şoku ile cümle

şoku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Her sabah ülkedeki kötüleri yok ederek Bütün haksızları RAB'bin kentinden söküp atacağım.Joka aamu minä hukutan kaikki jumalattomat maasta, lopettaakseni kaikki väärintekijät Herran kaupungista.
Her sabah ülkedeki kötüleri yok ederek Bütün haksızları RAB'bin kentinden söküp atacağım.아침마다 내가 이 땅의 모든 악인을 멸하리니 죄악 행하는 자는 여호와의 성에서 다 끊어지리로다
Her sabah ülkedeki kötüleri yok ederek Bütün haksızları RAB'bin kentinden söküp atacağım.Mỗi buổi mai tôi sẽ diệt hết thảy kẻ dữ trong xứ, Ðặng truất mọi kẻ làm ác Khỏi thành Ðức Giê-hô-va.
Her sabah ülkedeki kötüleri yok ederek Bütün haksızları RAB'bin kentinden söküp atacağım.Mỗi buổi_mai tôi sẽ diệt hết_thảy kẻ dữ trong xứ , Ðặng truất mọi kẻ làm ác Khỏi thành Ðức_Giê - hô-va .
Her sabah ülkedeki kötüleri yok ederek Bütün haksızları RAB'bin kentinden söküp atacağım.Morgon efter morgon skall jag förgöra alla ogudaktiga i landet och utrota alla ogärningsmän ur HERRENS stad.
Her sabah ülkedeki kötüleri yok ederek Bütün haksızları RAB'bin kentinden söküp atacağım.Reggelenként elvesztem e földnek latrait, hogy kigyomláljak az Úrnak városából minden gonosztevõt.
Her sabah ülkedeki kötüleri yok ederek Bütün haksızları RAB'bin kentinden söküp atacağım.Sterminerò ogni mattino tutti gli empi del paese, per estirpare dalla città del Signore quanti operano il male
Her sabah ülkedeki kötüleri yok ederek Bütün haksızları RAB'bin kentinden söküp atacağım.Vsako jutro bom zatiral vse brezbožnike iz dežele, da potrebim iz mesta GOSPODOVEGA vse, ki delajo krivico.
Her sabah ülkedeki kötüleri yok ederek Bütün haksızları RAB'bin kentinden söküp atacağım.לבקרים אצמית כל רשעי ארץ להכרית מעיר יהוה כל פעלי און׃
Her sabah ülkedeki kötüleri yok ederek Bütün haksızları RAB'bin kentinden söküp atacağım.باكرا ابيد جميع اشرار الارض لاقطع من مدينة الرب كل فاعلي الاثم
Her sabah ülkedeki kötüleri yok ederek Bütün haksızları RAB'bin kentinden söküp atacağım.我 每 日 早 晨 、 要 滅 絕 國 中 所 有 的 惡 人 . 好 把 一 切 作 孽 的 、 從 耶 和 華 的 城 裡 剪 除
Her sabah ülkedeki kötüleri yok ederek Bütün haksızları RAB'bin kentinden söküp atacağım.我 每日 早晨 、 要滅絕國 中 所有 的 惡人 . 好 把 一切 作孽 的 、 從耶和華 的 城裡 剪除
"Hiçbir şey sokulmuş olduğunu Agatha Teyze ikna olurdu herüf sefih yaşam içine. "haklısınız efendim. fantezi.""아무것도 내가 유인하지 않았 내 이모 아가사 설득하지 않았 것을 잘하지 폭동을 일으키는 생활에. "나는 당신이 바로 각하 공상. "
"Hiçbir şey sokulmuş olduğunu Agatha Teyze ikna olurdu herüf sefih yaşam içine. "haklısınız efendim. fantezi."どんちゃん騒ぎに。"私はあなたが、右の先生である空想。" 私は少しのための私の卵をchamped。
Hızlı, hızlı! Hadi çabuk! İçeri sokun onu.Mişcaţi-vă, haide.
Hızlı, hızlı! Hadi çabuk! İçeri sokun onu.إذهب! إذهب!
İçeri sokun onu.Fart på!
İçeri sokun onu. Harekete hazır olun!Pohyb!
İçeri sokun onu. Harekete hazır olun!Pohyb!
İçeri sokun onu. Harekete hazır olun!Готови за тръгване!
İçeri sokun onu.Metam-no aIi!
İçeri sokun onu.¡Vamos! ¡Métanlo ahí!
İçeri sokun onu.Βάλτε τον εδώ!
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.Alávetettek embereket egy fMRI vizsgálatnak, és amíg ott feküdtek, kaptak bort, egy csövön keresztül.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.De lægger folk i en fMRI skanner, og mens de ligger derinde, gennem et rør, får de lov til at sippe til vinen.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.De lägger folk i en datortomograf, och medan de ligger där får de, genom ett rör, smutta på vin.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.그들은 사람들을 dMRI 스케너에 넣고 그곳에 누워있는 동안 튜브를 통해서 와인을 조금씩 마시게 했습니다.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.Ihmisiä laitettiin fMRI-skanneriin ja heidän siellä maatessaan, he siemailivat viiniä putken kautta.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.Lidé byli položeni do dMRI skeneru, a během toho, co leželi v tunelu, se měli napít vína.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.Ljudi namestijo v fMRI skener in medtem ko v njem ležijo, skozi cevko srkajo vino.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.Pusieron a la gente en un escáner dMRI, y mientras estaban allí, con un tubo, les daban sorbos de vino.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.Robia ľuďom vyšetrenie magnetickou rezonanciou a kým tam ležia, cez trubičku popíjajú víno.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.Wkładają ludzi w skaner fMRI i podczas gdy oni tam leżą, przez rurkę podaje im się wino.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.Ze leggen mensen in een FMRI scanner, en terwijl ze daar liggen, krijgen ze door een buisje wijn te proeven.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.Вкарали хора в фМРТ скенер, и докато те си лежали там, чрез тръбичка, им наливали вино.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.Вони помістили людей в камеру МРТ-сканера і, коли вони лежали там, через трубочку давали відпити трішки вина.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.Людей поместили в fMRI сканер, и пока они в нём находились, через трубочку, они потягивали вино.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.הם הכניסו אנשים לסורק fMRI, ובזמן שהם שכבו שם, היה עליהם לשתות יין דרך צינור.
İnsanları fMRI içine sokuyorlar, ve onlar orada yatarken, tüp içinde, bir yudum şarap tadıyorlar.寝た状態でチューブから ワインを少しずつ飲んでもらいます 目の前の画面にはワインの情報があり
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.A on odpovedal a riekol: Každá zasadená rastlina, ktorej nesadil môj nebeský Otec, bude vykorenená.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.A on odpovídaje, řekl: Všeliké štípení, jehož neštípil Otec můj nebeský, vykořeněno bude.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.A on odpowiadając rzekł: Wszelki szczep, którego nie szczepił Ojciec mój niebieski, wykorzeniony będzie.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Ed egli rispose: «Ogni pianta che non è stata piantata dal mio Padre celeste sarà sradicata
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Il répondit: Toute plante que n`a pas plantée mon Père céleste sera déracinée.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Jezus antwoordde: "Iedere plant die niet door mijn Vader is geplant, zal worden uitgetrokken.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.예수께서 대답하여 가라사대 심은 것마다 내 천부께서 심으시지 않은 것은 뽑힐 것이니
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Men han svarede og sagde: "Enhver Plantning, som min himmelske Fader ikke har plantet, skal oprykkes med Rode.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Men han svarte og sa: Enhver plante som min himmelske Fader ikke har plantet, skal rykkes op med rot.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Ngài đáp rằng : Cây nào mà Cha ta trên trời không trồng , thì_phải nhổ đi .
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Ngài đáp rằng: Cây nào mà Cha ta trên trời không trồng, thì phải nhổ đi.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.On pa odgovori in reče: Vsaka rastlina, katere ni zasadil Oče moj nebeški, se bo izrovala.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Õ pedig felelvén, monda: Minden plánta, a melyet nem az én mennyei Atyám plántált, kitépetik.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Pero él respondió y dijo: --Toda planta que no plantó mi Padre celestial será desarraigada
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Respondeu-lhes ele: Toda planta que meu Pai celestial não plantou será arrancada.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Yesus menjawab, "Setiap tanaman yang tidak ditanam oleh Bapa-Ku di surga akan dicabut
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Ο δε αποκριθεις ειπε Πασα φυτεια, την οποιαν δεν εφυτευσεν ο Πατηρ μου ο ουρανιος, θελει εκριζωθη.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.А Той в отговор рече: Всяко растение, което Моят небесен Отец не е насадил, ще се изкорени.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Він же, озвавшись, рече: Усяка рослина, що не насаджував Отець мій небесний, викоренить ся.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Он же сказал в ответ: всякое растение, которое не Отец Мой Небесный насадил, искоренится;
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.ויען ויאמר כל מטע אשר לא נטע אבי שבשמים עקור יעקר׃

İlgili Sayfalar