şeyleri ile cümle

şeyleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ben çok aptalım...Kendi anlamadığım şeyleri sana açıklamaya çalışıyorum.I'm so dumb... I'm trying to explain things to you that I don't understand myself.
Eğer küçük şeyleri halledersen, büyük şeyler kendiliğinden hallolur.If you take care of the small things, the big things will take care of themselves.
Şeyleri oldukları gibi almalısın.You must take things as they are.
Şeyleri her zaman çok basite alıyorsun.You always take things too easy.
Şeylerin nerede?Where are your things?
Süt, yumurta, tereyağı ve benzeri şeyleri satın almalısınız.You must buy milk, eggs, butter, and so on.
Değerli şeylerini güvenli bir yerde muhafaza etmelisin.You should keep your valuables in a safe place.
Güvenlik için kadın, değerli şeylerini bankada sakladı.She kept her valuables in the bank for safety.
Diplomasi, en iğrenç şeyleri en hoş şekilde yapmak ve söylemektir.Diplomacy is to do and say the nastiest thing in the nicest way.
Otel kasasında bazı şeylerim var.I have some things in the hotel safe.
Böyle şeylerin var olduğuna inanmıyorum.I don't believe such things exist.
Bu, şeylerin mantık sırasını ters çevirmedir.That's reversing the logical order of things.
Koleje kabul için gerekli şeyleri anlatabilir misiniz.Please tell me the requirements for admission to the college.
O şeyleri hazırlıksız söylüyor.He says things on the spur of the moment.
Bu tür şeyleri araştırmak benim işim.It's my business to investigate such things.
Bilgisayarında ne tür şeylerin var?What kinds of things do you have on the computer?
Bazı şeyleri berbat ettim, keşke tırmanacak bir delik bulabilsem.I've botched things up so bad I wish I could find a hole to climb into.
Bu kırılgan şeyleri güvenli bir yere koyar mısın?Could you put these fragile things in a safe place?
Yakın zamana kadar, ihtiyacımız olan şeylerin çoğu elle yapıldı.Until quite recently, most of the things we needed were made by hand.
Küçük erkek kardeşim uykulu olduğunda sayıklıyor. En garip şeyleri söylüyor.My little brother gets delirious when he's sleepy. He says the weirdest things.
Şeyleri çok ciddiye almayın.Don't take things too seriously.
O kutu bütün bu şeylerin sığması için çok küçük.That box is too small to hold all these things.
Sana gelecek ay elbiselerini ve bazı diğer şeyleri Express Delivery ile göndereceğim.I'll send you your clothes and some other things next month by express delivery.
Şimdi yapacak çok şeylerim var.I have many things to do now.
Dergileri, broşürleri ve benzeri şeyleri bir kenara koymanı istiyorum.I want you to put the magazines, pamphlets and whatnot aside.
Doğru şeyleri öğrenmeliyiz.We have to learn the right things.
Lütfen benim şeyleri ayrı bırakın.Please leave my things alone.
Benim bir evcil hayvan teorim şeylerin uzaktan görülmesidir.A pet theory of mine is that things should be seen from a distance.
Çok sıcak şeyleri yiyemem ya da içemem.I can't eat or drink very hot things.
Şeyleri oldukları gibi görmeliyiz.We must see things as they are.
Küçük şeyleri kendine dert etme.Don't trouble about small things.
Küçük şeyleri kafana takma.Don't trouble about small things.
Kulübeyi temizleyin ve ihtiyacınız olmayan şeyleri atın.Clean out the shed and throw away things you don't need.
Renk tüm görünen şeylerin en kutsal unsurudur.Color is the most sacred element of all visible things.
Lütfen değerli şeyleri burada bırakmayın.Please don't leave valuable things here.
Yaşlı insanlar sık sık yeni şeyleri denemekten korkarlar.Older people are often afraid of trying new things.
O her zaman şeyleri unutur.He is always forgetting things.
O, tatlı şeyleri sevmiyor.He doesn't care for sweet things.
O, şeyleri asla ödünç almaz ya da vermez.He never borrows nor lends things.
O, şimdi odasındaki şeyleri düzenliyor.He is now setting things in order in his room.
O bana yaşımı, adımı, adresimi ve benzeri şeyleri sordu.He asked me my age, my name, my address, and so forth.
Şikâyet edecekleri bir şeyleri yok.They have nothing to complain about.
Skandalla ilgili yapacak bir şeyleri var.They have something to do with the scandal.
Onlar gereksiz şeyleri attılar.They discarded unnecessary things.
Yaşamak için çok az şeyleri var.They have very little to live on.
O, benim için hoşlandığım şeyleri pişiriyor.She cooks things for me that I like.
Babam genellikle bana şeyleri temiz tutmamı söyler.Father often tells me to keep things clean.
Şeyleri olduğu gibi gör.See things as they are.
Şeyleri olduğu gibi kabul al.Take things as they are.
Şeylerin üzerinde çok dikkatlice düşünmeyi seven tipim.I'm the type who likes to think things over very carefully.
Fakat diğer şeylerin de göz önünde bulundurulması gerekirdi.But other things would need to be taken into account as well.
Ben lise mezunuyum yani ben lise problemlerini ve bu gibi şeyleri cevaplayabilirim.I'm a high school graduate so I am that much able to answer high school problems and such.
Gözünüzle gördüğünüz şeylerin doğru olması şart değil.Things that you see with your eyes are not necessarily true.
Jessie bu şeyleri açıkça konuşmaz.Jessie does not speak of these things openly.
Ona geride bıraktığı şeyleri vermek için onu geri çağırdı.She called him back to give him something he had left behind.
Dergileri, broşürleri ve benzeri şeyleri kaldırmanı istiyorum.I want you to put the magazines, pamphlets and whatnot away.
Casuslar senin onların bilmesini istemediğin şeyleri bilmek için işlerini yaparlar.Spies make it their business to know things that you don't want them to know.
O yapmayı bile hiç düşünmediğim şeyleri yapabileceğime inanıyor.He believes that I can do things that I've never even thought of doing.
Arkadaşlar şeyleri birlikte yaparlar.Friends do things together.
Üç kuşak şeyleri üç şekilde görür.Three generations see things three ways.
İlgili Sayfalar