şey ile cümle

şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bütün gün oyun oynamaktan başka hiçbir şey yapmaz.He does nothing but play all day.
Yokohama'dan Tokyo'ya trenle seyahat eder.He commutes from Yokohama to Tokyo by train.
Bir korkaktan başka bir şey değildir.He is nothing more than a coward.
O, bir şeye yarar.He is good for something.
O bir şey mırıldanıyordu.He was mumbling something.
Bir şey yapmaya başladığı zaman, o kendini ona adıyor.When he begins to do anything, he devotes himself to it.
Bana o bir şey gizliyor gibi geldi.It occurred to me that he was trying to conceal something.
İçecek bir şeye ihtiyacı var.He needs something to drink.
Sanırım o bir şey planlıyor.I think he is planning something.
Aklında bir şey var gibi görünüyor.He seems to have something on his mind.
Bir şey hakkında endişeli görünüyor.He seems to be worried about something.
O, içmek için soğuk bir şey istiyor.He wants something cold to drink.
O, her şeyi biliyormuş gibi davranıyor.He pretends to know everything.
O her şeyi kendine göre istiyor.He wants everything his own way.
Kendisi için her şeyi yapmayı sever.He likes to do everything for himself.
Her şeyi kendi başına yapmayı sever.He likes to do everything for himself.
Her şeyi biliyormuş gibi konuşur.He talks as though he knew everything.
Sanki her şeyi biliyor gibi konuşuyor.He talks as if he knows everything.
Bir şey yapmadan sık sık saatlerce burada otururdu.He would often sit here for hours doing nothing.
Bir şey yapmadan saatlerce otururdu.He would sit for hours doing nothing.
Çoğunlukla bir şey yapmadan saatlerce otururdu.He would often sit for hours doing nothing.
O, çalışmayı bir şey yapmamaya tercih etti.He preferred working to doing nothing.
Onun yapacak bir şeyi yok.He has nothing to do.
Ona hiçbir şey olmamış gibi gülümsüyordu.He was smiling as if nothing had happened to him.
O yanlış bir şey yapmadı.He did nothing wrong.
O bir şey görmediğini söylüyor. Fakat onun söylediğinin doğru olduğuna inanmıyorum.He says that he saw nothing. However, I don't believe what he says is the truth.
O bir şey söylemedi.He didn't say anything.
Hiçbir şey söylemedi, bu durum onu kızdırdı.He said nothing, which made her angry.
O bir şey başarmış gibi görünmüyordu.He never seemed to accomplish anything.
O, yapmak istediği şey hakkında kararsız görünüyordu.He seemed vague about what he wanted to do.
O her şeyde pasif.He is passive in everything.
O, her şeyde başarılıdır.He is successful in everything.
Bir şeye uzun süre bağlı kalamaz.He can't stick to anything very long.
Her şey hakkında çok titizdir.He is very thorough about everything.
Bir şeye asla uzun süre bağlı kalmaz.He never sticks to anything very long.
Onun her şey için olumsuz bir tutumu var.He has a negative attitude to everything.
O sanki hiçbir şey olmamış gibi kitabı okumaya devam etti.He went on reading the book as if nothing had happened.
Onda yanlış bir şey yok.There is nothing wrong with him.
O, onura her şeyden daha çok değer verir.He values honor above anything else.
O, meyveden başka bir şey yemez.He eats nothing else but fruit.
O, çiçekler hakkında çok şey bilir.He knows a lot about flowers.
Sanırım bizden bir şey gizliyor.I think he is holding something back from us.
İhtiyacımız olan her şeyi bize sağladı.He provided us with everything we needed.
O, zevkten başka hiçbir şey için yaşamaz.He lives for nothing but pleasure.
Dış ilişkiler hakkında çok şey bilir.He knows a lot about foreign affairs.
O yurt dışında seyahat etmeyi sever.He likes to travel abroad.
Onun yurtdışı seyahat deneyimi var.He has experience of foreign travel.
O, tatlı olan herhangi bir şeyden hoşlanır.He likes anything sweet.
O, tatlı şeyleri sevmiyor.He doesn't care for sweet things.
Onun bizden bir şey sakladığından eminim.I'm sure he is holding back something from us.
Gözlüksüz hiçbir şey göremez.He can see nothing without his glasses.
O sıkı çalıştı ama hiçbir şey elde etmedi.He tried hard, but achieved nothing.
O, birçok şeyle ilgilenmektedir.He's interested in many things.
O güçlüdür, cesurdur ve her şeyden önce naziktir.He is strong, brave and, above all, kind.
O, para konusunda bir şey söylemedi.He said nothing as to money.
O, para için her şeyi yapacak.He'll do anything for money.
Para kazanmayla o kadar meşguldü ki başka bir şey düşünecek vakti yoktuHe was so intent on money-making that he had no time to think of anything else.
Para kazanmaktan başka bir şey düşünmez.He thinks of nothing but making money.
Onun yapmasını istediğin her şeyi yapar.He'll do whatever you ask him to.
O, bir yalancıdan başka bir şey değil.He is anything but a liar.

İlgili Sayfalar