Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.Descartes poate a făcut multe greșeli, dar aici a avut dreptate.
Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.Descartes pode ter feito muitos erros, mas tinha razão quanto a isto.
Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.Descartes può aver commesso molti errori, ma aveva ragione su questo.
Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.Descartes se mohl dopustit mnoha chyb, ale v tomhle měl pravdu.
Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.데카르트도 많은 실수를 했지만 이것만은 맞았습니다.
Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.lehet, hogy Descartes sok mindenben tévedett, de ebben igaza volt.
Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.Vaikka Descartes on saattanut tehdä paljon virheitä, tässä asiassa hän oli oikeassa.
Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.Декарт много ошибался, но в одном он был прав.
Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.Декарт може да е направил много грешки, но е бил прав за едно.
Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.Декарт може й наробив купу помилок, та в одному він точно був правий.
Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.דקארט עשה אולי הרבה טעויות, אבל הוא צדק בקשר לזה.
Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.قد يكون "ديكارت" قد اقترف العديد من الأخطاء لكنه كان محق بشأن هذا:
Descartes bir çok kez yanılmış olabilir ama şunda haklıydı.自分の意識の存在は 自分では疑えないからです
"Durum kısaca şundan ibaret:"A tények röviden ezek:
"Durum kısaca şundan ibaret: Beş için uzun bir ziyaret sırasında, yıllar önce"De feiten zijn in het kort deze: zo'n vijf jaar geleden, tijdens een langdurig bezoek aan
"Durum kısaca şundan ibaret: Beş için uzun bir ziyaret sırasında, yıllar önce"Τα γεγονότα είναι εν συντομία οι εξής: πέντε περίπου χρόνια πριν, κατά τη διάρκεια μιας μακράς επίσκεψης στο
"Durum kısaca şundan ibaret: Beş için uzun bir ziyaret sırasında, yıllar önce"Факти коротко такі: близько п'яти років тому, під час тривалих відвідин
"Durum kısaca şundan ibaret: Beş için uzun bir ziyaret sırasında, yıllar önce"Факты вкратце таковы: около пяти лет назад, во время длительных посещения
"Durum kısaca şundan ibaret:"Các dữ kiện được một thời gian ngắn này:
"Durum kısaca şundan ibaret:"Dejstva so na kratko ti: Nekateri pet
"Durum kısaca şundan ibaret:"Die Fakten sind kurz diese: Rund fünf
"Durum kısaca şundan ibaret:"Fakta är kortfattat dessa:
"Durum kısaca şundan ibaret:"Fakta-fakta secara singkat ini:
"Durum kısaca şundan ibaret:"Fakta jsou stručně tyto:
"Durum kısaca şundan ibaret:"Fakty są te krótko: około pięciu
"Durum kısaca şundan ibaret:"Fakty sú stručne tieto:
"Durum kısaca şundan ibaret:"Faptele sunt pe scurt urmatoarele:
"Durum kısaca şundan ibaret:"I fatti sono questi in breve:
"Durum kısaca şundan ibaret:"Kendsgerningerne er kort disse:
"Durum kısaca şundan ibaret:"사실은 간략하게 다음 위치 : 일부 다섯
"Durum kısaca şundan ibaret:"Les faits sont brièvement les suivantes:
"Durum kısaca şundan ibaret:"Tosiasiat ovat lyhyesti nämä:
"Durum kısaca şundan ibaret:"Фактите са накратко следните:
"Durum kısaca şundan ibaret:"העובדות הן בקצרה אלה: יש חמש
"Durum kısaca şundan ibaret:"إن هذه الحقائق هي باختصار : بعض خمسة
"Durum kısaca şundan ibaret:に長い訪問中に、数年前
Gerso! Kurtul şundan!Gerso!
Herneyse, Aslında şundan bahsedeceğiz, [Sudan]Anyway, vi vil snakke om [trykker med pind på talende globus der svare:
Herneyse, Aslında şundan bahsedeceğiz, [Sudan] Hayır lanet olası!De todas formas, vamos a hablar sobre [pulsa con el boli en el globo parlante que responde "Sudan"] ¡No!
Herneyse, Aslında şundan bahsedeceğiz, [Sudan] Hayır lanet olası!Maar goed, we gaan het hebben over..
Herneyse, Aslında şundan bahsedeceğiz, [Sudan]В общем, нашей темой будет...
Herneyse, Aslında şundan bahsedeceğiz, [Sudan]בכל מקרה, נדבר על...
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.A minha excitação é: tenho a hipótese de dar algo em troca.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Aufgeregt, weil ich die Gelegenheit habe, etwas zurückzugeben.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Ce qui m'excite: J'ai eu une chance de donner quelque chose en retour.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Ekscytujące, bo mam szansę dać wam coś od siebie.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Entuziasmul meu este: e şansa mea să contribui cu ceva.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Izgatott azért vagyok, mert végre itt az alkalom, hogy visszaadjak valamit.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.제 기쁨은 무언가를 베풀 수 있는 기회를 가지게 되었다는 것입니다.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Mi entusiasmo es porque tengo la oportunidad de dar algo a cambio.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Mijn opwinding is: ik krijg een kans om iets terug te geven.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Moje nadšenie: mám šancu niečo vrátiť.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Moje nadšení: mám šanci něco vrátit.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Sono entusiasta perché ho la possibilità di dare qualcosa in cambio.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Sự phấn khích của tôi là: tôi có cơ hội để đền đáp điều gì đó.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Ο ενθουσιασμός μου είναι γιατί έχω την ευκαιρία να προσφέρω κάτι.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Захоплений тим, що я маю шанс дати вам щось.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Развълнуван, защото това за мен е, шанс да допринеса с нещо.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.Удовольствие потому, что у меня есть возможность поделиться знаниями.
Heyecanım şundan; karşılık olarak bir şeyler verme şansı elde ettim.ההתרגשות שלי היא: אני מקבל הזדמנות להעניק משהו בחזרה.