Şundan yüz tane, bundan yüz tane alırsam, şu veya bunun ne olduğu hiç farketmez.Nếu có một trăm mô hình như thế này, một trăm thế kia, thì chẳng có gì khác mấy so với những thứ này cả.
Şundan yüz tane, bundan yüz tane alırsam, şu veya bunun ne olduğu hiç farketmez.Se eu tiver cem destes, cem daqueles, tanto faz estes como aqueles.
Şundan yüz tane, bundan yüz tane alırsam, şu veya bunun ne olduğu hiç farketmez.Si j'en ai cent de ceux-ci, cent de ceux-là, peu importe ce qu'ils sont, ceux-ci et ceux-là.
Şundan yüz tane, bundan yüz tane alırsam, şu veya bunun ne olduğu hiç farketmez.Si tengo cien de éstos y cien de aquéllos, da igual lo que sean éstos y aquéllos.
Şundan yüz tane, bundan yüz tane alırsam, şu veya bunun ne olduğu hiç farketmez.Wenn ich hundert hiervon habe und hundert davon, macht es keinen Unterschied, was diese und jene sind.
Şundan yüz tane, bundan yüz tane alırsam, şu veya bunun ne olduğu hiç farketmez.Ако имам стотина от тези, стотина от онези, няма особено значение какво са тези или онези.
Şundan yüz tane, bundan yüz tane alırsam, şu veya bunun ne olduğu hiç farketmez.Если у меня есть сотня таких предметов и сотня других, то не важно, что они из себя представляют.
Şundan yüz tane, bundan yüz tane alırsam, şu veya bunun ne olduğu hiç farketmez.Якщо у мене є сотня таких предметів і сотня інших, то неважливо, що вони таке.
Şundan yüz tane, bundan yüz tane alırsam, şu veya bunun ne olduğu hiç farketmez.אם יש לי מאה מאלה, ומאה מאלה, זה לא משנה כלל מה הם אלה ומה אלה.
Şundan yüz tane, bundan yüz tane alırsam, şu veya bunun ne olduğu hiç farketmez.لو عندى المئات من هذا والمئات من تلك، لن يشكل أى فارق ما يكون هذا او ذاك.
Şundan yüz tane, bundan yüz tane alırsam, şu veya bunun ne olduğu hiç farketmez.互いの違いなど無いようなものです くるみから卵 ガラス片 枝に至るまで
Tabii, işlemin sonunda kolumda ağrı ve elimde nasır oluşuyor. Kalçası, şundan daha beter olan,Quando isto acaba tenho o braço dorido, um calo na mão.
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleEen volledige gegevenscontrole uitvoeren na
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleFai un controllo generale dei dati dopo
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleGör en fullständig datakontroll efter
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleOpravi polno preverjanje podatkov po
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleRéaliser une vérification complète après
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleSkontroluj integritu dát po
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleSuorita täysi tietojen tarkistus
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleTeljes adatellenőrzés végrehajtása
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleUdfør et fuldt datatjek efter
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleVerifică integral datele cînd
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleVerificar a integridade dos dados após
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleVerificar la integridad de los datos tras
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleVollständige Datenprüfung durchführen nach
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleWykonaj pełne sprawdzenie danych po wykryciu
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleZkontroluj integritu dat po
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleΠλήρης έλεγχος δεδομένων για πάνω από
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleВыполнять полную проверку данных после
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleПроверка интегритета на данните след
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleПроводити повну перевірку після
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetleتنفيذ a البيانات تفقّد بعد
Tam veri doğruluğunu şundan sonra denetle壊れたピースが次の数を超えたら完全なチェックを行う
Ve sadece şundan bahsetmeye -- (Alkışlar)- als es je hatte.
Ve sadece şundan bahsetmeye -- (Alkışlar)Ik wilde alleen - (Applaus) maar - (Applaus) twee opmerkingen maken.
Ve sadece şundan bahsetmeye -- (Alkışlar)저 멀리 더 높은 곳을 향해 올라갈 수도 있을겁니다. (박수)
Ve sadece şundan bahsetmeye -- (Alkışlar)-- meilleur qu'avant. Et je voulais faire -- (Applaudissements)
Ve sadece şundan bahsetmeye -- (Alkışlar)Şi am vrut să fac -- (Aplauze)
Ve sadece şundan bahsetmeye -- (Alkışlar)-- większego niż kiedykolwiek.
Ve sadece şundan bahsetmeye -- (Alkışlar)Y quería hacer -- (Aplausos)
Ve sadece şundan bahsetmeye -- (Alkışlar)רציתי -- (מחיאות כפיים)
Ve sadece şundan bahsetmeye -- (Alkışlar)-- و هذا ما يحصل دوماً. و هذا ما أردت عمله -- (تصفيق)
Ve sadece şundan bahsetmeye -- (Alkışlar)さて私は・・・ (拍手) ただ・・・
Ve şundan bahsedeceğim -- sizi şimdi bir çiftliğe götüreceğim.Сега ще ви пренеса в една ферма.
Ve şundan bahsedeceğim -- sizi şimdi bir çiftliğe götüreceğim.Et je vais parler -- maintenant je vais vous emmener dans une ferme.
Ve şundan bahsedeceğim -- sizi şimdi bir çiftliğe götüreceğim.E voglio parlarvi -- voglio portarvi in una fattoria, proprio adesso.
Ve şundan bahsedeceğim -- sizi şimdi bir çiftliğe götüreceğim.Ik neem jullie nu mee naar een boerderij.
Ve şundan bahsedeceğim -- sizi şimdi bir çiftliğe götüreceğim.그래서 저는 이런 이야기를 하려고 합니다. 저는 여러분을 지금 당장 농장으로 데려갈 것입니다.
Ve şundan bahsedeceğim -- sizi şimdi bir çiftliğe götüreceğim.Saya akan berbicara -- saya akan membawa anda ke sebuah pertanian sekarang.
Ve şundan bahsedeceğim -- sizi şimdi bir çiftliğe götüreceğim.Si am sa vorbesc-- am sa va duc la o ferma.
Ve şundan bahsedeceğim -- sizi şimdi bir çiftliğe götüreceğim.Zabiorę was teraz na farmę.
Ve şundan bahsedeceğim -- sizi şimdi bir çiftliğe götüreceğim.Θα σας πάω σε ένα αγρόκτημα.
Ve şundan bahsedeceğim -- sizi şimdi bir çiftliğe götüreceğim.כי השתמשתי ברעיון הזה כדי לפתח את ההבנה שלי על מערכת האוכל
Ve şundan bahsedeceğim -- sizi şimdi bir çiftliğe götüreceğim.سأتحدث ,, سآخذكم لمزرعة الآن
Ve şundan bahsedeceğim -- sizi şimdi bir çiftliğe götüreceğim.私はこのアイデアを使って フードシステムの理解を深めたわけですが
Yani bunu şundan çıkarmak, yeşilden pembeye çıkarmakla denktir.Dus als we dit aftrekken van dat equivalente van roze tot groen
Yani bunu şundan çıkarmak, yeşilden pembeye çıkarmakla denktir.Hvis vi trækker det her fra hinanden, er det det samme som at trække det her fra hinanden.
Yani bunu şundan çıkarmak, yeşilden pembeye çıkarmakla denktir.그래서 우리가 이걸 저것에서 뺀것은 초록색에서 분홍색을 뺀 것과 같아집니다.
Yani bunu şundan çıkarmak, yeşilden pembeye çıkarmakla denktir.Zcela jasně se tohle rovná tomuto a tohle tomuto, takže je to jako když odečteme růžové od zeleného.
Zorlanmam da şundan; genelde verdiğim en kısa seminer 50 saat olur.제 도전은 제가 해왔던 가장 짧았던 세미나가 50시간짜리였다는 것이죠.(주:일반적으로 TED 연사는 20분안에 강연을 마쳐야 합니다.)