Her şeyi açıklamam sonsuza kadar sürer.It would take forever for me to explain everything.
İnsanların neden beni aptal yerine koyduklarını nihayet bana açıkladığın için teşekkürler.Thanks for having explained to me at last why people take me for an idiot.
Açıklaman için teşekkürler.Thanks for your explanation.
Onu ben de açıklayamam.I can't explain it either.
Bunun niçin işe yaramayacağını sana açıklamak çok fazla zamanımı alır.It would take me too much time to explain to you why it's not going to work.
Ben çok aptalım...Kendi anlamadığım şeyleri sana açıklamaya çalışıyorum.I'm so dumb... I'm trying to explain things to you that I don't understand myself.
Onu sana açıklamam imkansız.It's impossible for me to explain it to you.
Onun ricasını açıkça reddetmeliydin.You should have refused his request flatly.
Pencereyi açık bıraktın mı?Did you leave the window open?
Açıklamanız inandırıcı olmayacak; o gerçek olamayacak kadar imkansız.Your explanation won't wash; it's too improbable to be true.
Açıklama makul geliyor ama bu sadece tutarlı değil.Your explanation sounds plausible, but it just doesn't hold water.
Fikrini açıkça ifade et.Express your idea clearly.
Senin kararın bir tartışmaya açık.Your decision is open to some debate.
Sizin için açık bırakılmış birkaç üst düzey pozisyon var.There are few high-ranking positions left open for you.
Dikkat etmediğin oldukça açık.It's quite plain that you haven't been paying attention.
Bunu daha önce yaptığın açık.It is plain that you have done this before.
Havasız yaşayamayacağımız açıktır.It is clear that we cannot live without air.
Gökyüzü neredeyse her gün açıktır.The sky is clear almost every day.
Banka, Pazar günleri açık değil.The bank isn't open on Sundays.
Banka ne kadar geç saatlere kadar açık?How late is the bank open?
Banka saat kaça kadar açık?How late is the bank open?
Banka ne zamana kadar açık?How late is the bank open?
Banka kaça kadar açık?How late is the bank open?
Banka açık mı?Is the bank open?
Şaşırdım, kapı açıktı.To my surprise, the door was unlocked.
Heyecanlı kadın kazayı bir nefeste açıklamaya çalıştı.The excited woman tried to explain the accident all in one breath.
Köprü trafiğe açık.The bridge is open to traffic.
Bir açık artırmada tablo satın aldım.I obtained the painting at an auction.
Pazar sabahı hava parlak ve açıktı.It was a bright and clear Sunday morning.
Düzenli olarak açık havada çalışan kişiler uykusuzluk sıkıntısı çekmezler.People who regularly work in the open air do not suffer from sleeplessness.
Açık bilet alalım.Let's get an open ticket.
Masa çekmecesi açık.The desk drawer is open.
Kısa ve öz bir açıklamaya ihtiyacım var.I need a concise explanation.
Öğrenciler öğretmenlerinin etkilerine açıktırlar.Students are open to the influence of their teachers.
Bay Kaifu halka açık konuşmalar yapmaya alışıktır.Mr Kaifu is used to making speeches in public.
Çözümün zaman alacağı konusundaki açıklaması kimseyi tatmin etmedi.His explanation that a solution would take time didn't satisfy anyone.
Niçin geç kaldığını bize açıklamasını talep ettik.We demanded that he explain to us why he was late.
Biz her okulu açık ve her öğretmeni işinde tutmalıyız.We should keep every school open and every teacher in his job.
Takımımızın neden kaybettiğini açıklayabilir miyiz?Can you account for why our team lost?
Hanako'nun Taro ile evlenmek istemediği açıktı.It was clear that Hanako did not wish to marry Taro.
Shinji'nin açlıktan öleceği gün gibi açıktı.It was as clear as day that Shinji would die from hunger.
Bilim adamları gökyüzünün mavi olmasıyla ilgili birçok açıklama ileri sürmüştür.Scientists have come up with many explanations for why the sky is blue.
Ne yapılması gerektiği açık.It is clear what must be done.
Bize bir açıklama yapar mısın?Will you give us a statement?
Bize bir açıklama yapacak mısın?Will you give us a statement?
Ne olduğunu açıklayamıyorum.I cannot account for what has happened.
Neler olduğuna dair detaylı bir açıklamaya ihtiyacımız var.We need a detailed description of what happened.
Yağmurdan sonra açık hava gelir.After rain comes fair weather.
Genelde çocuklar açık havada oynamayı sever.Generally speaking, children like to play outdoors.
Beklenmedik sonuçlar açıklandı.Unexpected results were announced.
Aşağıda açıklanacak veri şu şekilde toplanmıştır.The data to be discussed below was collected in the following way.
Açıkça görmek için çok karanlık.It is too dark to see clearly.
Herhangi bir açıklama yapılmadan kovulduk.We were ordered away without any explanation.
İki kişilik açık büfe öğle yemeği, lütfen.Two for the lunch buffet, please.
Ragbi bir açık hava oyunudur.Rugby is an outdoor game.
Gözlerini açık tutmalısın.You must keep your eyes open.
Açıkçası, yapmak istediğim her şeyi yapmak için zamanım yoktu.I simply haven't the time to do everything I want to do.
Ben onu daha açık renk içinde severim.I'd like it in a brighter color.
Konuyu size daha sonra açıklayacağım.I'll explain the matter to you later on.
O zaten açıklığa kavuşturulmuştur.It's already cleared up.