şu hâlde ile cümle
şu hâlde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Şu halde, bu hareket devam edebilir, fakat içinde ne olduğu hakkında bir fikrin yok.Поэтому внешне такая деятельность может сохраняться, в то время как внутри ты и понятия о ней не имеешь.
Şu halde, buna Vasana enerjisini tespit etmek denir.Así que, esto es lo que se llama localizar esta energía Vasana
Şu halde, buna Vasana enerjisini tespit etmek denir.Donc c'est ce qu'on appelle repérer l"énergie de la vasana.
Şu halde, buna Vasana enerjisini tespit etmek denir.Isto é o que se chama - localizar esta energia "vasana".
Şu halde, buna Vasana enerjisini tespit etmek denir.Joten tämä on se, miten paikallistetaan tämä vasanan energia.
Şu halde, buna Vasana enerjisini tespit etmek denir.Итак, это то, что называется определением причины возникновения энергии данной васаны.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.Alors une fois que vous avez fait cela, l'étape d'après consiste à déterminer de quoi il s'agit.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.Después de haber hecho eso, el próximo paso era enterarse de qué era lo que era.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.După ce ai făcut asta, următoarea etapă este să afli ce este.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.Dus als je dat dan gedaan hebt, is het vervolg te weten wat het is.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.일단 이 일을 끝내고나면 이것이 무엇인지 알아야 합니다
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.Ora, dopo che avete fatto tutto questo, il passo successivo è capire cosa sia.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.Po tym wszystkim trzeba określić, z czym mamy do czynienia.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.Så når man først har gjort det, er det næste stadie at vide hvad det er.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.Seuraavaksi haluaa tietää, mikä se on.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.Und wenn man so weit ist, ist die nächste Stufe, herauszufinden, was es ist.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.Μόλις το κάνεις αυτό, το επόμενο στάδιο είναι να μάθεις τι είναι.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.Итак, следующий этап в том, чтобы узнать, что же это такое.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.Наступне завдання - дізнатись, що ж це таке.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.ואחרי כל זה, השלב הבא הוא למצוא מה זה.
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.وبعض الصفات التي أوضحت بجلاء أنها مشت واقفة،
Şu halde, bunu bitirdiğinizde, sonraki aşama bunun ne olduğunu bilmektir.(笑)
Şu halde, düşünceler kendi kendine oluşmaya başlar... hiçbir şey değil.Así, los pensamientos surgiendo por sí mismos.... nada de nada.
Şu halde, düşünceler kendi kendine oluşmaya başlar... hiçbir şey değil.Donc, les pensées arrivant d'elles-mêmes... rien du tout.
Şu halde, düşünceler kendi kendine oluşmaya başlar... hiçbir şey değil.Niin ajatuksien noustessa itsestään ...niitä ei ole.
Şu halde, düşünceler kendi kendine oluşmaya başlar... hiçbir şey değil.Pensamentos surgindo por si só... nada de mais.
Şu halde, düşünceler kendi kendine oluşmaya başlar... hiçbir şey değil.Мысли возникают сами по себе... вот и всё.
Şu halde en iyi yol...Por isso, a melhor forma...
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Aşa încat evident, civilizaţiile în unele zone sunt mai fragile decât în alte zone.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Do vậy, hiển nhiên, các xã hội ở một số nơi rõ ràng là mỏng manh hơn ở những nơi khác.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Dus, beschavingen in sommige gebieden zijn fragieler dan in andere gebieden.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.사회들이 특정 지역에서 더 쉽게 붕괴된다는 것은 아주 명백합니다.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Por tanto es evidente que las sociedades en algunas áreas son más frágiles que en otras áreas.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Quindi, evidentemente, le società in alcune aree sono più fragili di altre.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Ternyata, peradaban di beberapa tempat lebih rapuh dari tempat lainnya.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Z toho plyne, že společnosti v určitých oblastech jsou méně stálé než v jiných.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Προφανώς λοιπόν, κοινωνίες σε ορισμένες περιοχές είναι πιο εύθραυστες απ' ότι σε άλλες περιοχές.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Отже очевидно, що суспільства в певних районах є більш уразливими ніж в інших.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Така че явно обществата в някои райони са по-крехки, отколкото в други райони.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Так что, очевидно, цивилизации в некоторых районах более хрупкие, нежели в других.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.כך שברור שתרבויות באיזורים מסוימים שבירות יותר מבאחרים.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.في بعض البقاع من العالم تكون ضعيفة عنها في مناطق اخرى.
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?Alors, comment est ce que le cerveau peut être aussi efficace ?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?Așadar întrebarea este, cum reușește creierul să atingă acest nivel de eficiență?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?Así que la cuestión es, ¿cómo es capaz el cerebro de conseguir esa eficiencia?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?Câu hỏi là làm thế nào mà bộ não có thể đạt được sự hiệu quả đó
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?Da fragt man sich, wie erreicht das Gehirn eine solche Effizienz?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?Hoe slaagt het brein erin om dit soort van efficiëntie te bereiken?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?이제 다음 질문입니다. 어떻게 두뇌는 이렇게 뛰어난 효율성을 달성한 걸까요?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?Tak więc mamy pytanie -- jak mózg osiąga taką wydajność?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor? Ve özetlememe izin verin.La domanda è quindi: come fa il cervello ad essere così efficiente?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?Вопрос состоит в том, как мозгу удаётся достичь такого уровня производительности?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?Запитання полягає в наступному, як мозку вдається досягти такої ефективності?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?Така че въпросът е, как мозъкът може да постигне тази ефективност?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?אז השאלה היא, איך המוח מצליח להגיע ליעילות כזו?
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?لذا فإن السؤال هو ، كيف يتمكن الدماغ من تحقيق هذا المستوى من الكفاءة؟
Şu halde soru şu, beyin, bu denli verimliliği nasıl elde ediyor?まとめます。帰結はこうなります。
Şu halde soyumuzun atası İbrahimin durumu için ne diyelim?Ce vom zice dar că a căpătat, prin puterea lui, strămoşul nostru Avraam?
Şu halde soyumuzun atası İbrahimin durumu için ne diyelim?Che diremo dunque di Abramo, nostro antenato secondo la carne
Şu halde soyumuzun atası İbrahimin durumu için ne diyelim?Čo tedy povieme o Abrahámovi, o svojom praotcovi, že čo našiel podľa tela?