şeyin ile cümle

şeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.1x1の 正方形がある場合、
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.넓이란 어떤 도형이 차지하는 2차 공간을 잰 것을 뜻합니다
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.Area är ett mått på hur mycket yta den här tar upp i två dimensioner Och ett sätt att tänka på area är om
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.Área é a medida de quanto espaço algo ocupa.
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.Areal er målet for, hvor meget plads en vis ting tager.
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.Fläche ist das Maß dafür, wieviel Platz ein Ding hat.
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.Obsah je měřítko toho, kolik objekt zabere místa, dvojrozměrně.
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.Obsah je rozsah, koľko miesta zaberá táto vec.
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.Oppervlakte is de maat voor de hoeveelheid ruimte dit ding nodig heeft.
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.Pole powierzchni mówi nam, jaką powierzchnię to coś zajmuje.
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.Площа вимірює, як багато місця ця фігура займає.
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.Площта измерва колко място заема определено нещо.
Alan, bu şeyin ne kadar yer kapladığıdır.المساحة عبارة عن قياس الحيز الذي يأخذه الشكل
Altı ay önce Stuxnet üzerinde araştırmamıza başladığımızda, bu şeyin amacının ne olduğu tamamen bilinmiyordu.6개월 전, 우리가 스턱스넷에 대한 연구를 시작했을 때 그 목적이 무엇인지 전혀 알 수 없었습니다.
Altı ay önce Stuxnet üzerinde araştırmamıza başladığımızda, bu şeyin amacının ne olduğu tamamen bilinmiyordu.Amikor hat hónappal ezelőtt elkezdtük a Stuxnet kutatását, a féregvírus célja teljesen ismeretlen volt.
Altı ay önce Stuxnet üzerinde araştırmamıza başladığımızda, bu şeyin amacının ne olduğu tamamen bilinmiyordu.Cuando comenzamos a investigar sobre Stuxnet hace 6 meses, el propósito era completamente desconocido.
Altı ay önce Stuxnet üzerinde araştırmamıza başladığımızda, bu şeyin amacının ne olduğu tamamen bilinmiyordu.În urmă cu șase luni când am început cercetarea Stuxnet, scopul lui era complet necunoscut.
Altı ay önce Stuxnet üzerinde araştırmamıza başladığımızda, bu şeyin amacının ne olduğu tamamen bilinmiyordu.Khi chúng tôi bắt đầu nghiên cứu Stuxnet 6 tháng về trước, không một ai biết mục đích của nó là gì.
Altı ay önce Stuxnet üzerinde araştırmamıza başladığımızda, bu şeyin amacının ne olduğu tamamen bilinmiyordu.Όταν πριν από 6 μήνες ξεκινήσαμε την έρευνά μας για το Stuxnet, μας ήταν εντελώς άγνωστος ο σκοπός του.
Altı ay önce Stuxnet üzerinde araştırmamıza başladığımızda, bu şeyin amacının ne olduğu tamamen bilinmiyordu.Когда мы начали исследовать Стакснет полгода назад, было совершенно неизвестно, зачем нужна эта штука.
Altı ay önce Stuxnet üzerinde araştırmamıza başladığımızda, bu şeyin amacının ne olduğu tamamen bilinmiyordu.Коли ми почали досліджувати Стакснет шість місяців тому, було абсолютно невідомо для чого потрібна ця річ.
Altı ay önce Stuxnet üzerinde araştırmamıza başladığımızda, bu şeyin amacının ne olduğu tamamen bilinmiyordu.כשהתחלנו את המחקר שלנו על סטאקסנט לפני שישה חודשים, המטרה של הדבר הזה היתה לגמרי לא ידועה.
Altı ay önce Stuxnet üzerinde araştırmamıza başladığımızda, bu şeyin amacının ne olduğu tamamen bilinmiyordu.عندما بدأنا البحث فيما يخص ستوكسنت منذ 6 اشهر كان الهدف الذي تستهدفه هذه الدودة مجهول تماما بالنسبة لنا
Altı ay önce Stuxnet üzerinde araştırmamıza başladığımızda, bu şeyin amacının ne olduğu tamamen bilinmiyordu.こいつの目的が何なのかまったく分かりませんでした。 唯一分かっていたことは、
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.하지만 이 연구는 또한 여러분을 100퍼센트 보호할 수 있는 방법은 없다는 것을 보여주고 있습니다.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Aber die Experten sagen auch, dass es nichts gibt, das dich zu 100% schützen kann.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Dar tot cercetările spun că nu există nimic care să te protejeze 100%.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.De a kutatások azt is megmutatják, hogy semmi sem fog 100%-os bizonyossággal megvédeni.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Maar de wetenschap toont ook aan dat er geen 100 procent bescherming is.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Mais la recherche montre aussi que rien ne vous protègera à 100%.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Ma le ricerche dicono anche che non c'è niente che possa proteggere al 100%.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Mas a investigação também mostra que não há nada que nos vá proteger a 100%.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Men forskningen visar också att det inte finns någonting som skyddar till 100 procent.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Mutta tutkimusten mukaan mikään ei anna 100-prosenttista suojaa.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Namun penelitian juga menunjukkan bahwa tidak ada yang melindungi 100 persen,
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.No podľa výskumu neexistuje nič, čo by vás ochránilo na 100%.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Pero esas investigaciones también aseguran que no existe nada que pueda protegernos al 100%.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Výzkumy však také ukazují, že vás nic neochrání na 100 procent.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Αλλά η έρευνα έδειξε ότι τίποτα δε μπορεί να σε προστατέψει 100 τοις εκατό.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Но проучванията показват също, че няма нищо, което да ви защити 100 процента.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Однако те же исследования доказывают, что ничто не гарантирует 100% защиты от болезни.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.Хоча ті ж дослідження доводять, що ніщо не може забезпечити 100% захист.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.אבל המחקרים גם מראים שאין שום דבר שמגן עליכם במאה אחוזים.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.لكن الأبحاث تظهر كذلك أنه ليس هناك أي شيء سيحميك بنسبة 100 في المئة.
Ama araştırmalar ayrıca sizi yüzde 100 koruyacak hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.アルツハイマー病に狙われたら逃げる術はないのです
Ama Armstrong'un yemek yerken söylediği şeyin tam tersinde duruyordu --하지만 식사를 하면서 암스트롱이 이 곳에서는 삶의 질을 중요시한다고 했던 말과는
Ama Armstrong'un yemek yerken söylediği şeyin tam tersinde duruyordu --"Mas estava em contraste dissonante
Ama Armstrong'un yemek yerken söylediği şeyin tam tersinde duruyordu --אבל הוא עמד בניגוד עצום למשהו שארמסטרונג אמר כשאכלנו --
Ama Armstrong'un yemek yerken söylediği şeyin tam tersinde duruyordu --ولكنْ على النقيض تماماً من ما ذكره ارمسترونغ أثناء تناولنا للطعام-
Ama Armstrong'un yemek yerken söylediği şeyin tam tersinde duruyordu --「俺はここの暮らしが気に入っているぜ」 という話とはかなり食い違っています
Ama bence iki şekilde de olayı anladınız. Sadece iki şeyin kombinasyonuyla alakalı.Puedo ponerlos en una gráfica, pero quiero aclarar no es necesario ponerlos en la gráfica.
Ama biliyorsunuz, 60larda uzay yarışı sürerken ilk kapitalistik yapılabilecek şeyin하지만, 여러분도 알다시피 1960년대 우주경쟁이 계속되고 있을때 생각해 보면
Ama biliyorsunuz, 60larda uzay yarışı sürerken ilk kapitalistik yapılabilecek şeyin1960年代の宇宙開発競争のとき アメリカ人が月に打ち上げられることになり
Ama biliyorsunuz, 60larda uzay yarışı sürerken ilk kapitalistik yapılabilecek şeyinאבל, הייתם חושבים בשנות השישים, כשמרוץ החלל היה בעיצומו,
Ama biliyorsunuz, 60larda uzay yarışı sürerken ilk kapitalistik yapılabilecek şeyinلكن, تعلمون, إذا أعدتم التفكير في فترة الستينات, حينما كان السباق الفضائي في أوجه,
Ama bunun eğlenceli yanının, sizi tatmin edecek şeyin bunun "doğru" olması bence.Maar het leuke eraan is dat het je plezier zal doen. Dat is waar.
Ama bunun eğlenceli yanının, sizi tatmin edecek şeyin bunun "doğru" olması bence.זה יכול להיות "כיף" להבין למה זה נכון.
Ama bunun eğlenceli yanının, sizi tatmin edecek şeyin bunun "doğru" olması bence.あなたも満足するはずですよ。本当です。 まず、少しだけ、断熱変化について、
Ama, bunun sebebi Maharaji'nin söyledikleri değildi. Söylediği şeyin içeriği değildi daha doğrusu.Non aveva a che fare con quanto aveva detto Maharaji, con il contenuto del suo discorso, ma in quel momento
Amaç, bizden daha büyük olan bir şeyin hizmetinde bir şeyler gerçekleştirme ihtiyacı.Bestimmung: die Sehnsucht zu tun, was wir im Dienste von etwas Größerem als wir selbst tun.
İlgili Sayfalar