açık ile cümle
açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Suyu açık bırakan Tom değildi.It wasn't Tom who left the water running.
O onu açıklıyor.That explains it.
Başka açıklama yok.There is no other explanation.
Radyo açık.The radio is on.
O profesyonel bir futbol oyuncusu olmak niyetinde olmadığını açıklığa kavuşturdu.He made it clear that he had no intention of becoming a professional football player.
İçeri girin. Kapı açık.Come in. The door is open.
Tom yapılması gerekenleri nasıl açıklayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to explain what needs to be done.
Gökyüzü açık ve yıldızlarla dolu.The sky is clear and full of stars.
Bunu bana kim açıklayabilir?Who is able to explain this to me?
Açık sözlülüğünü takdir ediyorum.I appreciate your candor.
Ne yapılması gerektiğini Tom'a açıklamaya çalışıyorum.I've been trying to explain to Tom what needs to be done.
Ben Tom'a onun bir randevuya ihtiyacı olduğunu açıklamaya çalışıyorum.I've been trying to explain to Tom that he needs an appointment.
Tom'a izin almadan buraya gelmeyi sürdüremeyeceğini açıklamaya çalışıyorum.I've been trying to explain to Tom that he can't keep coming in here without permission.
Bunu biraz daha detaylı açıklamak istiyorum.I'd like to explain this in a little more detail.
Her şeyi açıklamak istiyorum, ancak yeterli zamanımız olduğunu sanmıyorum.I'd like to explain everything, but I don't think we have enough time.
Açıklamana gerek yok.You don't need to explain.
O açıklamayı kabul edemem.I can't accept that explanation.
Tom Mary'nin öldürüldüğü günde nerede olduğunu açıklayamıyor.Tom can't account for his whereabouts on the day that Mary was murdered.
Bunların hiçbirini açıklayamam.I can't explain any of it.
Bunların hiçbirine bir açıklama getiremiyorum.I can't explain any of it.
Hiçbir şey açıklayamam.I can't explain anything.
Her şeyi açıklayamam.I can't explain everything.
Bunun nasıl olduğunu açıklayamam.I can't explain how it is.
Ben onu ondan daha iyi açıklayamam. Keşke açıklayabilseydim.I can't explain it any better than that. I wish I could.
Bunu şimdi açıklayabilirim.I can't explain it now.
Tom onu açıklayamaz.Tom can't explain it.
Onu açıklayamam.I can't explain it.
Bunu açıklayamam.I can't explain it.
Anlamadığımı açıklayamam.I can't explain what I don't understand.
Bundan daha açık yapamam.I can't make it any clearer than that.
Bunun hakkında açık olduğumu düşündüm.I thought I was clear about this.
Tom hakkındaki duygularımı gayet açık belirttiğimi düşündüm.I thought I'd made my feelings about Tom perfectly clear.
Açık olduğunu sanıyordum.I thought that was obvious.
Açıkçası, onun fikrinden o kadar etkilenmedim.Frankly, I'm not that impressed with his idea.
Düşüncelerimizi açıkça söyleyelim.Let's put our cards on the table.
Fikirlerimizi açıkça söyleyelim.Let's put our cards on the table.
Dürüst ve açık olalım.Let's put our cards on the table.
Açık oynayalım.Let's put our cards on the table.
Hadi düşüncelerimizi açıkça söyleyelim.Let's put our cards on the table.
Hadi fikirlerimizi açıkça söyleyelim.Let's put our cards on the table.
Kartlar açık oynayalım.Let's put our cards on the table.
Kartlarımızı açık oynayalım.Let's put our cards on the table.
Açık olanla başlayalım.Let's start with the obvious.
Açık olalım.Let's be clear.
Tom açıkça bir şey saklıyor.Tom is clearly hiding something.
Bir açıklama istiyorum.I want an explanation.
Sadece açık olmak istiyorum.I just want to be clear.
Sadece açıklığa kavuşturma istedim.I just wanted clarification.
Bir açıklama yapmak istiyorum.I'd like to make a statement.
Işıkların açık bırakılmasını ister misin?Do you want the lights left on?
Onu çok açık yapmak istiyorum.I want to make that very clear.
Açıkçası Tom gitmek istemiyordu?Evidently, Tom didn't want to go.
Gözlerini açık tutmanı istiyorum.I want you to keep your eyes open.
Tom açıkça bu işi istemiyor.Tom clearly doesn't want this job.
Bu hikaye açıkça hiçbir türe ait değil.This story belongs clearly to no genre.
Bunu sana açıklamamı ister misin?Do you want me to explain it to you?
Açıkçası yalnız bırakılmak istiyorsun.You obviously want to be left alone.
Tom açıkça orada olmak istemiyor.Tom clearly doesn't want to be there.
Açıklama gerçekte bundan biraz daha karmaşık, ama sen özü anladın.In reality, the explanation is a bit more complicated than this, but you get the gist.
Tekliflerini neden reddettiğini bana açıklayabilir misin?Can you explain to me why you refused their offer?