açık ile cümle

açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom her zaman düşündüğünü açıkça söyler.Tom always speaks his mind.
Tom Mary'yi partisinde istemediğine açıklık getirdi.Tom made it clear that he didn't want Mary at his party.
Tom bunu size açıklayacak.Tom will explain it to you.
Onun oldukça açık olduğunu düşündüm.I thought it was pretty obvious.
Tom arka kapıyı açık bıraktı.Tom left the back door open.
Tom odadaki herkese planını açıkladı.Tom explained his plan to everyone in the room.
Tom burada olmak istemediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't want to be here.
Tom ağzı açık kalmış görünüyordu.Tom seemed stunned.
Ahır kapısı açıktı.The barn door was open.
O, açık yeşil sütyeni seviyor.She likes the light green bra.
Çoğu insan düşüncelerini açıkça sözle ifade etmekten acizdir.Most people are incapable of verbalising their thoughts clearly.
Onu ona açıklamaya çalıştım ama o anlamıyor.I tried to explain it to him, but he doesn't understand.
Tom yaptığı açıklamayı destekleyecek herhangi bir kanıt elde edemedi.Tom was unable to produce any evidence to support his statement.
Açık bir günde buradan Fuji dağını görebilirsiniz.On a clear day, you can see Mt. Fuji from here.
Çok yorgunum, gözlerimi güçlükle açık tutabiliyorum.I'm so tired, I can hardly keep my eyes open.
Bunları bana açıklayabilir misin?Could you explain them to me?
Önerge açık oylamayla kabul edildi.The motion was carried by a show of hands.
Konu hiçbir açıklamaya olanak tanımıyor.The matter admits of no explanation.
Işıklar açıkken uyuyamam.I can't sleep if the lights are on.
Onun açıklamasında bazı belirsiz noktalar var.There are some unclear points in his account.
Ben her şeyi açıkça duydum.I heard everything clearly.
Yeterince açık olmadığımı düşünüyorum.I think that I wasn't clear enough.
Işık açıkken uyuyamam.I can't sleep with the lights on.
O, cümlenin gerçek anlamını açıklar.She explains the literal meaning of the sentence.
O, cümlenin gerçek anlamını açıklıyor.He explains the literal meaning of the sentence.
O, cümlenin gerçek anlamını açıkladı.She explained the literal meaning of the sentence.
John gözleri açık uyur.John sleeps with his eyes open.
Şikayet etme, açıklama!Don't complain, don't explain.
Açık kahveyi tercih ederim.I prefer weak coffee.
Akşamleyin bana mesaj atacağını söyledin ama açıkça yalan söyledin.You said you would text me in the evening, but you lied, evidently.
Açıklamalarını dilemek istemiyorum.I don't want to listen to your explanations.
Bunun doğru olduğu benim için oldukça açık.It's quite clear to me that this is the truth.
Belki de açıklamam garip geliyor.Perhaps my explanation sounds strange.
Ben her zaman ona açıkça hayran oldum.I always admired her openly.
Bu çok yavan bir açıklama.That's a very dry explanation.
Bu, aptallar için bir açıklamadır.This is an explanation for dummies.
Neden ağzın açık?Why is your mouth open?
Tom ayrıntılı olarak açıkladı ama ben tamamen anlamadım.Tom explained in detail, but I didn't quite understand.
Anlamış olsan bile, bu açıklaması zor bir teori.Even having understood, it is a difficult theory to explain.
Kapıyı açık bırakması çılgınlık.It is crazy of him to leave the door open.
Bütün bunları nasıl açıklayacaksın?How are you going to explain all of these?
Ekonomi bakanı haftalık açıklama yapar.The economic minister gives a weekly report.
Ekonomi bakanı aylık açıklama yapar.The economic minister gives a monthly report.
Ekonomi bakanı yıllık açıklama yapar.The economic minister gives a yearly report.
Dalgıçlar Florida sahili açıklarında binlerce İspanyol altın sikkesi buldu.Divers have found hundreds of Spanish gold coins off the coast of Florida.
Onun bana bir açıklama getirmesini isterdim.I would like her to give me an explanation.
Tom'un nasıl yaptığının ne şekilde açıklanacağını bilmiyorum.I don't know how to explain how Tom did that.
Yatak odası penceresini açık bırakma.Don't leave the bedroom window open.
O koşulları detaylı olarak açıkladı.He described the circumstances in detail.
O resmen adaylığını açıkladı.He officially announced his candidacy.
Tom ve Mary çok arkadaş canlısı ve açık yüreklidirler.Tom and Mary are very friendly and outgoing.
Tom'un niyetleri açıktı.Tom's intentions were obvious.
Tom açıkça bezgindi.Tom was obviously discouraged.
Onların amaçları açıktır.Their intentions are obvious.
Açıkçası, Tom haklıydı.Obviously, Tom was right.
Tom açıkça hatalıydı.Tom was obviously wrong.
Tom çok eli açıktı.Tom was very generous.
Açık artırma bitti.The auction is over.
Tom açıkça ifade etti.Tom stated the obvious.
Kazanan henüz açıklanmadı.The winner hasn't yet been announced.
İlgili Sayfalar