Neye mal olacağı umrumda değil! siparişi yetiştirin! "Modayı Detoksla"Het kan me niet schelen wat ervoor nodig is lever de bestelling!
Neye mal olacağı umrumda değil! siparişi yetiştirin! "Modayı Detoksla"Jeg er ligeglad hvordan lever ordren!
Neye mal olacağı umrumda değil! siparişi yetiştirin! "Modayı Detoksla"Minulle on aivan sama, mitä se vaatii toimittakaa tilaus!
Neye mal olacağı umrumda değil! siparişi yetiştirin! "Modayı Detoksla"Mir ist egal, was es braucht liefere die Bestellung aus!
Neye mal olacağı umrumda değil! siparişi yetiştirin!Nem érdekel mi az ára! Vigye a rendelést!
Neye mal olacağı umrumda değil! siparişi yetiştirin!Nezajímají mě následky, vyřiďte objednávku!
Neye mal olacağı umrumda değil! siparişi yetiştirin!Nie obchodzi mnie, co trzeba zrobić. Zrealizować zamówienie!
Neye mal olacağı umrumda değil! siparişi yetiştirin!Non mi importa quanto ci vorrà esegui l'ordine!
Neye mal olacağı umrumda değil! siparişi yetiştirin!Saya tidak peduli bagaimana caranya kirim pesanan ini!
Neye mal olacağı umrumda değil! siparişi yetiştirin!Меня не волнует, сколько времени займет доставка
Neye mal olacağı umrumda değil! siparişi yetiştirin!לא אכפת לי במה זה כרוך תספק את ההזמנה!
Ne zaman açığa çıktığınızı hep bileceksiniz, işte o an siper arama vaktidir.Ihr werdet immer wissen, wenn ihr entdeckt wurdet, und dass es Zeit ist, in Deckung zu gehen.
Ne zaman açığa çıktığınızı hep bileceksiniz, işte o an siper arama vaktidir.Pro velitele je nejdůležitější schopností "šestý smysl" - jeho hodnotu nikdy nepodceňujte.
Ne zaman açığa çıktığınızı hep bileceksiniz, işte o an siper arama vaktidir.Siempre sabréis cuándo os han descubierto, y ese será el momento para que busquéis cobertura.
Ne zaman açığa çıktığınızı hep bileceksiniz, işte o an siper arama vaktidir.Vous serez toujours averti si vous êtes repéré, ce qui vous donne une chance de vous mettre à l'abri.
Ne zaman limitine ula,sıp kullanılmaz hale gelecegini bilmek imkansız.Ei tiedetä, milloin siitä tulee käyttökelvotonta.
Ne zaman limitine ula,sıp kullanılmaz hale gelecegini bilmek imkansız.Ingen kan veta när den tar slut- -och blir oanvändbar.
Ne zaman limitine ula,sıp kullanılmaz hale gelecegini bilmek imkansız.Ingen ved, hvornår den er færdig - - og bliver ubrugelig.
Ne zaman limitine ula,sıp kullanılmaz hale gelecegini bilmek imkansız.Nie wiadomo, kiedy przekroczy granicę i stanie się bezużyteczny.
Ne zaman limitine ula,sıp kullanılmaz hale gelecegini bilmek imkansız.Ninguém sabe quando atingirá o seu limite e se tornará impossível de usar.
Ne zaman limitine ula,sıp kullanılmaz hale gelecegini bilmek imkansız.No hay forma de saber cuándo alcanzará su límite y ya no servirá para nada.
Ne zaman limitine ula,sıp kullanılmaz hale gelecegini bilmek imkansız.Non si sa quando raggiungerà il suo limite e diventerà inutilizzabile.
Ne zaman limitine ula,sıp kullanılmaz hale gelecegini bilmek imkansız.Δεν ξέρεις πότε θα φτάσει στο όριό του, και θα γίνει άχρηστο.
Ne zaman limitine ula,sıp kullanılmaz hale gelecegini bilmek imkansız.Невозможно узнать, когда он достигнет предела и станет непригодным.
Normalde kamu yerleri için eser üretmiyorum, sipariş üzerine çalışmıyorum.Biasanya, saya tidak terbuka untuk umum, saya tidak komersil.
Normalde kamu yerleri için eser üretmiyorum, sipariş üzerine çalışmıyorum.Di solito non faccio opere pubbliche, non faccio opere su commissione.
Normalde kamu yerleri için eser üretmiyorum, sipariş üzerine çalışmıyorum.Normalement, je ne fais pas de travail publique je ne prends pas de commisions.
Normalde kamu yerleri için eser üretmiyorum, sipariş üzerine çalışmıyorum.Normalmente, yo no hago obras públicas, Yo no hago comisiones.
Normalde kamu yerleri için eser üretmiyorum, sipariş üzerine çalışmıyorum.בדרך כלל, אני לא עושה עבודות ציבוריות, אני לא עובד לפי הזמנה.
O kalenin içinde beklemek için sipariş, o sonunda, itaatkar aynı noktada beklerken kaçırılır kadar o yok.Dostaje nakaz udania się do zamku, co robi, po czym jest porywana, gdy posłusznie czeka na swoim miejscu.
O kalenin içinde beklemek için sipariş, o sonunda, itaatkar aynı noktada beklerken kaçırılır kadar o yok.성에서 기다리라는 말을 들은 젤다는 고분고분하게 한 곳에서 기다리다가 결국 납치되고 맙니다
O kalenin içinde beklemek için sipariş, o sonunda, itaatkar aynı noktada beklerken kaçırılır kadar o yok.היא מצווה לחכות בטירה, שזה מה שהיא עושה עד שבסופו של דבר היא נחטפת, בזמן שהיא מחכה בצייטנות באותו מקום.
O kalenin içinde beklemek için sipariş, o sonunda, itaatkar aynı noktada beklerken kaçırılır kadar o yok.誘拐されるまで従順に 城に留まります。 注目すべきは、 最後のボス戦のステージで、
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.A one składały zamówienia na kolejny tydzień.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.A ony mi přitom nadiktovaly objednávky na příští týden.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.Elas davam-me as listas das encomendas para a semana seguinte.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.E mi davano gli ordini per la settimana successiva.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.En ze gaven me hun bestelling door voor de volgende week.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.Et elles me passaient leur commande pour la semaine d'après.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.Iar ele îmi spuneau care e comanda pentru săptămâna următoare.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.그리고 그들은 그 다음주에도 배달을 해달라고 주문하였지요.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.Ők pedig mindig leadták a következő heti rendelésüket.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.Und sie gaben mir ihre Bestellung für die folgende Woche.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.Và họ đặt hàng cho tuần tiếp theo.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.Y me harían el pedido para la semana siguiente.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.Και μου έδιναν τις παραγγελίες τους για την επόμενη βδομάδα.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.А те ми даваха поръчките си за следващата седмица.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.Вони давали мені свої замовлення на наступний тиждень.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.И они делали свои заказы на следующую неделю.
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.והן היו נותנות לי את ההזמנות לשבוע הבא
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.وأأخذ منهم الطلبات للاسبوع المقبل
Onlar da bana gelecek haftanın siparişlerini verirlerdi.私はジュースを届け 2倍の値段で売りました
Online alışveriş için wherethebearsare.tv adresine hemen şimdi girin ve bugün bir DVD sipariş edin!Allez sur notre magasin en ligne via wherethebearsare.tv dès à présent et commandez votre DVD aujourd'hui!
Online alışveriş için wherethebearsare.tv adresine hemen şimdi girin ve bugün bir DVD sipariş edin!Andate sul negozio online a wherethebearsare.tv adesso e ordina il tuo DVD oggi!
Online alışveriş için wherethebearsare.tv adresine hemen şimdi girin ve bugün bir DVD sipariş edin!Vão à nossa loja online em wherethebearsare.tv agora e encomendem o DVD já hoje!
Online alışveriş için wherethebearsare.tv adresine hemen şimdi girin ve bugün bir DVD sipariş edin!Заходите на wherethebearsare.tv и заказывайте прямо сейчас.
Online alışveriş için wherethebearsare.tv adresine hemen şimdi girin ve bugün bir DVD sipariş edin!そう、それから
Orada duranlardan bazıları, ‹‹Sıpayı ne diye çözüyorsunuz?›› dediler.Algunos de los que estaban allí les dijeron: --¿Qué hacéis desatando al borriquillo
Orada duranlardan bazıları, ‹‹Sıpayı ne diye çözüyorsunuz?›› dediler.A niektorí z tých, ktorí tam stáli, im hovorili: Čo to robíte, že odväzujete osľa?
Orada duranlardan bazıları, ‹‹Sıpayı ne diye çözüyorsunuz?›› dediler.Az ott állók közül pedig némelyek mondának nékik: Mit míveltek, hogy eloldjátok a vemhet?