explanation.
Önerimi açıkça reddetti.He rejected my offer flatly.
Açıklamamdan tatmin olmuş görünüyordu.He seems satisfied with my explanation.
Açıklamamdan memnun görünüyordu.He looked satisfied with my explanation.
Niçin yağmur yağdığını oğluma açıkladı.He explained to my son why it rains.
O, içeri girmemi açıkça reddetti.He flatly refused to let me in.
Teklifimizi açıkca geri çevirdi.He flatly turned down our request.
Kısa bir kaza açıklaması yaptı.He gave a short account of the accident.
O gerçekleri ayrıntılı olarak açıkladı.He explained the facts at length.
Bana hapishanede olduğunu açıkladı.He disclosed to me that he had been in prison.
O, ne gördüğünü detaylı olarak açıkladı.He explained in detail what he had seen.
Planlarını ayrıntılı olarak açıkladı.He explained his plans in detail.
O, fikirlerini öğrencilere açıklayamadı.He couldn't get his ideas across to the students.
O, onun tuhaf davranışı için özel bir açıklama yapmadı.He offered no specific explanation for his strange behavior.
O, durumunu bana açıkladı.He explained his position to me.
O, oldukça açık sözlü bir kişidir.He is an extremely frank person.
Deneyin niçin başarısız olduğunu açıkladı.He explained why the experiment failed.
Sorunu bir örnekle açıkladı.He illustrated the problem with an example.
Onun şansı açık.He is on a roll.
O, onu ayrıntılı olarak açıkladı.He explained it in detail.
O bize yeni bir faturalama sistemi hakkında bir açıklama yaptı.He gave us an explanation about the new billing system.
O, teorisini diyagramlarla açıkladı.He illustrated his theory with diagrams.
O, suyu açık bırakmış olmalı.He must have left the water running.
O suyu açık bıraktı.He left the water running.
O, onu hiç açıklamadı.He didn't explain it at all.
O, açık pencere ile uyudu.He slept with the window open.
O, bütün pencereleri açık tuttu.He kept all the windows open.
Böyle bir şeyi kimin söylediğini açıkça belirtti.He made it clear who had said such a thing.
Onunla evlenmek istediğini açıkladı.He made it plain that he wanted to marry her.
Bir açıklama için ona baskı yapmadı.He didn't press her for an explanation.
O, sırrı ona açıkladı.He revealed the secret to her.
Onun kastettiğini açıkça kavradı.He grasped her meaning clearly.
Onun yardım teklifini açıkça reddetti.He flatly refused her requests for help.
İlgili Sayfalar