şey ile cümle

şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Her şeyde kendi bir yolu var.She has her own way in everything.
Defterine bir şey yazdı.She wrote down something in her notebook.
Tek başına seyahat edecek kadar yaşlıdır.She is old enough to travel by herself.
Şikago üzerinden Boston'dan San Fransisko'ya seyahat etti.She traveled from Boston to San Francisco via Chicago.
O çok az şey yedi.She hardly ate anything.
O, bir çocuktan başka bir şey değildir.She is nothing but a child.
Sanki onun hakkında her şeyi biliyor gibi konuşuyor.She talks as if she knew everything about it.
Aşk ve nefret arasında bir şey hissetti.She felt something between love and hatred.
Ucuz şey giymez.She doesn't wear the cheap stuff.
O, yalnız başına bir şey yapamaz.She is incapable of doing anything alone.
O kendi başına yurt dışına seyahat etmek için yeterince yaşlı değil.She is not old enough to travel abroad by herself.
O, yalnız seyahat etmekten korkardı.She was afraid to travel alone.
Kız bütün gün okumaktan başka bir şey yapmadı.The girl did nothing but read all day.
Boynuna bir şeyin dokunduğunu hissetti.She felt something touch her neck.
Önemli bir şey biliyor gibi görünüyor.She seems to know something important.
Her şeyi kendi tarzıyla yapmış olmalı.She must have everything her own way.
Bana öyle geliyor ki o her şeyi biliyor.It seems to me that she knows everything.
O, ailesiyle her şeyi görüşür.She talks everything over with her parents.
Her şeye ve herkese bir kusur buluyor.She finds fault with everything and everyone.
O, sanki bir şey bilmiyormuş gibi davrandı.She acted as if she knew nothing.
O, orada hiçbir şey yapmadan saatlerce oturacak.She'll sit there for hours without doing anything.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi konuştu.She spoke as though nothing had happened.
Bir şey çaldığını inkar etti.She denied that she had stolen anything.
Okumayı başka her şeyden daha çok sever.She likes reading better than anything else.
O her şeyde hızlıdır.She is quick at everything.
Bir şeyi bitirilmemiş bırakmayı sevmez.She doesn't like to leave anything unfinished.
Benim için herhangi bir şeyi yapmaya gönüllü.She is willing to do anything for me.
O, ağlamaktan başka bir şey yapmaz.She does nothing but cry.
Bir şey yiyecek kadar açtı.She was hungry enough to eat anything.
O olduğunu düşündüğün şey değil.She is not what you think she is.
Şeytan diyor ki onunla evlen.I have half a mind to marry her.
O, şimdiki moda hakkında çok şey bilir.She knows much about recent fashions.
Onun dün yapacak bir şeyi yoktu.She had nothing to do yesterday.
Çocukları için her şeyden vazgeçti.She gave up everything for her children.
O, bizim için her şeyle ilgilenecek.She will take care of everything for us.
O bana yemek için çok şey verdi.She gave me plenty to eat.
O, benim için hoşlandığım şeyleri pişiriyor.She cooks things for me that I like.
O, doğum günüm için bana çok hoş bir şey verdi.She gave me something very nice for my birthday.
O, arabasında yanlış giden bir şey hissetti.She felt something go wrong with her car.
Seyahat planları hakkında emin midir?Is she sure about her travel plans?
O gençken asla şişmanlatan şey yemezdi.When she was young, she would never eat anything fattening.
Onun elinde bir şeyi var.She has something in her hand.
O, etrafına baktı, ama hiçbir şey göremedi.She looked around, but she couldn't see anything.
O, çalışma odasında bir şey yazıyor.She's writing something in her study.
O erkeklerden istediği şeyi almak için güzel görünüşlerini nasıl kullanacağını bilir.She knows how to use her good looks to get what she wants out of men.
O bütün kalbiyle şarkı söylerken seyirci derinden etkilendi.As she sang with all her heart, the audience was deeply moved.
Yeni şeyler öğrenmeye meraklıdır.She is curious to learn new things.
Her şeyi düşürdüm ve bunun için Boston'dan çıkan ilk uçağı yakaladım.She has a negative attitude toward life.
Doğru olduğuna inandığı şeyi yaptı.She did what she believed was right.
Müziği başka bir şeyden daha çok seviyor.She likes music better than anything else.
Oynayan diğer çocukları seyreder ama asla kendisi katılmaz.She watches the other kids playing, but she never joins in.
O, dünyanın her yerinde seyahat etti.She has traveled all over the globe.
O bana hırsızlığın ne kadar yanlış bir şey olduğunu anlattı.She told me how it was wrong to steal.
Onunla görüşecek bir şeyi vardı.She had something to talk over with him.
Onun kulağına bir şeyler fısıldadı.She whispered something into his ear.
O çok utanmış hissetmişti ki hiçbir şey söyleyemedi.She felt so humiliated that she couldn't say anything.
O, şikâyet etmekten başka bir şey yapmaz.She does nothing but complain.
O, herhangi bir şeyden korkmaz.She is not afraid of anything.
O, odayı her temizlemesinde bir şey kırar.She breaks something every time she cleans the room.
O, giydiği şey hakkında özeldir.She is particular about what she wears.

İlgili Sayfalar